06 Şubat 2023 sabahına son yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerle gözlerimizi açtık. 7,7 ve arkasından gelen 7,6 şiddetindeki sarsıntılardan bölgedeki şehirlerde yaşayan yaklaşık 13,5 milyon insanımız direkt olarak etkilendi. Yaşanılan bu felaketi maddi ve manevi anlamda hissetmeyen bölgemiz ve insanımız kalmazken, şu ana kadarki bilgilere göre...
Miraç Kandili ve Kudüs fethine armağan olsun! Depremin sünnetullahla alakalı maddi ve şaşmaz işaretleri olduğu gibi bir de dalgalı gaybi boyutları vardır. Sünnetullah boyutu gereği ihmallerimizden sorumluyuz. Buna mukabil gaybi boyut bizim dahlimizin dışında gelişir. Bu boyut üzerinden Allah, depremzedelere ve onlar üzerinden de insanlara ve zamana ve mekana mesaj...
Düşünsenize asırların en büyük felaketinden biri yaşanırken… Ülkemizde; Herkes depremde zarar görenlerle ilgileniyor. Ne iftira atan var ne yalan söyleyen. İhmal varsa onları sonraya bırakalım ihmal ve kasıt varsa onların takipçisi olalım, diyor. Yağma yapan Türk de var yabancı da var, ortalığı karıştırmadan yağma yapanları adalete teslim edelim, diyor. Yardım...
Yurt ve yuvanın harap olduğu, bedenlerle birlikte ruhların da yaralanıp kırık dökük hale geldiği böyle bir dönemde söze girmek en zoru olsa gerek. Bazen hiçbir kelam meramımızı ifadeye kafi gelmiyor. Elbette bilgi ve bilgeliği içine alan her söz, böyle zamanlarda cemiyetin yıkılan binalarının yanında yaralı gönüllerini de toparlayıp, tamir etmek...
Depremin 5. gününde, Cumartesi gece saat 12.30, Elbistan Yaşam Hastanesinin yanında yaktıkları ateş başında -10 derecede ısınmaya çalışan iki amca, gözleri yaş, gönülleri keder dolu… Evleri yıkılmış, evlatlarını, torunlarını kaybetmişler. Hal, hatır sorduk, mütevekkiller iliklerine kadar. Nakit yardım teklif ettiğimizde “Hayır gardaşım, paramız var, ama hanımların sırtında mont yok, ayaklarında...
Ülkemiz son yılların hatta son yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bilim adamlarınca 6 Şubatta yaşadığımız deprem, 1939 dan sonra en büyük felaket olarak tanımlanıyor. 500 kilometreden daha geniş bir alanı, 10 ilimizde yaşayan yaklaşık 13.5 milyonu direkt ilgilendiren ama dünyada etkisi itibari ile çok tartışılan...
Deprem felaketi ilk andan itibaren hepimizi kuşattı. Günlerimiz, gecelerimiz deprem haberlerini takiple geçiyor. Enkaz altında bildiklerimiz, tanıdıklarımız, dostlarımız var; velhasıl biz varız, kulağımız kirişte. Bu büyük felaket milletimizde var olan o müthiş yardımlaşma ve dayanışma şuurunu açığa çıkardı. Kim öne düşerse düşsün, ona destek olanlar var. Bizzat kendi yola düşenler...
Depremin yaraları illâ ki sarılacak. İnsanlar normal yaşantısına dönecek. Ölenler belki kurtulmuş olacak, kalanlar yakınlarının acılarını iliklerine kadar yaşayıp ölmeyi, ölenlere kavuşmayı bekleyecek. Yıkılan binaların yerine yenileri inşa edilecek. Kör topal da olsa bir düzen kurulacak. Dünyada kalanlar için hayat devam edecek kaldığı yerden. Başka neler devam edecek kaldığı yerden...
Deprem Türkiye’nin gerçeklerinden; bu amansız gerçek kendini unutturduğu bir anda, yeniden baş gösteriyor. Biz de her defasında şaşırmış gibi yapıyoruz. 1939 Erzincan depremi, şehri haritadan silmişti. Bugün Erzincan’a gidenler, o tarihî şehirden neredeyse hiçbir şey bulamazlar. Arada bazı küçük veya orta boy hatırlatmalar sayılmazsa, 1999 Adapazarı depremi yine 60 yıllık...
“İzâ zulzileti’l-arzu zilzâlehâ… (Yeryüzü şiddetli bir depremle sarsıldığında…)” âyetiyle başlar, Zilzâl Sûresi, kıyâmet gününün Kur’ân-ı Kerîm’deki tasvirlerinden birisidir bu… Bu zelzeleyi “zelzele-yi ekber” (en büyük deprem) ifâdesiyle nitelendirmek mümkündür… Ancak, kıyâmet gününden önce, âdetâ o günün bir nümûnesi olarak kimi depremlere şâhid olagelmiştir insanlık ki bunlardan birisini daha dün milletçe...
Bir kiraz ağacının doğal meyve kapasitesi beş sandık kiraz ise o ağaçtan on sandık kiraz almak mümkün değildir. On sandık almaya çalışırsanız değişik ilaçlar vermelisiniz ama o zaman da hormonlu meyve alırsınız. Bu sefer insanlara zararlı meyve satarak onların hakkına girmiş olursunuz. Sadece sattığınız kişilerin değil onlarla muhatap olabilecek herkesin...