Ankara’nın türkülerine konu olan bağlarının yerini şimdilerde parklar aldı. Ankara’daki kültürel yaşama alanlarından bahçeleri şimdilerde sadece Park ve Bahçeler Müdürlüğünün adında görebilmekteyiz. Millet Bahçeleri, Osmanlı Döneminde İstanbul’dan başlayarak bazı büyük illerde şehir hayatına yeni bir soluk vermek üzere 19. Asırdan itibaren kurulmaya başlandı. Cumhuriyet döneminde Millet Bahçeleri’nin adını da yerini de parklar almaya başladı. Ancak son yıllarda parkların yanında Millet Bahçeleri yeniden açılmaya başlandı.
Park, büyük oranda geçen asırdan miras. Gezmek, gezinti alanı ya da nefeslenme, belki biraz efkâr dağıtma, nüzhet bulma anlamlarına gelen tenezzühe çıkma derdi klasik sistemimiz. Şehrin etrafında yer alan ormanlık ve yeşillik alanlarda atlı, at arabalı ve yaya olarak tenezzühe çıkılırdı. Ankara vali ve idarecileri zaman zaman Çankırı yolu taraflarına atlı arabayla tenezzühe çıkarlarmış.
Tenezzüh mekânları zamanımızda şehrin mutelif yerlerine yapılmaya başlandı. Şimdilerde anlamı, terminolojisi ve muhtevası değişse de parklar, büyüyen şehirlerin hayat ve soluklanma mekanları olmaya devam etmekte. 
Ankara’da son yıllarda dinlenmek mekânı olarak en gözde parklardan biri yahut tenezzüh mekânı 1984 yılında yapılan Cemre Parkı’dır. Park Yenimahalle Demetevler hudutlarında eski 12. Cadde yeni 357. Sokak ile eski 5. Cadde doğu batı aksında, Bağdat Caddesi ve Kerkük Caddesi güney kuzey tarafından çevrelenmiş bir alanı kaplamaktadır. Park ve bahçe tekniği açısından muhtevası zenginleştirilmiş bir yapıda inşa edilmiş. Peyzaj ve iç düzenlemesi ile ağaçlandırma çeşitliliği ile halka hitap edecek dinlenme ve dinlendirici ruhu desteklenmiş. Beş adet köprülü giriş ve bir adet park içi köprü ile park kimliği desteklenmiş. Parkı çevreleyen yürüyüş yoluna iç dizayn olarak bir sürahi şekli verilerek anlam zenginliği katılmış. Mevcut haliyle Ankara’daki parklar arasındaki emsallerine göre park kimliği olabildiğince yükseltilmiş orijinal bir tasarımdır.
Cemre Parkı, Yenimahalle Demetevler’de yaşayanlar başta olmak üzere çoğu Ankaralı’nın gezinti, dinlenme, soluklanma, spor maksatlı olarak ihtiyaç ve yaşama alanı işlevi görmeye devam etmektedir.
Ankara Büyükşehir açık kaynaklarından aldığımız Cemre Parkı’na dair bilgileri aşağıya çıkardık.
Cemre Parkı toplamda 54.128 m2 alana sahip olup, içerisinde 26.067 m2 çim alan, 645 m2 çocuk oyun alanı, 313 m2 spor alanı 3.917 m2 havuz alanı ve 2.880 m2 koşu yolu bulunmaktadır. Parkın dış çeperine yakın yapılan ve uzunluğu bir km’yi geçen tartan pist benim de zaman zaman kullandığım bir yürüyüş alanıdır. Günün her saatinde Cemre Parkı’nın yürüyüş yolunda kadın erkek yürüyüş yapanlara rastlayabilirsiniz.
Kimi öğle aralarında Bağdat Caddesinin hemen öte yanında yer alan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün tirendaz giyimli çalışanlarınaya da civar okullarda görev yapan öğretmenlerden yürüyüş halinde olanlara pekâla rastlayabilirsiniz. Bazı zamanlarda çevre okullardan gelmiş aynı formayı taşıyan genç aşıkları da görebilirsiniz. Hele bahar olup aşkın sihrine kapılanların avare avare dolaşmak için park arayanlarına mesken gezinti alanı kimliği ile tazelenen yürekelere de denk geldiğiniz de olur.
