24 Kasım gecesi eğitimi yazmak biraz da “Gazze’yi” yazmak demekti. Yahut 24 kasım gecesi Gazze’yi yazmak biraz da “eğitimi” yazmak demekti. Zira tüm dünyanın gözü önünde insanlık sınıfta kalmış durumda… Dersin “vicdan”, konunun “zulüm” olduğu bu derste Filistin’in özgürlüğü için kalkan her el Filistin’in geleceğini inşa eden bir öğretmen, çarpan...
Her yaşta, her anda… Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… Lat ve Uzza’nın değil… Nefsin ve şeytanın değil… Kibrin ve hasedin değil… Sadece O’nun adıyla… Neden mi? Sığınaktır Bismillah. Dünyanın yoruculuğundan, insanların kırıcılığından kaçtığınızda Rahman ve Rahim olanla sarar sizi… O’nun katından bir inşirahtır Bismillah… Heyecandır Bismillah…Yeniden kıyama durduğunuzda var...
“Olmak“ kaygısı kapladı her yanımızı… Yüce Yaradan “İbadette kararlı ol” deyip yol yordam gösterirken, “Gaflete kapılanlardan olma!” öğüdü serlevha karşımızda dururken, hab-ı gaflet içinde savrulur olduk. Olmazsa olmazlarla donattık hayatımızı. Görünmez bir el, birer senaryo tutuşturdu ömrümüze…“Dünyalıklarımızı” hızlıca kuşanırken “kulluk elbiselerine“ yer kalmamıştı üzerimizde. Ya, Rabbimin “Sizin için hayırlı olan”...
Düştüğümüz yerden kalkma vakti… Ümmetin yüreğine yerleşen kesret vahdete dönüşmeli, Hz. Peygamber’in gönlü tekrar kazanılmalı. Lakin, Nebevî nidalar Hüseyinlerle birlikte can çekişirken bu gönül nasıl kazanılır?.. Hz. Hüseyin emanet olduğu kadar, durduğu durak da emanettir, taşıdığı kutlu mesaj da.. Onun bedenini çiğnemek de hıyanettir, davasını çiğnemek de! “Size iki emanet...
Uzun zaman olmuş Kabe’yi görmeyeli, tam altı yıl… Elçilik için Mekke’ye gönderilen Hz. Osman’a “O şimdi tavaf da yapar” diye arkadaşlarının gıpta ettiği günler… Alemlerin Sultanı “Biz yapmadan yapacağını sanmam” buyuracak, gelince sorduklarında ise Hz. Osman’ın dilinden şu muazzam cümle dökülecektir: “ O da çok özledi diye başımı kaldırıp bakmadım!” Hicreti...
Çölün ortasında kana kana su içmenin yasaklandığı, sadece bir avuç suyun istisna edildiği ve Talut ‘un: “فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّ۪يۚ” “Kim bundan içerse benden değildir “diyerek ordusunu uyardığı nehir… En susadığın anda karşına çıkan, ama içtiğin takdirde imtihanı kaybettiren nehir!… Bakara suresi 246-252’ de İsrailoğullarının başlarından geçen bir kıssa anlatılır. Kıssa, İsrailoğullarının başlangıçta...
Sofra kurulmuş, Arafat meydanına… Rahmet kapıları sonuna kadar açılmış. Kardeşlik sofrasına oturmasını bilen ümmete nimetler sunuluyor. Kiminin tabağında “mağfiret” kiminin tabağında “ahiret”. Kim ne isterse ona, istediğinden veriliyor. Kimi kulluğuna kulluk katmaya oturmuş bu sofraya, kimi ise hâlâ ”dünyalık” sipariş ediyor; mevki, makam, menfaat! Bu sofra...