İNANCIN RENGİ: GAZZE
Ömrüm nedir bilmem, yaşım önemli değil
Adımı rüzgâra söyledi sessiz, sedasız bir dil
Çünkü kimse duymuyor… Sabırdan bir menzil
Bir çocuğun sesi, diri diri gömülmelere mukabil
“Öldü, diyorlar” kıtalar dolaşıyor Ebu Cehil
Oyun oynamayı unuttum, her an bir deprem
Yıkıntılarda kaldı; top, çanta, kitap ve kalem
İp atlayan kardeşim; durgun, gözünde nem
Yana yakıla su arayan Hacer’e döndü annem
Bir vakitti… Kâğıttan uçaklarla neşemiz gümrah
Beyaz kanatlarına “umut” yazmıştık, simsiyah
Fakat o okulumuz da yıkıldı dün sabah
Gürültüler, çığlıklar… Susmuyor çeşit çeşit silah
Titrek yüreğimde var sadece Allah, Allah!..
Babamı secdede hatırlarım, dualıydı dilleri
Kaç nesil boyu çekmişti en ağır bedelleri
Öyle bir iman ki aşmaya yeterdi engelleri
Neylersin; şimdi avucumda soğuk, tozlu elleri
Burada gözyaşı, örselenen ruhlar taptaze
Bekledik, şu koca dünya bakar diye bize
Atılsa da üstümüze, ruhumuza binlerce füze
Şimdi buralar, çelik gibi bir inançtan açık müze
Evet, burası insanlığın imtihan yeri: Gazze
Babam demişti: Sadece ve sadece Allah’a eğil
Ve unutma canım oğlum! Ve kefe billahi vekil
Adımı unuttum ve yaşım daha on bile değil
Elimde acının rengi: Kırmızı, siyah, beyaz ve yeşil
Çocuk olsan da unutma yüreğim! Ve kefe billahi vekil
Kelam-ı Çelik