eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Selda Nergiz: Esir Şehrin İnsanları

Asıl adı İsmail Kemalettin Demir olan Kemal Tahir, 13 Mart 1910 yılında İstanbul’da doğmuştur. Cezayirli Haşan Paşa Rüştiyesinde okuyan Yazar Tahir Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimini bırakma kararı almış ve çalışmaya başladı. 1928-1932 tarihlerinde avukat kâtipliği, ambar memurluğu, gazetelerde düzeltmenlik, muhabirlik, çevirmenlik gibi çeşitli iş kollarında faaliyet gösterdi. İlerleyen süreçte Tan gazetesinin yazı işleri müdürü görevini ifa etti.

Edebiyat camiasına dergilerde yayımlanan şiir ve öyküleriyle adım atan Kemal Tahir, 1936 yılında “Namık Kemal İçin Diyorlar ki” adlı ilk kitabını yayımladı. 1938 yılında Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde Nâzım Hikmet ile beraber “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla yargılandı ve 15 yıl hapse mahkûm edildi. Yazar 12 yıl hapis yattıktan sonra 1950’de genel af ile hapisten çıktı. 1956’da “Esir Şehrin İnsanları” adlı romanı yayımlanmıştır. 1965’te yayımlanan “Yorgun Savaşçı” adlı romanı ile Yunus Nadi Ödülü’nü alan yazarın bu eseri 1980 ve 1993 yıllarında TV dizisine uyarlandı. Osmanlı devletinin kuruluş yıllarını ele alan ve batılaşmayı eleştiren “Devlet Ana” Tahir’in öne çıkan eseri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda bu eser yazara Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü kazandırdı.

Birçok türde eseri olan Yazar, 21 Nisan 1973’te İstanbul’da geçirdiği bir kalp krizi nedeniyle vefat etti.

Kemal Tahir tarafından kaleme alınan Esir Şehrin İnsanları, ilk olarak 1952 yılında Yeni İstanbul gazetesinde tefrika olarak yayımlanmış, ardından yazarın Nurettin Demir takma adını kullanmasıyla birlikte 1956 yılında kitap haline getirilmiştir. Bu çalışmada incelenen kitap Ketebe Yayınları tarafından Aralık 2022 tarihinde yayımlanmış ve 444 sayfadan oluşmaktadır.

Kamil Bey; romanımızın başkahramanı yüksek eğitim almış, Avrupa dillerini bilen ve çoğu Avrupa ülkesini görmüş bir paşa oğludur.

Nermin Hanım: Kamil bey’in eşidir

Nedime Hanım: Kamil Bey’in Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı İhsan ile evli olan Karadayı gazetesini çıkarmaya devam eder karakter.

Enişte İbrahim Bey: Kamil bey’in eniştesi, dönemin aydın ve bürokrat kesimini temsil eder.

Niyazi Efendi: Kuvayı Milliye hareketinin en ateşli savunucusu gibi görünen karakter.

Roman, işgal altındaki İstanbul’un sosyal düzenini ve insanların bu çalkantılı dönedeki ruhsal bunalımlarını etkili bir şekilde aktarır. Eserde, işgalin etkisiyle yozlaşan bir toplum, menfaatleri uğruna her durumu onaylayan üst tabakandan insanlar, bağımsızlık mücadelesiyle henüz benimsememiş kitleler ve tüm bu atmosfer içinde ruhsal bir dönüşüm geçiren başkahraman Kamil beyin hikayesi ele alınmaktadır.
Esir Şehrin İnsanları, Mondros’tan sonrasında Osmanlı’nın tamamen sona erdiği, İstanbul, başta İngilizler olmak üzere İtilaf Devletleri tarafından zapt edildiği dönemi ortaya koymaktadır.  Romanın esasında, saldırıya uğrayan İstanbul’da aydın, bürokrat ve halkın çeşitli kesimlerinde yaşanan kimlik karmaşası, ahlaki çözülme ve karışıklık içinde arayışlar ele alınır. Yazar, bu eserde işgalin toplum üzerinde yol açtığı hasarları, içsel dönüşümleri ve millî dayanışma ruhunun nasıl ortaya çıktığını realist bir şekilde aktarmaktadır.

Romanın ana karakteri Kamil bey, II. Abdülhamid’in vezirlerinden Selim Paşa’nın oğludur. Varlıklı bir aile ortamında büyümüş, nitelikli bir eğitim almış, Osmanlı bürokrasisinde önemli rol üstlenmiş bir figürdür. Ancak ülkeni maruz kaldığı işgal dönemi, onun iç dünyasında sarsıntı yara. Başlangıçta olaylara uzak duran, hatta soğuk ve ilgisiz bir tutum içindedir. Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren devlet düzenine duyduğu güven, onu değişime karşı duyarsızlaştırmıştır. Ancak süreç içerisinde, şahit olduğu hadiseler, toplumun maruz kaldığı maddi zorluklar ve yozlaşma, onu düşünmeye sevk eder. Millî Mücadele fikrini zamanla benimse ve bir aydın olarak sorumluluğunu idrak eder.

Esir Şehrin İnsanları, zapt edilen İstanbul’un tarihinin yanı sıra sosyolojik yönünü en iyi şekilde yansıtan romanlardan biridir. Kemal Tahir’in toplumsal gerçekçi perspektifi ile yazdığı bu roman, sadece bir dönem romanı olmanın ötesindedir. Aydınların toplumdaki rolünü, yükümlülüklerini ve dönüşümlerini eleştiren perspektifiyle evrensel bir özellik kazanır.

