Bilindiği üzere 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin kabul edilmesiyle birlikte “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” ilan edilmiştir. Özellikle savaş ve yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve yaşam şartlarını iyileştirmek amacıyla 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından çocuk haklarını güvence altına alan 54 maddeden oluşan “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” imzalamıştır.
Bilindiği üzere çocuklar, her zaman suiistimale açık, korunmaya muhtaç dünyanın en savunmasız bireyleridir. Her çocuk yetişkin insanlar gibi doğuştan itibaren başta yaşama hakkı olmak üzere, eğitim ve sağlık desteği alma, beslenme, barınma, fiziksel ve psikolojik sömürüye karşı korunma, sosyal hizmetlere erişim gibi temel haklara sahip olarak dünyaya gelirler. UNİCEF’in “Dünya Çocuklarının Durumu Raporunda” 8 milyar civarında olduğu sanılan dünya nüfusunun 2,2 milyarının çocuklardan oluştuğu ifade edilmektedir. Ne yazık içinde bulunduğumuz sözde uygar dünyada çocuklarımız, İnsan kaçakçılığı, istek dışı evlilik, kadın ticareti, çocuk askerliği, çocuk işçiliği, organ mafyası, fuhuş sektörü, dilenci şebekeleri, misyoner teşkilatları, madde bağımlılığı örgütleri gibi çeşitli suç örgütleri ve savaşların ortaya çıkardığı tehditlerin içinde yaşam mücadelesi vermektedir.
Gazze’de Siyonist İsrail tarafından 7 Ekim 2023 ten beri acımasızca sürdürülen soykırımda 17 binden fazla çocuğun katledildiği binlercesinin yaralandığı, 600 binden fazlasının eğitim öğretim haklarından mahrum bırakıldığı, binlercesinin anasını, babasını kaybederek yetim kaldığı, yine Doğu Türkistan’da, Lübnan’da Arakanda, Suriye’de, Yemende yaşanan savaş ve işgal sebebiyle sağlıklı gıdaya erişemediklerinden ölümle karşı karşıya kaldıkları, özel hastanelerde haksız kazanç uğruna yoğun bakımlarda ölüme terkedildikleri, tacize, tecavüze uğradıkları bir dünya da “Dünya Çocuk Hakları Günü”ünden söz etmek en azından çocuklara karşı yapılan ihanettir.
Her çocuk doğuştan itibaren başta yaşama hakkı olmak üzere, eğitime erişim ve sağlık desteği alma, beslenme, barınma, fiziksel ve psikolojik sömürüye karşı korunma gibi temel haklara sahiptir. Çocuklar gerek bedensel gerekse zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamaları nedeniyle insanlar içinde ilgiye, alâkaya, sevgiye, sosyal güvence ve yardıma en çok muhtaç yüzünün en savunmasız varlıklarıdır. Bu nedenle 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kabul edilmiş olması çok anlamlıdır.
Sözleşmede özel olarak nerede doğduklarına ve kim olduklarına, cinsiyetlerine, ırk, din ve dillerine bakılmaksızın çocukların; başta insana yakışır bir yaşam sürme ve gelişme, eğitime erişim, temel gıdaya ulaşım, eğlence ve dinlenme, sosyal ve kültürel etkinliklere sahip olma, istismar ve ihmalden korunma, kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme gibi çocuk kaklarına dair çok önemli haklar kâğıt üzerinde garanti altına alınmıştır.
Ne yazık ki, mezkûr sözleşmede çocuk hakları dile getirilirken, Siyonist İsrail tarafından hunharca katledilen çocukların hakları hesaba katılmamıştır. 7 Ekim 2023 gününden beri 17 binden fazla çocukların kimisi anasının kucağında, kimisi babasının kollarında Siyonist askerler tarafından atılan fosfor bombaları ile parçalanırken, kimisi elektriksizlik sebebiyle kuvözde ölüme terkedilirken, Gazze çocuklar mezarlığına dönüşürken hangi dünya çocuklarının çocuk hakları günün kutlanacağı açığa kavuşturulmamıştır. Evleri kendilerine, anne ve babalarına mezar olan, en temel hakları olan yaşama hakları ellerinden alınan Gazze’li çocukların “Çocuk Hakları Günü” mü, yoksa dünyanın başka bölgelerindeki çocukların “Çocuk Hakları Günü” mü kutlanacaktır? Bugün Gazze’de yaşandığı için önemsiz görülen çocuk hakları, kadın hakları ve insan hakları ihlalleri dünyanın hangi coğrafyasında yaşanırsa uluslararası kurum ve kuruluşların dikkatini çekecektir? Yaşama hakları yok sayılan çocukların diğer haklardan bahsetmek mümkün müdür?
1991 yılında Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin altında imzası bulunan İsrail tarafından 415 günden beri 17 binden fazlası çocuk, 12 bine yakını kadın olmak üzere 44 bine yakın insanı öldürmesinin, 104 binden fazla insanı yaralamasının, 1,9 milyon insanın göçe zorlanmasının, uluslararası hukuku yok saymasının, soykırım ve insanlık suçu işlemesinin hesabının sorulamadığı, Uluslararası hukuk mekanizmasının çalıştırılmadığı bir dünyada dünya çocuk hakları günün kağıt üzerinde var olması bir anlam ifade eder mi? Bu katliama, bu soykırıma ve insanlık suçuna rağmen BM tarafından işleme konulmayan uluslararası hukuktan söz edilebilir mi? Nerede UAD tarafından İsrail hakkında Soykırım tedbiri alınma kararları? Nerede UCM tarafından Katil Netenyahu ve savaş kabinesi hakkında yakalama kararları? Neden hayata geçirilmiyor? Bugün Gazze’de yaşanan çocuk hakkı, insan hakkı ihlalleri dünyanın hangi coğrafyasında yaşanırsa Uluslararası hukuk harekete geçecek? Gazze bittikten, Gazze’de insanlık toprağa gömüldükten sonra mı?
