Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu.
Hürriyet Gazetesi’nde mesleğe başladı. Muhabir, Yurt Haberleri Müdürlüğü ve idarecilik yaptı. Anadolu Ajansı’nda muhabir, editör, Yurt Haberler Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Haber Akademisi Koordinatörü olarak hizmet verdi. Sürekli Basın Kartı sahibi. Milli Güvenlik Akademisi, basın kuruluşlarının düzenlediği çalıştaylar ve Anadolu Ajansı’nın muhabir yetiştirme programında habercilikle ilgili dersler verdi. Uluslararası medya eğitim programlarına katıldı. Baykuş koleksiyoneri, bibliyofil ve seyahat tutkunu.
Anadolu’da erenlerin ve şairlerin en çok dile getirdikleri temanın biri aşksa, diğeri dünyanın geçiciliğidir. Tevekkül, kişinin elinden gelen gayreti gösterdikten sonra sonucu Allah’a havale etmesidir. Gönül ehli tevekkülü “Bu da geçer yâ Hu” diyerek içselleştirmiş. Bu deyim, asırlardır tazeliğini korumuş. Günümüze kadar gelen en diri sözlerden olmuş.
Bu da geçer’in anlamını biliyoruz. Bilmeyenler için belirtmek gerekirse “Ya Hu”, “Ya Allah”demektir. “Bu da geçer ya Hu” deyimi, bir sıkıntıyla karşılaşıldığında, bu hâlin Allah’ın yardımıyla atlatılacağını ifade eder. Bu söz, kişiyi ayakta tutan, direncini artıran şifalı iksirdir. İlâhi kanun gereği hâlin devamı imkansızdır.
Bu topraklarda hattatların en çok yazdığı ibarelerden biri ‘Bu da geçer ya Hu’dur. Muhibbî mahlasını kullanan Kanuni Sultan Süleyman her hâlin geçiciliğini şöyle anlatmış: “Gamına gamlanıp olma mahzun / Demine demlenip olma mağrur / Ne dem bâki, ne gam bâki, ya Hû.” Pir Sultan Abdal, “Bu bir demdir gelir geçer” demiş. Aşık Daimi de sevgilisini teselli etmek için “Bu da geçer” ipine sarılmış:“Ne ağlarsın benim zülfü siyahım / Bu da gelir, bu da geçer ağlama.”
Aşk, acı, kin, nefret, sevinç, açlık, hastalık, sağlık, güzellik, yoksulluk, zenginlik, varlık, yokluk, hüzün, mutluluk, mutsuzluk… Hepsi geçer. Teğet geçer,Deler geçer,Ezer geçer.Mutlaka geçer. Kalıcı olan ne ki, her şey geçici. Ömür bitiyor, hayat bitiyor. Duygulara sonsuzluk yüklemek neyin nesi? Dünyanın kendisi bile han değil, yolcu…
“Bu da geçer ya Hu”, her derde deva. En etkili sakinleştirici. Direnç veren şurup gibi. Muhafaza edildiği ve bozulmadan saklandığı yer ise kalbimiz. Elimizin altında, ulaşılması çok kolay, ücretsiz, reçeteye tabi değil. Yan etkisi yok, ömür boyu kullanılabilir. Ayrıca sabrın anahtarı, bağışıklık güçlendirici.
Rivayet odur ki, Sultan II. Mahmut, bir gün vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle bir şey yazdırın ki “Ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim” buyurmuş. Vezirler toplanmışlar, dört bir yana haber salmışlar. Bir gün bir yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar. Yüzüğü vermişler. Sultan, “İşte hayatın müsekkini bu” demiş. Yüzüğün üzerinde “Bu da geçer ya Hu” yazıyormuş.
Zaman su gibi akmış. Ne Sultan Mahmut ne de yüzük kalmış. Fani dünyanın kendisi geçici, hangi musibet kalıcı olabilir? Bu da geçer ya Hu’nun gizlediği anlamı mezar taşlarının üzerinde görebiliriz. Şöyle yazar:“Hüvelbaki.” Ebedi olan yalnız Allah’tır.
Neyzen Tevfik’in ‘Geçer’ isimli şiiri ile veda edelim: “Istırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer, Ömr-i fâni gibidir, gün de geçer, dem de geçer,Ram karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer, Gece gündüz yok olur, ân-ı dem âdem de geçer.”
Ne güzel yazmışsınız. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık…
Lâ tahzen innallahe meanâ…
“Hangi gün gördün ki akşam olmadı”
“Hüseyin beyhude ah etme naçar
Bir kapı örterse birini açar
Buna dünya derler hepisi geçer
Hangi günü gördün akşam olmamış.” Kul Hüsyin
Kaleminize yüreğinize sağlık bu makalenizi, de çok güzel olmuş.