eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Mesnevi ve Pedagoji

Mesnevi ve Pedagoji

Mesnevi ve Pedagoji
15.05.2021 13:16
0
A+
A-

Mevlana Muhammed Celaleddin Rumi (Belh, 1207-1273 Konya)’nin şaheseri Mesnevi (bendenizin tanımlamasına göre) bir tür İslam ansiklopedisidir.

Mevlana’nın eserlerinden anlaşılıyor ki, kendisi iyi bir pedagog. Mesnevi adlı şaheseri de bir ahlak ve pedagoji kitabıdır.

Mevlana, yaşadığı dönemin yenileyicisi ve etkin bir eğitimcisidir. Ayrıca yetkin kişiliğiyle medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuştur. Hem de manevi eğiticilik vazifesini yürütmüştür. Eğitimin insanın yaratılış gerçeği üzerine kurulmasını istemektedir. Kişilerin tabiatlarındaki sanat ve hünerleri geliştirmesini ve onların olgun gönüllerinin hizmetine sunulmasını istemektedir.

Mevlana Pedagog

Mesnevi didaktik olmasının yanında oldukça romantiktir.

Özellikle anne babaların ve eğitimcilerin bocaladığı, bilinen, eskilerden devralınan klasik yöntemlerin yetersiz kalmaktadır. Batı’ya ait yöntemlerin denendiği ve kültürümüzle uyumsuz olduğu görüldüğü bu dönem için bir yol gösterici niteliktedir.

Mesnevi’nin, pedagojik yönünün ele alınması ve bu açıdan yorumlanması kaçınılmazdır. Bendeniz Mesnevi’ye farklı bir perspektiften bakarak “Mesnevi’den Pedagojik Telkinler” isimli kitabım 13 baskı yaptı. Mesnevi’yi didaktik bir bakış açısıyla inceledim ve hikâyeleri pedagojik bir yöntemle izah etmeye çalıştım.

Mesnevi’nin insanlığa ahlak, eğitim ve pedagoji gibi yönlerini düşünmüştür. Ayrıca nasıl yararlı olabileceğini bugünün insanına anlatmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Aslında Mesnevi, bir hikâye kitabı da değildir. Mesnevi, hakikatler kitabı, irfan kitabıdır.

Mevlana, Mesnevi’nin I. cildinin önsözünde; “Mesnevi, hakikate ulaşmak ve Allah’ın sırlarına ağah olmak isteyenler için bir yoldur. Mesnevi, temizlenen kişiler için gönüllere şifadır. Kur’anı açıkça anlamaya yardım eder, huyları güzelleştirir.” demiştir.

Birbiri içine giren bu nadir hikâyeler arasında gizli bulunan Mesnevi cevherlerini, bu ilahi hikmetleri bulup çıkarmak için çok dikkatle uğraşmak, emek sarf etmek ve çok sabırlı olmak gerekmektedir.

Mevlana yaşadığı dönemin iyi bir eğitimcisidir. Medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevî eğiticilik vazifesini yürütmüştür.

Bütün yaşamı eğitim ve eğitsel etkinliklerle geçen Mevlana, bütün eserlerini de bu amaçla yani insanların eğitimine duyduğu ihtiyaç sebebiyle yazmış veya yazdırmıştır.

Mesnevi’nin yazılış aşamasında da bu amaç açıkça görülmektedir. Özellikle öğretmen ve öğrencilerin istifade etmesi için yazılmıştır. Bu yönüyle de Mesnevi didaktik (öğretici) bir eserdir.

İnsan insanın aynasıdır!

Mevlâna’nın insana verdiği değere insanlığın henüz ulaşamadığı görüyoruz. Batının “İnsan insanın kurdudur” anlayışının yerine, “İnsan insanın aynasıdır” diyen Mevlâna, bugünün modern dünyasına da adeta bir ders vermektedir.

İnsanın ruh, akıl ve aşk temalarından oluştuğunu ifade eder. Mevlâna’nın, bu unsurları hem teoride hem de pratikte birleştirerek ideal insan tipini ortaya koymuştur.

Ruhunu ve sevgisini yitirmiş toplulukların Mevlana’dan alacakları çok ders vardır. Acaba küreselleşme ile birlikte pek çok alanda büyük adımlar atmıştır. Ancak yine de çaresizlik içinde kıvranan dünya, Mevlana’nın tüm insanlığı kucaklayan sevgisinden biraz olsun nasibini alsa güzel olmaz mıydı? Aşk, insanların hırs, kibir, kıskançlık ve kin gibi olumsuz huylarının yegâne hekimidir. Toplumda İlâhî sevgi ile gönüllerini arındıran insanlar çoğunlukta olduğu zaman, aksaklıklar düzelir, kötülükler sona erer, huzur hâkim olmaz mı?..

