İnsan plan yapar, kader gülermiş. Depremin üzerinden 45 gün geçti. 5 Şubat’ta kimsenin tahmin edemediği gelişmeleri 6 Şubat’tan sonra yaşamaya başladık. 50 binden fazla insanımız vefat etti, yüz binden fazla insanımız yaralandı. 14 milyona yakın insan göç etti veya çadırlarda yaşıyor. Annesini, babasını, yavrusunu kaybeden on binlerce insan büyük acılar...
Çocukluğumda rahmetli babam yer sarsıntısı hissettiğinde büyük bir panikle anama “Zelzele oluyor!” derdi. Rahmetli anam da “Ne zelzelesi? Çocukları korkutma! Senin başın çevriniyor.” diye cevap verirdi. Birkaç dakika sonra tek katlı, tek odalı evden kendimizi dışarı attığımızda ahırın ya da samanlığın duvarlarından yıkılan yerleri görür; deprem olduğunu anlardık. 6 Şubat’ta on...
Depremle irfanın aynı cümlede yer almasının alakası sorgulanabilir. Depremin ortaya çıkardığı tezahürlere ve sonuçlara baktığımızda bunların ancak sahip olunan bilgi ve irfanla olabileceğini söylemek mümkündür. Deprem bir tabiat hareketiyle birlikte insanın gönül dünyasında olumlu veya olumsuz gibi gözüken derin izler bırakan sünnetullaha dayalı bir olaydır. Yerine göre sorumlulukları hatırlatan ibret,...
“Geceleyin sizi öldüren, gündüzün de neler yaptığınızı bilen; sonra belirlenmiş eceliniz tamamlansın diye (her) sabah sizi dirilten O’dur. Sonra dönüşünüz yine O’na’dır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.” (Enam, 60) Altı şubat sabahı her zamankinden farklı uyandırdı Rabbimiz bizi. Hem de kendi istediği saatte. Ne tan yerinin ağarmasını ne güneşin...
Mustafa Özcan Dünya ve Türkiye bu dönemde zincirleme felaketler yaşıyor. Şüphesiz örgün ve kurumsal eğitim de bundan nasibini alıyor. Pandemi döneminde uzaktan eğitim programına ağırlık verilmişti. Zira Covid 19 virüsünün bulaşıcı olması nedeniyle yüz yüze eğitime kısmen veya tümüyle ara verilmişti. Pandemi dönemini zar zor atlatırken şimdi de karşımıza deprem...
Değerli arkadaşlar, Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla depremle ilgili pek çok söz söylendi, yazı yazıldı. Bütün bunlardan “Yönetim, her an deprem olacakmış gibi hazırlık yapmalı, halk ise hiç deprem olmayacakmış gibi olağan yaşamını sürdürmeli. Depremle ilgili mevzuları çok dinleyip, deprem korkusu yaşayarak ölmeyin.” gibi bir sonuç çıkarmamız mümkündür. Geçen hafta deprem...
Sen seni, ben beni, gel bırakalım, Yani demem o ki; bırak akalım… Sen senin nen varsa at git yakandan, Ben de geçip benim sandıklarımdan… Sen var seni erit bir “Huu” sesinde, Ben beni sileyim son nefesimde… Sen seni yak pervaneler misali Ben beni yakayım bulup visali… Hadi gel yanalım aşk...
28 Şubat acıları ve zulümleri kalbimizde bir kez daha tazelenirken o günkü manşetleri ve oluşturulan gündemi kısaca bir hatırlayalım isterseniz; “Beceremediniz artık bırakın”, Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı, Fadime Şahin hikâyeleri “Aczimendiler yine sahnede” “Tarikat Şeyhleri Çankaya’da “Gülen de uyardı” “Muhtıra gibi tavsiye” “Ordudan son uyarı” “Gerekirse silah da kullanırız” “Başörtülüler...
Her ne kadar yazının başlığına taşıdığımız ifade klişe bir söz gibi gelse de bilhassa geçen on beş gün içerisinde yaşadığımız ve anlatmaya kelâmın da kalemin de kifayetsiz kaldığı, tarif edilemez acının üzerine ülkemde yaşananlar bir kez daha “canlı” ile “insan” arasındaki farkı tefrik etmemize neden oldu. Birçoğumuzun zaten malumu olan...
Bazı dramatik anlar vardır, insan ne söyleyeceğini bilemez, ne yapacağına karar veremez; bilir ki ne söylese eksik kalacak, ne yapsa derde derman olamayacaktır. Deprem de böyle anlardan biri. Saniyelerin yıl gibi geldiği deprem anını, ancak yaşayanlar bilir. Dünya onların başına yıkılmıştır çünkü. Moloz yığınlarının altında onlar kalmıştır. Türkiye’miz, 06 Şubat...
Maraş depremi, Türkiye’de iki zihniyetin kendini ifade etmesine zemin hazırladı. Bir taraf, ki büyük çoğunluk buradadır, deprem haberini alır almaz, siyasî hesap yapmadan, fiilen yardıma koşmak dahil her türlü destek için harekete geçti. Diğer taraf ise, depremi mevcut yönetime yıkarak siyasî rant elde etmek için enerjisini sarf etti. Bu kesim...