eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Yahudi: Tarih Boyunca Dünyayı Kana Boyayan Soysuz!

Beşerin bağrına batmış kara bir hançersin

Gübreleşmiş tatanuz kaynağı  pis ensersin. 

Seni her sahada tuttum, taradım, inceledim 

Tanıdım: sen, tepeden tırnağa çirkef sersin. 

O kadar bilgilisin sen, ki habîs işlerde, 

Usta iblislere üstadlık eden rehbersin. 

Kan, kıtal, fitne, fesâd tablosudur, târihin. 

Sanı akreblere bir bak, Ne kadar benzersin. 

Sâde «mâzi»ne değil «hal»ine baktım, bu da o. 

Durmadan kan sömüren bir canavar ejdersin. 

Kansız olmaz yaşamaz, çünki gıdan ancak odur. 

Onu görmezse gözün, sen uyuşup esnersin,

Canavarlar sana nisbet ile centilmendir. 

Çünki sen, hırs ile dünyâları birden yersin. 

Öyle koşmaktasın ardında fesadın, ki lıabîs! 

Sana şeytan da yetişmez.   Hele bak.   Kan-tersin. 

Dinledim ben seni her sahnede, gördüm ki tamam. 

Bir «cehennem fonisi»nden verilen konsersin. 

Esmiyor semtine bir hayra yarar «yel» bile  hiç. 

Çünki sen, «hayrı kabul eylemem asla.» dersin 

«Cadaloz»sun, eğer iş, «Şerr»e gider bir iş ise. 

Hayra âid mi bir iş? Sen o zaman ebtersin. 

Mendebur bir uyuşuksun iyi işlerde, fakat, 

«Tilkilik» oldu mu birdenbire gürbüz ersin. 

İyi işlerde uyuzsun, kötü işlerde kuduz. 

Âlemin boynuna serden takılan çenbersin. 

Her hayır işde, hadisi Sen, ne kadar asğar isen, 

«Şer» mi bir iş? Şu muhakkak : O kadar ekbersin. 

Ne desem bilmiyorum ben, seni anlatmak için? 

Her kalem acze düşer, sen o kadar enfersin. 

Hem durur, hem «ne vurursun?» diye çığlık koparır, 

«Hokkabazlıklar eder, göz boyamak istersin. 

«Hîlekâr tilkiliksin can evisin, şüphe mi var? 

Koklayan burnu dibinden düşüren anbersin. 

Çamurun, öyle «fesad»dan yuğurulmuş ki senin, 

Dâima «hikmeti» düşünür şer – sersin. 

Şöyle târihine bak! Fitne, fesadın, bir an, 

Göreceksin ki bu işlerde, «Kebirdefter» sin. 

Bir özetsin kara kuyruklu pis iblislikten. 

Mel’anetlerde, bununçin bilirim endersin. 

«Engerek nesli» demiştir sana «İSA» amma 

Pek hafif, çünki sen ondan sayısız sem-versin, 

Öyle pis tıynete mâlik ki soyun, târihte, 

Her zaman işte bu tıynet ile sen, azhersin. 

Var mı «nankörlük»e benzer kötü bir alçaklık?!

Bu denâet te eşin yok, bu kadar bedtersin, 

Öyledir. Çünkü bütün ni’mete boğsam seni ben, 

Yine   nankörlüğü  terk eyliyemez  enkersin, 

Sen, neden ni’mete şükretmeyi bilmezsin hiç?

Bu hıyanette, neden sen bu kadar evfersin? 

Çünki, tab’ında şikâk gövdeleşir. 

İşte sen böyle denî kelle  için efsersin. 

«Besle pis kargayı oysun o da bir gün gözünü.» 

Bu sözün aslına SEN tam konuluk eylersin. 

Hileden el çekemezsin, o canın çıksa dahî.

Hakka sen, çünkü ezelden beri hep muğbersin, 

Senden «iblis»de kaçar «şerrine lâ’net!» diyerek 

Çünki ol  «kâfâr’e  nisbet ile sen «ekfer’sin. 

Çünki  sen çâresi yok,  önlenemez kansersin. 

Sen  «var»  oldukça  «var»  olamaz,  yaşamaz kevn-ü

mekân.

Çünkü sen, bunlara rai, düşman olan a’versin

Şöyle bîr lâhza huzur sezdi mi dünyâ kudurur, 

Onu silmek için icâd edilen süngersin. 

Varamaz kâ’bına,  billahi, o meşhur iblis. 

Doğrudur, çünkü sen ondan o kadar münkersin. 

Sen, hayatın iliğinden kan emen mikropsun. 

Dehre yangın  taşıyan  nesli  bozuk estersin. 

