Yahudiler hala manevi anlamda peygamberlerini öldürmeye devam ediyorlar. Elbette mirasları anlamında. Peygamberleriyle geçmişe dayalı sözleşmeleri, ahitleri sona erdi. Diaspora dönemi araya girdi. Bununla birlikte menhus geleneklerini devam ettiriyorlar! Onlar üzerinden Gazze soykırımını aklamaya, meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu da manevi suikast geleneğinin devamı niteliğindedir.
Buna paralel olarak batiniler de (Nizariler-Haşhaşiler)suikast geleneğini sürdürüyorlar. Bu İsmaili dailer zinciri hem suikastçı hem de haşhaşi/eroinman olarak bilinirler. Bunların bir kolu Alamut Kalesinde diğer kolu Nizariler ise Suriye’nin Selemiye bölgesinde kök salmıştır. Selemiye bugün Humus kenti yakınlarında yer almaktadır. Hülagu ve Moğolların belki de tek hayırlı işleri onların köklerini kazımak olmuştur. Öncesinde fitne ile bölgede kargaşa zemini üretmişlerdir. Nizamiye medreseleri zinciri onlar için bir panzehir hükmünde idi. Medreselerin kurucusu Nizamü’l Mülk iken fikir babası Gazali olmuştur. Gazali medreselerin ideolojik pusulasıdır. Elbette medreseler Gazali öncesinde kurulsa da batiniliğe karşı yürütülen mücadele büyük çapta onun eseridir. Gazali döneminde İsmaili tayfasıyla mücadelenin farz-ı ayn mertebesine çıktığını ifade etmiştir. İslami bünyeye sarmaşık gibi musallat olmuşlardır. En temel iç tehdit onlardan gelmektedir. Suikastlarla bazı Selçuklu sultanlarını ortadan kaldırmışlardır.
Bu akım sönmüş olmasına rağmen yer yer dumanı tütmektedir. İran’da kalıntıları silinmiş bulunuyor. Lakin Molla rejimi Suriye’de onlarla ortaklık kurmuştur. Suriye’de Dürzi ve Nuseyri bölgeleri batini odak olarak hala potansiyel varlığını ve tehditlerini sürdürmektedir. İki dağın arz ettiği (Cebel el Aleviyyin ve Cebel ed Dürüz) tehlike Esat rejimi bertaraf edilse de devam etmektedir. Suriye’de cumhurbaşkanlığı yapan Türk asıllı Edip Şişekli onların kurbanı olmuştur. Geleceğe dair içerdikleri tehlikeyi görmüş ve meşhur sözünü söylemiştir: İki Dağ halkından sakının! Düşmanlarım yılan gibidir; yılanın başı Alevi/Nuseyri Dağlarına uzanmaktadır.
Gövdesi ise Dürzi Dağlarında yatar.
Daha önce Sünni kesimlere ve İslami hareketlere göz açtırmayan ve onları baskılayan Edip Şişekli Nuseyri ve Dürzilerin isyanıyla faka basmıştır. Dini cemaatlere ve siyasi hürriyetlere göz açtırmayan Şişekli yine de ülkesini azınlık ruhundan korumuştur. 1953 yılında Sultan Paşa Atraş liderliğinde Dürziler devlete karşı bugünkü gibi isyan başlatmıştır. Dürzi liderler onu diktatör olarak tanımlamıştır. Silahlı isyanı bastırmak için Dürzi bölgelerini ve köylerini bombalamıştır. 1954 yılında yönetime veda ettikten sonra sürgüne Brezilya’ya gitmiş ve oraya yerleşmiştir. Lakin 8 Mart 1963tarihi itibarıyla Baas darbesinden sonra dümene geçen azınlıklar eski defterleri açarak Şişekli’yi öldürmek için Hamd Abid isimli bir Dürzi suikastçıyı devreye sokmuşlardır. O da suikast işini yine Dürzi kökenli Navaf Gazale’ye devretmiştir. 27 Eylül 1964 tarihinde suikast eyleme konulmuştur. Böylece amaçlarına ulaşmışlar ve intikamlarını almışlardır.
Kısaca Nizamü’l Mülk ve Gazali’yi anlamadan ve onların mirasına elemeden, sahip çıkmadan şarkı çevreleyen tehlikeleri anlamak ve bertaraf etmek mümkün değildir. Nuseyriler ve Dürziler Haçlılar ve Moğollar gibi dış tehditlerin iç ortaklarıdır.
Su uyur düşman uyumaz.
Mustafa Özcan