eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Hive’de Maziyi Soluklarken…

Hive’de Maziyi Soluklarken…
15.06.2023 11:00
0
A+
A-

(ÖZBEKİSTAN SEYAHATNAMESİ -4)

Özbekistan topraklarındaki üçüncü günümüzde programımızın resmî ve kültürel aşamalarını tamamlamış bulunuyoruz. Kalan iki günümüzde ise tarihin derinliklerine yol alacak ve Özbek millî hafızasının günümüzdeki tezahürlerini keşfe çıkacağız. İlk durağımız evliyalar burcu Hive…

21 Mayıs Pazar sabahı Urgenç’ten Hive’ye hareket ediyoruz. Bu iki güzel şehir birbirine uzak değil. Normal seyirle yaklaşık bir saatte Hive’ye ulaşmayı hedefliyoruz. Yol boyunca bereketli pirinç tarlaları, yemyeşil meyve bahçeleri gözümüzün önünden akıp gidiyor. Bir yandan Özbek dostlarımızla sohbet ediyor diğer yandan da büyük bir merak ve heyecanla yolu takip ediyoruz.

Hive’deki ilk durağımız eski dönemde şehrin yönetim merkezi olan saray, yani Nurullabay Palace. Burası, klasik Özbek mimarisinin en muhteşem eserlerinden biri. Külliye içerisinde yer alan binaları tek tek gezdikten sonra hem bir asır öncesindeki Özbek yaşam tarzını görmek hem de bu an’ları ve anıları bir araya getirmek için fotoğraflayarak ölümsüzleştirmeye, bir kolaj oluşturarak dijital hafızamızın heybesini doldurmaya çalışıyorum.

Etrafımdaki yapılara odaklanıyorum önce. Üst üste biriken dünyalar, yaşamlar, tanıklıklar… Binalarda en çok dikkatimi çeken şey ise son derece tezyinatlı olan ahşap sütunların varlığı. Ağaç oymacılığının muhteşem örnekleri ile karşı karşıyayız her tarafta. O muhitte yetişen “gücüm” isimli bir ağaç türünden yapılan bu sütunlar, gerçekten göz kamaştırıyor.

Mihmandarlarımızdan biri; Rusların buralara gelirken mikroplarını da getirdiğini, bir kurt türünün ağaç gövdelerine girerek onları çürüttüğünü ve bu yüzden artık ağaçlardan pek verim alınamadığını söyledi. Demek ki Ruslar yüzünden “gücüm” ağacının da gücü kalmamış, gövdesine yerleşen Rus kurtçukları sebebiyle içten içe çürümüş. Bu vaziyet, neredeyse bir asır boyunca Rus işgaline maruz kalan Orta Asya Müslüman-Türk toplumlarının durumuna ne kadar da benziyor!

Günümüzde müze olarak faaliyet gösteren Nurullabay Palace, tarihin eski dönemlerinde Hive Hakanlığı’nın yönetim merkezi olduğu için devlet teamüllerinin uygulama alanı olan kısımlar, aslî biçimiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Özellikle yabancı diplomat ve elçilerin ağırlandığı salon ile makam odaları, muazzam bir devlet tecrübesine işaret ediyor.

Saray ziyaretinden sonra Hive’de yeni açılan Ma’mun Üniversitesine gidiyoruz. Ma’mun Üniversitesi Rektörü ve yönetim heyetini daha önce Diyarbakır’da, üniversitemizde misafir etmiştik. Onlarla tekrar görüşecek olmamız beni sevindiriyor. Üniversite girişinde yöneticilerle berbarber güler yüzlü bir öğrenci grubu karşılıyor bizi. Daha sonra ağırlanacağımız binaya geçiyoruz. Özbek milli müziğinin icra edildiği küçük salonda bir tepsi içinde bazı figürler sergileyen öğrencinin vaziyeti çok ilginç geliyor bize. Kısa bir tanıtımdan sonra öğle yemeğine geçildi. Dicle Üniversitesi olarak yine başköşeye davet ediliyoruz.

Üniversitenin kurucusu ve finansörü olan beyefendi de masamızda. Baştan ayağa beyaza bürünmüş olan dostumuz, şapkasındaki “Boss” ibaresinde olduğu gibi tam bir patrondu.

Özbek milli müzikleri ile şenlenen keyifli bir öğle yemeğinin ardından Hive’nin tarihi çarşısını ve şehrin manevi mimarlarının türbelerini ziyaret etmek için harekete geçtik. Her metrekaresi ayrı bir tarih barındıran bu muhteşem şehri, adım adım gezdik. Değişen dünya atlasının ortasında değişime karşı koyan Hive’yi yukarıdan da aklımıza kazımak, gördüğümüz manzarayı fotoğraflamak ve keyfini çıkarmak için Hive Kalesi’ne çıktık. Buradan  “Köhne Şehir” e nazar ettik. O güzel şehrin manevi havasını geniş geniş teneffüs ettik.

Hive gezisi toplu olarak devam ederken ana gruptan ayrılma zamanımız gelmişti. Diğer arkadaşlarımız Türkiye’ye dönecekti. Yol arkadaşlarımdan Mehmet Salih Hoca ile birlikte Buhara ve Semerkant’a geçmeyi planladık. Ev sahiplerimizle ve diğer dostlarla helalleşip vedalaştık. Hemen gitmek içime sinmiyor ama saat 16.00’da Buhara trenine binmemiz gerekiyor. Son bir atakla Hive’nin ve Özbeklerin medar-ı iftiharlarından Pehlivan Mahmud’un türbesini ziyaret etmek istiyorum.

Pehlivan Mahmud, adı üzerinde, güreşte meşhur biri iken gönlüne gelen ilhamla tasavvufa ve şiire merak salmıştır. Söylediği âşıkâne şiirlerle halkın gözünde evliya derecesinde yükselmiş önemli bir şahsiyet. Onun hayatını okurken birçok yeni bilgi öğreniyorum. Pehlivan Mahmud’un türbesine girmeden önce oranın âdeti üzere, hocası ve şeyhi Seyyid Alaaddin’in ruhuna fatiha okuduk. Ardından Pehlivan Mahmud’un huzuruna vardık. Duamızı okuduktan sonra içeride türbe mihmandarımız, “Madem Türkiye’den geldiniz Kuran okur musunuz?” diye sordu. Besmele ile başladım. Biraz okumak nasip oldu. Türbe içinde kim varsa hemen seğirtip çevreme toplandı ve hürmetle dinlemeye başladı. Duaya ve okunan Kur’an’a hürmetlerini çok takdir ettim. Artık veda zamanı… Türbeden ayrılıyoruz. Ev sahiplerimizden Gulamcan bizi Hive İstasyonu’na bıraktı. İkindi ezanı okunurken Hive’den ayrılıyoruz. Yaklaşık altı saat sürecek olan yolculuğumuzu yataklı trende yapacağız.

Elveda tarih kokan Hive, elveda Harezm’in gözbebeği Urgenç, elveda ey güzel insanlar diyarı!..

İstikamet Buhara!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.