Hangi bir şey ki   «mukaddes» tanınır,  yıkmak  için, 

Gece -gündüz çalışan  «gayret-i   şer küster»sin. 

Yüce ahlâkı  bozuk gevşeterek yıkmakta, 

Misli yok şeytanetin sembolü bir emhersin. 

Bir «Aziz»sin  dem  olur,  kanlı  bacak  fahişesin. 

Görünüp sûret-i haktan, ne bulursan yersin. 

Bir tek olsan dahi âlemleri ifsada yeter, 

Çünki pis işde adın olsa dahi eksersin. 

Sen sağ oldukça sağ olmaz, nefes almaz dünya.

Sen bu dünyâya zehirsin, diyemem «kevsersin.» 

Gözü kördür de cihanın, seni görmez, yaşatır. 

Sen ki dünyâları yok etmek için ezbersin. 

Ama bir gün gelecek, öğrenecektir seni o. 

Sen ki kuyruklu inâd, dik kafa bir esnersin. 

Fitneden vazgeçmezsin, sana mahsus bir iş o. 

Tanınırsın bu alâmet ile sen echersin. 

Bir çakalsın ki ulursun öğerek pis soyunu. 

Kendi vehmince semâlarda yüzen ahtersin. 

Seçkin, üstün görerek kendini her milletten, 

Tıpkı iblis gibi etrafa kibar serpersin. 

Zilletin, meskenetin sembolüsün mutlak, bil. 

Gerçi dağlar gibi sermayelisin, bankersin. 

Zengin ol, bilgili ol sen, ne olursan var ol, 

Ama en son tepetaklak gelecek şebpersin, 

Hâzır ol vaktine, yaklaştı günün, ey hâin. 

Şöyle bak! İşte cehennem! Ona rihletbersin. 

Görüyorsun ki felek çarhı acaib dünüyor. 

Şimdi sen kör gibisin, görmiyerek kişnersin. 

Sen emîn ol ki o günler gelecek sen şaşırıp, 

Kimi görsen diyeceksin ona: «Sen, Hitlersin.» 

Yiyecek kendini kendin, a kudurmuş yamyam! 

Tıpkı akrep gibi, sen kendin için neştersin. 

Kaçacak yer dahi yoktur hele gelsin de o gün, 

Fare bul öp! Deliğinden sana bir yer versin. 

Kayanın ardına saklansa da cismin, o kaya, 

Seni düşmanlara, ister ki hemen göstersin. 

Bilesin, akıbetin işte kesin hüsrandır. 

Okunur vech-i habisinde ki sen, AHSER’sin. 

Ey Rızâ. Artık elinden atıver kuyruğunu. 

Bu habislerle, yazık pek de bozulmuş tersin.

(16 OCAK 1959- Ali Rızâ SAĞMAN)

NOT-1 :

BU şiiri hayatını masonlarla ve Türk-İslam memleketlerinde bozgunculuk yapan Yahudi mahfillerle mücadeleye adayan  Cevat Rıfat Atilhan, 1959’da “Tarih Önünde ve İlim Işığında 31 Mart Faciası” adlı eserin son sayfalarında yayınlamıştır. Cevat Rıfat, 1946 yılından itibaren İslami düşüncenin en önemli iki fikir dergisi Sebilürreşad ve Büyük Doğu’da yazılar yazdı. Gerek yazıları gerekse siyasal etkinliğiyle o dönemde güç kazanmakta olan İslami hareketi büyük oranda etkiledi. 1945 yılında Millî Kalkınma Partisi, daha sonra 1947’de kurulan Türk Muhafazakâr Partisi ve de İslam Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 

Ağustos 1964 yılında Somali’de toplanan İslam Devletleri Kongresi’ne davet edildikten sonra kongrenin İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. Bu görev onun son göreviydi. Atilhan, 4 Şubat 1967 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Bülent Oran, Ahmet Atilhan, Atilla Atilhan ve iki kız çocuğunun babasıydı.

NOT-2 : 

Şiirin yazarı hafız, kurra ve mevlidhan Alı Rıza Sağman’dır.

Süleymaniye Medresesi Kelâm ve Felsefe şubesinde tahsil görmüş, Fatih’te İskilipli Atıf Hoca’dan Arapça dersleri almıştır. Aralık 1931’de ezan ve kameti tercüme işiyle görevlendirilen dokuz kişilik heyette yer aldı. İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda 1952-1964 yılları arasında çeşitli dersler verdi.

13 Eylül 1965’te Çarşamba’daki evinde vefat etti ve Edirnekapı’daki Otakçılar Mezarlığı’na defnedildi.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Ahmed YAHYA dedi ki:

    Allah sayısız razı olsun.TEŞEKKÜRLER