eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Olmaya Dair

“Olmak“  kaygısı kapladı her yanımızı… Yüce Yaradan “İbadette kararlı ol” deyip yol yordam gösterirken, “Gaflete kapılanlardan olma!” öğüdü serlevha karşımızda dururken, hab-ı gaflet içinde savrulur olduk.

Olmazsa olmazlarla donattık hayatımızı. Görünmez bir el, birer senaryo tutuşturdu ömrümüze…“Dünyalıklarımızı”  hızlıca kuşanırken “kulluk elbiselerine“ yer kalmamıştı  üzerimizde. Ya, Rabbimin “Sizin için hayırlı olan” diye tarif ettiği takva libası?..

      Asırlar önce halini soran halifeye:

     “Dünyayı yamamak için parçalarız dini biz,

      Sonra ne din kalır elde, ne yama diktiğimiz” 

diyen  İbrahim bin Edhem bugünkü halimize ne derdi bilinmez ama ,elimizde  parçalamaktan yorulmadığımız bir din, yamamaktan usanmadığımız  alık yoluk bir dünya kaldığı muhakkaktı artık.

Ne demişti Necip Fazıl:

“Bu dünya bir tamam’dan eksiklikler alemi

Kopuşlar, ayrılıklar, kesiklikler alemi…”

Yenileriz sandık, tamamlarız sandık, oluruz sandık, “Oysa bir tarla idi, ekip biçip gidecektik”…

       Yüklendiğimiz  emanetin sırrı “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ilkesinden geçerken, doğruluğun anahtarı Kelamullahın üzerine taktığımız kilitteydi… Neyle emrolunduğumuzu bile bilmezken,  ilme gelince her birimiz birer zamane alimi,  amele gelince kalplerinin temizliği ile övünen bir garip kullardık artık!..

 İyi de; “İlim münafığın dilinde, mü’minin amelinde” değil miydi?! Emellerimiz ne vakit amellerimizin önüne bu kadar geçmişti ki?

      Yoksa  zahirde  “sahabeleşmeye”  çalışırken, gerçekte hergün biraz daha “Salebeleşiyor muyduk?”…

    O halde söz sussun vahiy konuşsun:

 “Artık dileyen Rabbine doğru bir yol tutsun”…

Yazarın Diğer Yazıları
19.07.2023 08:02
01.08.2023 10:02
24.11.2023 10:00
09.10.2023 16:00
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.