Osmanlı ve Cumhuriyet tarihimizi dikkate aldığımızda, musiki alışkanlığımızı beş kategoride gruplayabiliriz. Bunlardan biri Osmanlı’da sadece “türkü” olarak adlandırılan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türk eğitim ve kültür devrimi çerçevesinde “halk müziği” olarak tanımlanan musiki türüdür. Daha çok sözlü olan, bölgesel farklılıklar taşıyan ve tek sesli çalgılarla günlük hayatta ve eğlencelerde çalınıp söylenilen...
Az söylemek, öz söylemek öteden beri takdir edilen bir kabiliyettir. Azdan kasıt kelimenin taksîr edilmesi ile mananın teksîf edilmesidir. Divan şiiri geleneğinde berceste mısralar bunun için yazılmıştır diyebiliriz. Ber-ceste, Farsça birleşik bir kelimedir ve “yukarı sıçramış”, “öne çıkmış” manasına gelmektedir. Türkçede, bir şiirde mısralar arasından sıyrılarak öne çıkan, diğer...
Her mevsimi ayrı bir güzel İstanbul’u bir misafir olarak gezmeyi pek severim. Orada mukim olan dostlarımı ziyaret etmeyi, maziyi bugüne taşıyan mekânların deruni havasını teneffüs etmeyi arzularım. Bu sefer yine güzel bir vesileyle irfanımızın payitahtı olan bu görkemli şehirdeyim. İslâm Araştırmaları Merkezi’nin (İSAM) tertip ettiği Uluslararası Osmanlı Türkçesi Tenkitli Neşir...
Anadolu’da erenlerin ve şairlerin en çok dile getirdikleri temanın biri aşksa, diğeri dünyanın geçiciliğidir. Tevekkül, kişinin elinden gelen gayreti gösterdikten sonra sonucu Allah’a havale etmesidir. Gönül ehli tevekkülü “Bu da geçer yâ Hu” diyerek içselleştirmiş. Bu deyim, asırlardır tazeliğini korumuş. Günümüze kadar gelen en diri sözlerden olmuş. Bu da geçer’in anlamını...