Beyaz Zambaklar Ülkesinde’nin yazarı Grigory Petrov’un kitaplarından biri de İdeal Öğretmen adıyla Türkçeye çevrilmiştir. Gerçek bir hayat hikâyesinden alınan İdeal Öğretmen’de olaylar, 1880’li yıllarda Moskova Üniversitesinde görev yapan ünlü matematik profesörü S. A. Raçinski’nin üniversitedeki kürsüsünden istifa edip Smolensk vilayetinin bir köyüne öğretmen olarak atanmak için Eğitim Bakanlığına başvurmasıyla başlar. Okuyanlar bilir.
Yozgat Bozok Üniversitesi, Fizik Bölümü, Atom ve Molekül Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata’nın yazılarını okuyup, çalışmalarını sosyal medya ve basında gördükçe “Yeni yetenekleri keşfetmeye gidiyorum” diyerek köy öğretmenliğini tercih eden ve gittiği köyde pek çok yetenek keşfeden Profesör Raçinski aklıma düşer.
Henüz kendisiyle yüz yüze gelip konuşmadık. Birkaç telefon görüşmemiz var. Asıl tanışıklığımız yazıları ve sosyal medya paylaşımları. Bir de ortak tanıdıklarımız.
Mustafa Hoca, Öğretmen Lisesi mezunu. Öğretmen Lisesi demişken bu liselerden mezun olanların sorumluluk duygusu ve görev bilincine her zaman şahit olmuşumdur. Malumdur, yapılan bir düzenlemeyle yaklaşık on yıl önce kapatıldılar.
İyi bir öğretmende bulunması gereken bütün vasıfları taşıyan bu müstesna akademisyenimiz; üniversitedeki görevinin dışında farklı resmi-özel eğitim grupları için proje danışmanlığı yapıyor. Proje danışmanlığı yapmakla kalmıyor; konu seçimi, proje fikri geliştirme, proje hazırlama stratejileri, proje hazırlama ve proje yönetimi, ekip oluşturma, proje metni yazımı, proje bulgularının analizi ve yaygınlaştırılması gibi pek çok başlık altında kurum ayrımı yapmadan öğretmenlere ve üniversite dâhil her kademedeki öğrencilere gönüllü olarak proje eğitimi seminerleri veriyor.
Proje çalışması nerede, Mustafa Hoca orada. Bir taraftan bilim temelli şenliklerde, konferanslarda, kongrelerde, seminerlerde, söyleşilerde boy gösterirken diğer taraftan gençlerle gençlerin geleceğini konuşuyor. Onlara akademik bilginin yanında azmi, gayreti, çalışkanlığı, girişimciliği ve hayatın inceliklerini sezdirerek meslek, iş ve kariyer stratejilerini anlatıyor. Parlak bir gelecek için gençlerin düşünmesini, yeni fikirler geliştirmesini, fikirlerden projeler üretip hayata geçirmesini hedefliyor.
Yozgat’ta ve diğer illerimizde köylere kadar gidip “Ben de Yapabilirim”, “Mini Bilim Söyleşileri”, “Okulda ve Çevrede Proje Çalışmaları” başlıklı etkinliklerin her biri elbette çok değerli. Ancak “Köyde Okuma Etkinlikleri” ve “Hayalin Varsa Yorulmaya Değer” üst başlıkları altında gerçekleştirilen “Gedikhasanlı’dan da Aziz Sancar Çıkabilir”, “Kazankaya’dan da Mimar Sinan Çıkabilir”, “Gazipaşa’dan da Farabi Çıkabilir”, “Büyükhırka’dan da Harizmi Çıkabilir”, Dereçiflik’ten de Cezeri Çıkabilir”, “Beydiğin’den de Uluğ Bey Çıkabilir”, “Faraşlı’dan ODTÜ’ye Nasıl Gidilir?” gibi çarpıcı başlıklara sahip söyleşileri beni heyecanlandırıyor.
Şöyle ki ücra ilçelerin ve köylerin okullarında öğrencilerle buluşan, kucaklaşan, onlara kılavuzluk edip yol gösteren bir akademisyen. “Kadınıyla, erkeğiyle geleceğin girişimcilerini yetiştirmek; gönül coğrafyalarımızla iç içe ticari, ekonomik ve bilim hayatının canlılığını yükseltmek, ortak kaygı alanımızdır. Öyle olmalıdır.” diyor.