Eser, okuyucunun aklına şu soruyu getirir: Aydın, zor dönemlerde halkı yönlendiren mi olmalı yoksa mevcut düzeni devam ettiren mi? Kamil bey’in yaşadığı kişisel dönüşüm, bu soruya karşılık ortaya konan dikkat çekici bir cevaptır. Bu bağlamda roman, tarihi süreçleri anlatmanın yanı sıra bire ve toplum bilinci geliştiren önemli bir eserdir.

Kamil bey, I. Dünya Savaşının ardından ailesiyle birlikte İstanbul’a döner. Savaş dönemlerinde yurtdışında yaşadığı süre zarfından mülklerinin bir bölümünü elden çıkarma zorunda kalmış, ekonomik zorluk yaşamıştır. İstanbul’a dönme kararını öğrenen eşi Nermin Hanım’ın halası ve eniştesi, onları köşklerinde ağırlamak ister ve Kamil bey bu teklifi kabul eder. İstanbul’a dönerken Çanakkale’de vapurdan inip şahit olduğu manzaralar, İstanbul’un içinde sefalete sürüklendiğini net bir şekilde ortaya koyar. İstanbul adeta bir yangın yerine dönmüş, salgın hastalıklar hızla yayılmakta, memurlar ve askerler umutsuzluk içinde intihar etmektedir.

Enişte Bey işgalcilerle birliği içindedir ve Kamil bey’i Kerkük’teki topraklarını İngilizlere satması için razı etmeye çalışır. Ancak Kamil bu teklifi kabul etmez ve ailesiyle Bağlarbaşı’ndaki eski köşklerine taşınır. Burada uzun zamandır görmediği eski dostu Fuat Bey’le karşılaşır. Arkadaşı Fuat bey, ailesinin başına gelen trajik hadiseleri sonrası derviş olmaya karar vermiştir.  İki eski dost, köşkün bakımını yaptıktan sonra onarıp yeniden hayata tutunmak için iş birliği yapar.

16 Mart 1920’de İngilizler tarafından İstanbul işgal edilir. Bazı çevreler işgali destekleyici bir tutum sergilerken, milli mücadeleciler Anadolu’daki direnişine umut bağlamaktadır. Kamil bey ise İstanbul’dan hiç ayrılmamış biri olarak Anadolu hakkında en ufak bir bilgisi yoktur ve bu harekete temkinli yaklaşır. O esnada Galatasaray Lisesinden sınıf arkadaşı Ahmet Bey’le karşılaşır ve onun vasıtasıyla suçsuz yere cezalandırılmış olan başka bir arkadaşları İhsan Bey’in gazetesine yardım etmesi istenir. Kamil bey bu yardım teklifi kabul eder ve “Karadayı” adlı milli mücadeleye destek veren gazetede çalışmaya başlar. Burada çalışırken tanıştığı İhsan’ın eşi Nedime Hanım’dan derinden etkilenir. Mücadeleci ruhu ve kararlılığı ve vatanseverliği Kamil’i derinden sarsar. Kamil artık pasif bir izleyici değil, mücadeleye destek veren bir kişi haline gelir.

Bir süre sonra gazete bir fikir direnişini şekillendiren merkez haline geldi. Ahmet Bey direnişe destek vermek üzere bir gün bin ton cephaneyi Anadolu’ya göndermek için acil 50 bin liranın talep edildiğini söyler. Kamil bey, sözde tanıdığı Fransız bir sevkiyat müdüründen destek alarak bu problemi çözer. Ancak daha üst düzey bir görev Kamil beye verilmiştir.  Gizli evrakları Karadeniz’e giden bir vapura teslim etme vazifesi Nedime hanımın yerine ona verilir. Belgeleri vapura ulaştırırken yakalanan Kamil bey sorgularda hiçbir suçu kabul etmez ve böylelikle Nedime hanımı korur. Öte yandan işkenceye maruz kalan Ahmet Bey, işkenceye dayamadığı için suçlamaları kabul eder ve Nedime hanımı suçlar. Kamil be bu duruma karşı çıkar, Ahmet beyin kıskançlık nedeniyle iftira attığını söyler. Ahmet bey bu durumu da kabul eder ve ardından hapishanede bu duruma dayanamaz ve hayatına son verir. Kamil bey, gerçek ihbarcının Niyazi olduğunu düşünmesine rağmen Ahmet beyin ihanetini de bağışlayamaz.

Eşi Nermin ve ailesi Kamil beyi kurtarmaya çalışır ve birlikte çalışmayı teklif ederler ama Kamil ve kararlıdır kati surette reddeder. Nedime hanımı ifşa etmesi ve yurt dışına çıkması karşılığında affedilme teklifini kabul etmez. Ramiz Efendi gibi sade halktan insanlardan gördüğü destek, onun milli mücadele yolunda daha da güçlenmesini olanak tanır. Mahkemede Kamil beye yedi yıl kürek cezası verilir, Ramiz bey beraat eder. Ramiz bey, Kamil beyin elini öper ve onun şahsında mücadele eden herkesin elini öptüğünü söyler. Kamil bey artık yalnızca kendi hayatını değil, bir milletin gururunu simgeleyen bir kahramana haline gelmiştir.

Selda Nergiz

Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Öğrencisi

Uluslararası Ofis Şube Müdürü

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.