İlim sahibi olmak!

Mesnevi’nin tefekkür dünyası incelendiği zaman odak noktasının insan olduğu görülür. “Fikir odur ki insanı bir yola ulaştırır. Yol o yoldur ki, yolcusu padişah olur.” (Mesnevî, II:3237) sözleriyle de; Hz. Peygamberimizin: “Allah’ım; sana sığınırım faydasız bilgiden, alçalmayan gönülden, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duadan.” hadisi gereğince bilginin faydalı olanına inanır. Nefsinin isteklerine esir, rahatına düşkün, çabuk bıkan, kendisine güveni olmayan, zahmetlere sabretmeyen, dünyalık peşinde koşan insanlar ilim sahibi olamazlar. (Mesnevî, III: Dîbâce)

Mevlânâ da güzel ahlâk sahibi ve örnek insan olmanın tarifini verir. Gönülleri eğitirken ahlâk ve ahlâkî hususlara özellikle dikkat çeker. Zira Mevlânâ; toplumun huzur ve barışı için öncelikle her bireyin kendi iç dünyasında huzur bulmasıdır. Bunun ilk adımlarından birinin de sevgi ve güzel ahlâk sahibi olmakla gerçekleşeceğine inanır.

Bilgi Çağı ve Eğitim Sistemi

Bilgi çağı olarak adlandırılan 21.yüzyılda toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi üretme becerilerine bağlı bulunmaktadır. Bu becerilerin kazanılması ve hayat boyu sürdürülmesi, bilgiyi ezberlemeyi değil, bilgi üretimine dayalı çağdaş bir eğitimi gerektirmektedir.

Eğitim genel anlamıyla insanın iyi davranış kazanması ve sosyalleşmesi için yapılan çabalardır. İnsanlık tarihi eğer insan olmanın tarihi ise, o her şeyden önce eğitim tarihi demektir. Eğitim ve öğretim tarihi pedagojinin önemli bir parçasıdır. Eğitim –en geniş anlamına göre- bir milletin ve cemiyetin kültürel ve medeni değerlerini gelecek nesle aşılamaktır.

Pratik bakımdan eğitim bir sanattır. Gelecek neslin muhtelif derece ve renkteki yeteneklerinin en elverişli bir şekilde geliştirmek eğitim sanatının başlıca görevidir.

Bir ülkenin eğitim gerçeğinin temel zeminini eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi oluşturur. Onun üzerine eğitim politikaları şekillendirilir. Eğitim politikalarına dayanarak eğitim planlaması somutlaştırılır; eğitim planlamasıyla da eğitim uygulamalarına meşruluk kazandırılır. Eğitimin temel bağlantı kategorilerinin temelinde eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi bulunmaktadır.

Eğitim ve öğretim sürecinde bireyi yönlendiren, rehberlik eden ve ona doğru davranış kazandıran öğretmendir. Ektiğini en geç biçen çiftçi öğretmendir. Hekim hastasının iyi olup olmadığını görür. Komutan ya zafer ya yenilişle neticeye ulaşır.

Yalnız öğretmenlerdir ki, zaferini görmek için birkaç nesil beklemek zorundadır. Ama bu bekleyiş hakiki bir değişim içindir.

İlahi çağrıya kulak verelim!

Mesele, bizden neden Kant veya Comte’un çıkmadığı meselesi değildir. Esas mesele kendi düşünce ve bilim dünyamızı iyi tanımaktır. İyi tanıtmak, onunla sağlam bağlar kurarak geleceğimizi aydınlatacak hamlelere geliştirmektir. Günümüz eğitimi belki fertteki gücü işlenebilir kılıyor, verimi arttırıyor, ama onları daha insani yapmıyor. Bugün dünyada Batı merkezli uygulanan eğitimin amacı daha erdemlidir. Daha insancıl ve daha yardımsever insanlar yetiştirmek değildir. Daha çok verim almaya, sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesine göre ayarlanmıştır.

İnsanın en uzun yolculuğu, kendi iç yolculuğudur.

Mevlana ve Mesnevisi, böyle bir manevî arayışı olan gönüllere sunulmuş ilâhî bir armağandır. Bu dünya gurbetinin bağrı yanmış ve dudağı çatlamış yolcuları, susuzluklarını o irfan çeşmesinde kandırır, gönüllerini o cennet esintileriyle serinletirler.

Mevlana ve büyük bir insanlık panoraması olan Mesnevi’yi tanımaktır. Kendi kendimizi tanımak, kendi iç portremize ayna tutmaktır.

O parlak ayna 8 asırdır 7 kıtada elden ele dolaşmaktadır. Bizi bu uzun ve mukaddes yolculuğa çağırıyor.

Bu çağrıya kulak verelim ve çözümü de kendi değerlerimizde arayalım vesselam.

maarifinsesi.com

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.