“Biraz samimiyet, biraz ciddiyet pek çok şeyi çözer aslında.” anlayışındaki bilim ve eğitim sevdalısı Prof. Dr. Mustafa Böyükata, amfide veya derslikte dersini verip odasına kapanan akademisyenlerden değil. Bir öğretmen veya eğitimci olarak tam pedagojik formasyona sahip akademisyenlerimizden.
“Bakalım benim dersimden geçebilecek misiniz?” diyerek öğrencilerini daha ilk derste dumura uğratan, heveslerini kıran; zor soru sormakla, dersinden az sayıda öğrencinin geçer not alabilmesiyle iftihar eden asık yüzlü, çatık kaşlı akademisyenlerden değil.
İletişim dilini gayet iyi kullanıyor. Samimi, alçak gönüllü. Kolay ulaşılabilir. Kendisini sadece üniversite çevresiyle sınırlandırmıyor. Öğretmen, öğrenci, veli ayrımı yapmadan eğitim ve bilime değer veren her paydaşla kucaklaşıyor.
Korkutmuyor, yok saymıyor, değer veriyor, küstürmüyor; aksine sevdiriyor, bilinçlendiriyor, yüreklendiriyor. Çalışmalarıyla sadece üniversite değil, ilk-orta-lise öğrencileri dâhil tüm çocuklarımız ve gençlerimizi bir emanet olarak görüyor, emanete hakkıyla sahip çıkıyor.
Ne diyordu merhum şairimiz Necip Fazıl Kısakürek, 1939 yılında kaleme aldığı “Kültürden Gaye” başlıklı yazısında? “… Üniversitelerde ve bilhassa mücerret ilim fakültelerinde talebe, bir şeyi öğrenmekten ziyade nasıl öğrenileceğini öğrenir. Üniversite, öğrenme metotlarını öğreten olacak”[1]
Prof. Dr. Mustafa Böyükata da böyle bir üniversiteyi özümsemiş, “öğretmekten ziyade nasıl öğrenileceğini öğreten” duyarlı akademisyenlerimizden. Bu vasıflara sahip idealist akademisyenlerin sayıca çoğalması; “akademik başarının artması, sorumluluğunun bilincinde bireylerin yetişmesi, üniversitelerimizdeki eğitim zayiatının azalması” demek değil midir?
Mustafa USLU
[1] Güzel Yazılar | Denemeler, TDK Yayınları, s. 152
İyiyi, güzeli, doğru olanı takdir, tebrik ve bu eylemleri teşvikinizden ötürü teşekkür ediyorum. Adaşınız da olan ve yakinen de tanıdığım Prof. Dr. Mustafa BÖYÜKATA hocam hakkında yazdıklarınızın eksiği var fazlası yok desek mübalağa etmiş olmayız. Zira yazınızda zikrettiğiniz çalışmalarının, özverisinin, samimiyetinin aynel yakîn şahidiyim. Sayılarının artması temennisiyle Mustafa BÖYÜKATA hocama emsal alınacak bir akademisyen örnekliği oluşturduğu için teşekkürlerimi arz ediyor; Allah(cc)’ın kendisinden razı olmasını, kendisine güç kuvvet vermesini ve emeklerini ziyadesiyle semerelendirmesini diliyorum.
İnşallah, daha çok Mustafa Böyükata lar yetişsin, memleketin ihtiyacı var
Nezaket ve incelik gösterip şahsımıza fazlaca değer atfetmişsiniz. Sorumluluk hissimizi artıran ve yapmamız gerekenler üzerinde yeniden düşündüren değerlendirmeleriniz için şükranlarımı sunarım.
Değerli hocam emeklerinize sağlık iyi bir öğretmen öğrencisinin hazır bulunuşluk durumunu göz önüne alarak bilgi aktarımına yapabilir Ya da öğrenmeyi daha kaliteli hale getirebilir. Bu manada güncel içerikli ve değerli bir yazı olmuş
Kelimeler bile yetemez mustafa hocamıza aslında olunması gereken model kendisi ama maalesef mustafa hocamiz hamdi temel hocamiz gibi vasfinin önemini gerekliligini yerine getiren çok az öğretmen var kıymetli hocalarımızın adrtleri çoğalsın inşallah insana insan lazım önce sonra iman ve salih ameli sorulacak sual ayrıca sizlerede teşekkür ediyorum Sayın beyefendi
Kaleminize sağlık hocam. Vatan sevgisi, vicdan gelişimi, manevî hal dili örnek öğretmen olmalıyız. Maalesef hepimizin yarası. Duruşuyla örnek insan olmalıyız.