Toplumları yönetmek kurumları yönetmekten farklıdır; ortak bir hedefe yönlendirmek için önce zihinleri şekillendirmek gerekir. Kurumların hedefleri açıkça belirlenmiştir; çalışanlar hangi işi yapacaklarını ve hangi amaç uğruna çalıştıklarını bilir. Toplumun zihni ise yalnızca bireysel akılların toplamı değildir: bireysel akıl mantıkla işlerken toplumsal zihin algılar, simgeler ve söylemler üzerinden biçimlenir. Bu yüzden...
Yaz geldi ve dağların davetine icabetin derin sevinci içindeyim. Eski dervişlerin düşlerinden ve izlerinden özgürlük devşirmek için yürüyorum. Yalnızca yaşlanmamak, dervişler gibi dağlanıp yaşamak için birer birer terk edip dünya türkülerini yükseklere doğru adımlıyorum yeni bestelerin kulağıma bir busesi için. Dervişlerin lâ’dan sonra sildikleri yeri doldurmak için illâ’dan sonra söyledikleri...
Toplumları ve kurumları yönetmek, insanları belirli bir ülküye inandırmak ve ortak bir amaca yönlendirmek için öncelikle zihinleri şekillendirmek gerekir. Kurumlar açısından bu süreç daha kolaydır, çünkü kurumsal hedefler önceden belirlenmiştir. Çalışanlar, kuruma neden geldiklerini, amaçlarını ve üstlenecekleri görevleri bilirler. Ancak toplumlarda süreç bu şekilde işlemez. Toplum, belirli geleneklere ve kültürel...
SUNUŞ: Bu haftaki röportajımızı Prof. Dr. Cağfer Karadaş ile yaptık. Bir kelam hocası olarak ilmi meseleler üzerine yazdığı otuz kadar eseri olan, farklı alanlarda genişçe etkileşimi olan çok yönlü bir kişilik. Zengin bir görev ve çalışma müktesebatı mevcut. İlmi meseleler üzerine, ders, konferans, televizyon programları yoluyla görüşlerini kamuoyu ile paylaşmakta....
Dünyadaki çoğu insan, sömürgeciliği olmuş bitmiş bir olay sanıyor. Avrupalı zihin mimarları öyle zannettiriyor insanlara. Aynı şekilde kölelik sisteminin de eskiden uygulanan ama artık çağdaş dünyada uygulanmayan bir sistem olarak düşünülmesi isteniyor. Modern tarih öğretiminden beklenen tek fayda eskinin kötülüğüne ve dolayısıyla yeni zamanların muhteşemliğine (!) insanları inandırmaktır. Bugün modernizm,...
Düşünce tarihinde özgürlük fikrinin üç ana tanımını görüyoruz. İlk tanıma göre özgürlük, her şeyden önce “kendini gerçekleştirme” anlamına gelmektedir. Bu husus, kişinin kendi iradesiyle eylemlerini başlatmak için doğuştan sahip olduğu ve bir dereceye kadar öncül belirleyici koşullar tarafından şekillenmemiş bir güce işaret eder. İnsanın yapısal bir olanağı olarak karşımıza çıkan...
Yaşamımız bir yandan özgürlüğü muştular ve yaygınlaştırırken diğer yandan insan seçim ve kararlarına rakip hatta onu gereksizleştiren, hiçleştiren bir geleceğe doğru ilerliyor gibi. Çağın her türlü otoriteyi reddeden özgürlük ve umut söylemleri ile herkesi kuşatan iletişim ağları ve yapay zekâ donanımı içinde “veri” şiddetine maruz kalan insan, özgürlük ve kuşatılmışlık...
Kadim zamandan beri rejimlerin toplumları değiştirme aracı olarak din ve eğitimi kullandıkları söylenir. Bu tez hala da geçerlidir. İnsanların kimyalarını veya kimliklerini eğitim ve din üzerinden şekillendirebilir ve değiştirebilirsiniz. İsrail de bunu deniyor. İbranice üzerinden Kudüslüleri katarına takmak ve katmak istiyor. Böylece iç dirençlerini kırarak sürü ve uysal varlıklar haline...
Bildiğimiz işgalin ve zulmün gerçekte nasıl tezahür ettiğinden emin değilim. Henüz varmadan aklımda “kadim Filistin topraklarının ve Kudüs’ün neresine gitsek Filistin’e gitmiş olacağız” sorusu dolaşıyor. Daha bu soru cevapsız öylece dururken, havadan gördüğüm Tel Aviv şehrinin bu derece büyük olmasına ve kilometrelerce düz uzanıp ufukta bittiği çizgiyi havadan dahi göremeyişime...
Üniversitelerde lisansüstü eğitimin iki amacı var: Biri araştırma yapmak, diğeri ise öğretim üyesi yetiştirmektir. Araştırma yapmada hem yapan kişinin gelişimi hem de toplumun sorunlarını analiz etme ve çözümleme esastır. Bu nedenle araştırma yaparak araştırmacı yetiştirilirken, araştırmacı yetiştirerek de araştırma yapılmış olur. Bir bakıma tavuk-yumurta döngüsü. Araştırma yapmak için ilk şart...
Medeniyet kavramının en bariz vasfının tüm insan deneyimlerini tutarlı ilişkiler ağı içerisinde bir araya getirecek bir “bütünlük” ilkesi sunması ya da din, bilim, felsefe estetik gibi insani etkinlik alanlarını tutarlı, kapsamlı ve dengeli bir şekilde bir araya getirilmesi, olduğu söylenebilir. Bu husus medeniyetin esasen insanlığın ideal düzen arayışlarının bir yansıması...