Yeryüzünün farklı bölgelerinde savaş, işgal, doğal afet, iç çatışma, yoksulluk, ölümcül hastalık gibi olumsuz vakalardan dolayı anne veya babasını kaybeden yetim ve öksüz çocukların sayısı gün geçtikçe korkunç rakamlara ulaşmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Dünya’da çeşitli sebeplerle her gün iki saniyede bir çocuk, anne veya babasını kaybederek öksüz veya yetim kalmakta bu sayı yılda 3,5- 4 milyona kadar ulaşmaktadır. UNİCEF’in “Dünya Çocuklarının Durumu Raporunda” 8 milyar civarında olduğu sanılan dünya nüfusunun 2,2 milyarının çocuklardan oluştuğu ve bu çocuk nüfusun 200 milyondan fazlasının yetim çocuklardan oluştuğu; içinde bulundukları şartlar sebebiyle sağlıklı bilgi alınamayan ve her zaman yüksek yetim nüfusu barındıran Afganistan, Pakistan, Irak, Filistin, Sudan, Bangladeş, Etiyopya, Endonezya, Nijerya, Hindistan, Çin, Doğu Türkistan ve Suriye, Filistin gibi çok sayıda ülkelerin yetimleri bu rakama dâhil edilmediği de ifade edilmiştir.
Uluslararası toplum her konuda olduğu gibi çocukların haklarını korumada sorumsuz davranmaktadır. Anaları babaları alıp götüren, çocukları silip süpüren, ülkelerin tarihlerini, kültürlerini hak ile yeksan eden savaşları önlemede, sorumluluklarının gereğini yerine getirmede duyarsız kalmaktadır.
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gibi insan haklarını esas alan birçok uluslararası sözleşmenin tarafı olmasına rağmen hiçbirinin hükümlerine uymadığı gibi, tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de abluka, tehcir ve savaş suçları, öldürme ve yaralama, tutuklama ve gözaltı, ev hapsi ve barınma, eğitim, sağlık ve benzeri haklardan mahrum bırakma gibi insanlık suçu, hatta soykırım suçu işlemeye devam eden Siyonist İsrail’i durdurma ve cezalandırma konusunda adım atmayan başta BM ve Uluslararası kurumlar, Devlet ve hükümet başkanları İsrail’in suç ortağı olarak anılmaya mahkûm olacaklardır.
Dünyanın içerisinde bulunduğu mevcut kaotik durum, devletlerin emperyalist hedefler doğrultusunda izlediği politikalar sebebiyle çıkan savaşlar ve iç çatışmalar, fıtraten savunmasız olan çocuklarda onarılmaz fiziksel ve psikolojik yaralanmalara yol açmaktadır. Savaşlara, işgallere maruz kalan, bölgelerde yaşayan halklar ve onların çocukları uzun vadede açlık, yoksulluk, salgın hastalıklar gibi istenmeyen durumlarla karşı karşıyadır. Beslenme, barınma, giysi, temiz içme suyuna erişim ile hastalıkların önlenmesi için gerekli tıbbi desteği almada karşılaşılan zorluklar sebebiyle özellikle de en savunmasız grup olan çocuklar üzerinde fiziksel, ruhsal ve psikolojik anlamda örseleyici onarılması imkânsız travmalar oluşturmaktadır. Acımasızca devam eden savaş hukukunun ve uluslararası hukuk kurallarının çiğnendiği, soykırımların sıradanlaştığı sosyal, ekonomik, politik ve kültürel hak ihlalleri ve savaşlar karşısında sessizliği tercih eden BM, DÖS, BMGK, İİT, Dünya İnsan Örgütü gibi kurumlar yetkileri ile birlikte insanlıklarını da kaybetmektedir.
Evet, ” BM 20 Kasım gününü 1989 da Dünya Çocuk Hakları Günü ilan etti. Ancak aynı BM, başta Filistin Gazze olmak üzere, Suriye, Arakan ve Doğu Türkistan’da, yani yeryüzünde çocukların acımasızca katledilmesinin önlenmesine dair hiçbir inisiyatif almadı. Açıkça devlet terörü işleyen İsrail’in durdurulması için hiçbir girişimde bulunmadı Birleşmiş Milletleri, çocuk hakları günü ilan edip, uluslararası sözleşmeler düzenlemekten daha kalıcı ve gerçekçi olan bizzat devlet eliyle gerçekleştirilen çocuk katliamlarını önlemeye davet ediyoruz.” Uyuyan İslam âleminin yöneticilerini uyanmaya, kardeşlerine sahip çıkmaya, Siyonist İsrail ile ekonomik, sosyal, siyasi, ticari, askeri ilişkilerini kesmeye, Siyonist İsrail’i devlet olarak tanımaktan geçmeye çağırıyoruz. Çocuk haklarının, insan haklarının, kadın haklarının kamil manada yaşandığı bir dünya temennisiyle selam ve dua
MUSTAFA KIR