“Bir çocuğun eğitimi, doğmadan önce, annesinin hatta anneannesinin doğumuyla başlar.” İlk kez duyduğumda zihnimde bir kıvılcım yandı bu sözle. Sonra o kıvılcım, uzaklara giden bir tren gibi beni geçmişe, annemin çocukluğuna, onun annesinin gençliğine taşıdı. Ne hissetmişlerdi? Hangi hayalleri kurmuşlar, hangi korkularla büyümüşlerdi? Ve acaba, bugün benim davranışlarımda onların izleri...
Yiğit namıyla anılır. Buradaki “nam” doğumla beraber alınan isimden ziyade sonradan kazanılan addır, şandır, lakaptır. Ancak kişi doğumuyla beraber aldığı ismi de nam haline getirebilir. Kubbealtı lügatten alınan şu cümlelerde ad kelimesi nam, şan anlamında kullanılmıştır: “Hayâtımız giderse adımız kalır.” (Namık Kemal), “Osmanlı devrinden adı bize kadar gelen en eski...
Emperyalist Batı’nın, envai çeşit sömürge yöntemlerini her geçen gün güncellemesi nedeniyle dünya milletlerinin yaşadığı açlık, yokluk, yoksulluk, zulüm ve soykırım nihayete ermiyor. Batı, asırlara ulaşan sömürgeci geçmişinin fırsat ve imkânları üzerinde yükselerek elde ettiği bugünkü müreffeh ve sözde insanî standartlarını, ulaşılması gereken tek “muasır medeniyet” hedefi olarak dünya milletlerine dayatmaktadır....
Çocukluğumda bayramlar ayrı bir heyecandı benim için. Yeni bayramlıklar, avuç avuç şekerler, büyüklerin uzattığı harçlıklar, aile yemekleri… Hepsi, bayramın o özel atmosferini oluştururdu. Bugünlerde artık Ramazan’ın son günlerini yaşıyoruz. On bir ayın sultanına veda etme zamanı geldi. Şimdi, bayramın coşkusunu yaşama vakti. Zaman zaman “Nerede o eski bayramlar?” diye hayıflansak...
1997 senesiydi… Konya Erkek Yetiştirme Yurdu’nda öğretmen olarak çalışıyordum. 1996 yılında 27 yaşında Sağlık Bakanlığı’ndan yurda öğretmen olarak geçmiştim. İlk öğretmenliğimi 12 yaşında Çeltek Köyü İlkokulu’nda 12 yaşında yapmıştım. İlkokul beşinci sınıfta iken soğuk bir kış günü Fatma öğretmenim beni çağırmış ve şu talimatı vermişti: “Cemilciğim birinci sınıfların öğretmeni rahatsızlanmış...
Ra Ma zaN: Başı Rahmet, ortası Mağfiret, sonu Nihaî kurtuluş Din ve kültürün birleşerek Toplumumuzda büyük ve önemli bir gelenek oluşturduğu Ramazan ayı, hangi yönden bakılırsa bakılsın toplum için bir “heyecan” ayıdır. Karşılanması, gelmesi, ilk günleri, ibadetleri, yemekleri, davetleri, yardımları ve bayram müjdesi ile Ramazan “bereket”dir. Daha gelmeden vakitler onunla...
Sınıfa girdiğimde kız öğrencileri saç saça baş başa kavga ederken buldum. Beni görünce toparlansalar da bazıları hâlâ ağız dalaşındaydı. Susmalarını ve yerlerine oturmalarını sağladım. Burası bir özel okuldu ve bu öğrenciler ortaokul birinci sınıfta okuyordu. Derse başlamadan nasihate başladım. “Siz, iyi ailelerin güzel çocuklarsınız. Kavga etmek yerine, konuşarak anlaşabilirsiniz. Bu...
Toplumun en temel yapı taşı olan aile, bireyin ahlaki gelişimi ve karakter oluşumunda en kritik rolü oynamaktadır. Eğitimin yalnızca okulla sınırlı kalmaması gerektiği gibi, değerlerin kazanımı da ilk olarak ailede başlar. Ancak son yıllarda hızla değişen yaşam koşulları, aile içi ilişkilerde zayıflamalara ve bu durumun bir yansıması olarak toplumda ahlaki...
20 Kasım Dünya Çocuklar Gününde Nerde Gazzeli Çocukların Hakları? Bilindiği üzere 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin kabul edilmesiyle birlikte “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” ilan edilmiştir. Özellikle savaş ve yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve yaşam şartlarını...
İnsanoğlu doğası gereği oynayarak büyüyor… Büyümenin olgunlaşmanın bir göstergesi bireyin oynadığı oyunun şekli, süresi… Doğumdan itibaren başlıyor aslında çocuğun oyunu… Anneyle ilk buluşma ilk adım…Ne muhteşem bir sahnedir bebeğin anne memesiyle buluştuğu an ..İhtiyaçları karşılanan bebek anneyle adete cilveleşir karnı doydukça rahatlar, eli ayağı durmaz annenin eline yüzüne değdirir ara...
Yer muhtemelen Afganistan… Yani şu Amerika’nın bir türlü demokrasiyi getiremediği yer..! Bir İslam ülkesi… Fotoğraf karesinde bir baba ve çocuğu… Belli ki marifetli bir baba… Çocuğu için bu oyuncağı yaparken “kazaya kalmış çocukluğu”nu yaşıyor olmalı bir yandan… Mutlu olmalı… Çünkü çocuğunun bir oyuncağı olsun istiyor.. Elektronik olması, uzaktan kumandalı olması...