eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Açık
31°C

Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı ve Dershane

Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı ve Dershane

    Eğitim sistemimizin en sıkıntılı alanlarından biri de dershanelerdi… Dershanelerin sistem üzerinde kambur oluşturmasına yük oluşturması, yıllar yılı gerçek sistem ağırlığı ile görülemedi. Dershane sistemi o kadar çarpık bir sistemdi ki, ne tarafından tutsanız arızalı tarafı ile cemiyet

       Mesela 13 yıl süre ile uygulamada kalan bir Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı denen bir sistem vardı…Kısaca AOÖBP denen bu sistem tam bir adaletsizlik ve  kargaşa kaynağı idi…Sözüm ona okulların başarısını ölçmek için konulmuştu…Ancak kendisi başlı başına bir  başarısızlık kaynağı idi…

       Söz gelimi üniversiteye çok öğrenci kazandıran bir Anadolu lisesinin mezunlarını inceleyelim…Kendi okulunun başarı sıralamasında ortalarda yer alan bir öğrenci sıradan bir lisedeki üst sıradaki öğrenciden 50 puan da fazla alsa AOÖBP‘si diğer öğrenciden düşük oluyordu… Bu durumda üniversitelere genel yerleştirmede sıradan lise öğrencisine 10 puana kadar varan avantaj sağlıyordu…

     Yukarıdakine benzer bir çok çarpık durum söz konusu idi sistemde…

      Dershanelerin Türk aile sistemi üzerinde çok geniş araştırmaları gerektiren  zararları söz konusudur…

      1-Aileler üzerinde çok büyük bir maddi külfet oluşturuyordu… Fedakarlık, özveri  ve çocukların geleceği, ajitasyonu ile bin bir türlü mihnet ve sıkıntı bu alanda göze alınabiliyordu…Ailenin diğer tüm harcamalarından kısılıyor, çocukların geleceği kaygısı ile dershane sektörüne hesapsız paralar aktarılıyordu…

     2-Türk aile sistemindeki alışkanlıklar değişti…Sınava hazırlanan ve dershaneye devam eden çocuk bir neviden izolasyona tabi tutuluyordu… Çocuğun motivasyonu bozulmasın, her gelen misafir çocuklara dersini sorarak çocuğun zihninde hercümerce yol açmasın, evin içinde gelip gidenler çocuğun o günkü çözmesi gereken soru sayısına engel olmasın diye çocuğun dış dünya irtibatları kesiliyordu…Bir sezon boyunca en yakın akrabalar bile eve misafir kabul edilmiyordu…

    3-Bütün aile, çevre  ve muhitinden izole olan çocuk; içine kapanık, sıkıntılara katlanamayan, uyum problemleri yaşayan bencil tipler haline geliyordu…Dershanecilik sistemi çocuk üzerindeki bu oluşmuş durumu adeta tahkim ediyordu…

    4-Dershaneye devam eden öğrencilerin en fazla yüzde 5’i mutlu olabiliyordu… Geriye kalan yüzde 95 ise mutsuz bireylerdi…Başarı ve yüksek hedeflere kilitlenen ve başarı ajitasyonu ile zihni kodlanan çocuk, çok büyük bir stresin altına giriyordu…Bu nedenlerle depresyona girenler bile vardı içlerinde…

   5-Yaklaşık 35-40 ders saati okul dersi, 25 saate varan dershane dersi ile toplamda 65 ders saatini bulan haftalık bir ders yükü söz konusu çocukların üzerinde… Çocukların üzerinde normalin çok üzerinde  ağır bir ders yüküdür söz konusu olan…Deyim yerinde ise çocukların başını kaldıracak boş vakitleri kalmıyordu…

    6- Sadece sınav kazanma güdülemesi ile ders yükü ve çalışmaya girişen çocuk ortaokul yılları ve lise hayatı boyunca sınav sistematiğine adeta teslim oluyordu…

   7-Kendisini hayata hazırlayacak kaynak kitap okumak şöyle dursun devrin geçerli sanat edebiyat kültür birikimlerinden hiç birini donanımlarına alamayan, bütün zekasına rağmen cahil bir nesil yetişiyordu…

    8-Test tekniğinin insan zekasını geliştirmediği, sadece sınav kazandıran bir çalışma biçimi olduğu üzerinde hemfikir olunan bir başka husustur…

    9-Özetle dershane meselesi memleket meselesidir… Halen boyut değiştirerek, ‘merdiven altı’ diyebileceğimiz şartlarda ‘boyunduruğu’ devam etmektedir. Bu boyunduruktan memleketi kurtarmak, yarışmacı karakterden ülke eğitimini kurtarıp, asli mecrasında eğitim odaklı bir sistem oluşturmak gerçekten büyük bir hizmet olacaktır…

       Herkesin el ele verip, salim kafa ile düşünmesi, çözüm üretmesi, çözüme yardımcı olması gereken bir mesele …

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.