Büyük İslam mütefekkiri ve mutasavvıf Hz. Mevlana’nın 748. Vuslat yıldönümünü idrak ediyoruz bu günlerde. İrtihal-i darı beka eylemesini Şeb-i Arus olarak, yani sevgiliye kavuşma olarak nitelendirmesini anlamaya çalışıyoruz. Hz. Mevlana’yı anlamak için O’nun neye davet ettiğini ve nasıl davet ettiğini düşünmek gerekiyor evvela. “Gel” derken neye çağırıyordu, nasıl çağırıyordu, kimi...
Bir toplumda eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin cevabı, o toplumun benimsemiş olduğu veya ağırlıklı olarak uyguladığı eğitim felsefesi verir. Bireylerin, psiko-sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde gelişmeleri ve yaşadıkları çevreye uyum sağlayabilmeleri için onlarla olan olumlu sosyal etkileşim oldukça önemlidir. Sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla ilişkilerinde iletişim becerileri önemli...
“Zamanede sana üç yoldaş vardır. Biri vefakârdır ikisi gaddar. Biri dostlarındır, öbürü malın mülkün. Üçüncüsüyse iyi işlerdir ve bu vefalıdır. Mal seninle beraber gelmez, evden dışarı bile çıkmaz. Dost gelir, gelir ama mezar başına kadar. Ölüm günüde dost, sana hal diliyle der ki: Sana buraya kadar yoldaşım, bundan öteye gidemem....
Derdimiz çok. Problemlerimiz, meşguliyetimiz, kuşatılmışlığımız ve daha neler… Görevimiz de, mesuliyetimiz de ağır. Bir halk şairimizin gönlü, dili bize tercüman olur: “Dert’ten hali değil dil-i naşadımız Anın içün Dertli kaldı adımız” (Dertli) Bütün bunları bilmek ve göğüslemek zorundayız. Artık yabancı dünyaları aktarma zamanı geçti. Üretme, gerekenleri kendi dünyamızda var etme...
İnsanın geldiği bu âlemde temel gayesi, kendini ve âlemi anlamaktır. Anlamak, meselenin künhüne vakıf olmak demektir. Anlamak için insana lazım olan şey merak, ihtiyaç, güdü, dürtü ve davranıştır. Bunlar insanda içkindir. Eğer bunlar bir ideal potasına atılmazsa aksi yönde gelişirler. İnsandaki merak duygusu öğrenmeye hasredilirse hakikat, edilmezse tecessüs ortaya çıkar....
Kurt ile Tilki Dünyada çoğu insan kendi nasibine, rızkına kanaat etmez ve başkasının nasibine tamah eder. Oysa herkesin hareketi görüşü makamına göre olduğu gibi, nasibi ve rızkı da Allah’ın takdirine göredir. Mevlânâ bu durumu, aslanın kurt ve tilkiyle birlikte avladıkları hayvanları paylaşmaları örneğiyle vurgular. Aslında hikâye geçmiş ümmetlerin hatalarından ibret...
Mevlana Muhammed Celaleddin Rumi (1207-1273) sekiz asırdan bugüne şaheseri olan Mesnevî’sinin 20. Beytinde, ‘Sedef gibi kanaatkâr olmadan inci sahibi olunmaz’ manasını gelen veciz sözünde şöyle seslenir: “Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.” Hırs sahiplerinin testiye benzeyen gözleri dolmadı, yani doymadı ve gönüllerine kanaat gelmedi. Onun için...