Yarım asra varan zamandan beri Cemre Parkı, kendi alanında halkın dinlenme, gezinti fonksiyonlu olarak ihtiyaca cevap veren cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Çocuk genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan Ankaralılar için bu park bir nefeslenme alanı, dostlarıyla evlatlaryla ailelerin vaktini kıymetlendirme mekânı, çevredekileri dinlendirecek bir huzur adası görevi görmektedir.
Cemre Parkı’nın karşısında yer alan Çamlıca Mahallesi içerisindeki Alpaslan Anadolu Lisesi, Mehmet Emin Yurdakul İlköğretim Okulu, Harzemşahlar İlkokulu ile Orhangazi İlkokulu öğretmen ve öğrencilerinin hayatlarının bir yerinde bir Cemre Parkı hikâyesi bulunur. Bazen günlük, kimi zaman muhtelif zamanlı olarak… Ya geçerken ya gezerken ya da bölgeyi ve kendi bulunduğu mekânı tarif ederken… İçinde Cemre Parkı geçen bir tarif ile bu bölge okullarının talebe ve öğretmen hafızasında bir Cemre Parkı silueti canlanır. Ayrıca Demevler’in içindeki diğer okullar için de Cemre Parkı bir mihenk yeri niteliğindedir. Hayal ve hafızalara sinmiş bir Cemre Parkı hatırası bölgede yaşayan hemen her Ankaralı için mevcuttur.
Cemre Parkı son senelerde layık olduğu bakım ve ihtimama erişemese de cazibe merkezi olarak, halkın muhtelif amaçlı olarak itibar ettiği gezinti alanı hüviyetini sürdürmektedir. Park, ayrıca harici tecavüze de uğradı. Belediye, park alanı içerisinde bazı bina ve idari eklentiler kurdu. Sonradan eklenen bina ve yapıları, halkın dinlenme alanına tecavüz olarak görecek ‘’halkçı’’ bir belediye başkanının gelip bir gün parkı asli kimliğine döndürmesini umuyoruz.
Zaman zaman Cemre Parkı içerisindeki yürüyüş yolunda yürüyüşe çıktığımız olmakta. Her turu bir km olan bu yürüyüş yolu, sağlık ve spor açısından iyi gelmekte. Günün hemen her saatinde bu yürüyüş yolunda müdavim yürüyenler görebilirsiniz. Ankara’ya geleli beri bu park ve yürüyüş yolunun müdavimlerindenim. Beden ve ruh sağlığı açısından iyilrştirici bir motivasyonla pek çok zamanda bu yolda yürüyüş yapıyorum. Bir taraftan da bu yürüyüş yolu yazdığım, yazmakta olduğum ya da yazacağım yazıların, zaman zaman da konfreans ve konuşmalarımın çatısını kurguladığım bir tefekkür alanı vazifesi görmekte benim için. Geçen kışın bu yolda gündüz vakti gene yürüyüşe çıktım. Birkaç tur attıktan sonra parkın bir köşesinde bir tartışmaya rastladım. Tahminen on sekiz yirmi yaşlarında bir genç, yanında çocuk arabasında bebeği hanımı ve bir çocuğu olan otuz beş kırk yaşlarında bir beyle yüksek sesle tartışmaktaydı. Şahit olduğumuz manzara da içimizi huzursuz eden bir şey vardı. O da çocuklarının yanında babalarıyla tartışmaya girmek! Oysa bizim cemiyet nezaketimizde ailesinin yanında bir erkekle tartışılmazdı. Hatta iki erkek kavga ediyorsa ve birinin hanımı oraya gelirse kavga bitirilirdi.
Tartışmanın genci ve yoluma arkası dönük olannına arkadan yaklaştım. Elimi omuzuna hafifçe dokunarak ‘’Delikanlı çocuklarının yanında bir erkekle tartışmaya girilmez. Töreye aykırı!’’Dedim. ‘’Ya abi ya…’’ diyecek oldu. Ancak sonrasında sakinleşti. Bir tur daha atıp geldiğimde tartışma bitmiş, ortamı sükûnet kaplamıştı. Genç delikanlı beni görünce ‘’Abi haklısın’’ dedi. Böylece törenin tartışmaya galip gelmesine hem şahitlik hem de aracılık etmiş olduk.
Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine.
Sağlıcakla kalın efendim.