Hayat, Doğan Büyük Türkçe sözlüğe göre canlı olma, sağ olma hali; dirilik, dirim canlılık anlamlarına gelmekte. Hayatımıza ve dünyamıza pek çok bilgi girmektedir. Bunlardan bizi yaşatıp, diri tutacak ve hayatımızı anlamlı kılacaklara ulaşmaktır aslolan.
Okullarımızın temel amaçlarından biri de, bu anlamda hayatın en canlı ve gündelik hayatımızı kolaylaştıracak olanını öğretmektir. Onun için hayat bilgisi adında bir de ders konulmuş durumda müfredata. Pek çok mektebimiz, hayatın bilgisini, hayatın anlam bilgisini yıllar yılı öğretmeye çabalayıp durmakta. İşin aslı ilimde de, bilgide de, yol ve usül marifetullaha ulaşmaktır.
Okulların bu görevi teorik olarak yıllar yılı yapmaya çalıştığı ve ne kadar başarabildiği bir bahsi diğer. Hayat derslerimizi çevremizde en çok kimlere bakarak öğrenebiliriz, konusu üzerinde duracağız.
Ankara sokaklarında yol almaya devam ediyoruz. Özellikle eski/tarihi Ankara diyebileceğimiz Hacı Bayram, İtfaiye Meydanı, Samanpazarı, Hisarpark Caddesi, Kale içi, Denizciler Caddesi, Yahudi Mahallesi, Anafartalar, Ankara Garı, Gençlik Parkı, Taceddin Dergahı, Mehmet Akif Evi, Hamamönü civarlarında gezilerimiz sürmekte.
Bu sefer yolumuzu Ulus’da Seyranbağları Dolmuş Durağı’na düşürdük. Burada zaman zaman uğrayıp ahbab olduğumuz Okan Meydan Kaptan ile bir öğle arası ayak üstü sohbet ettik. Okan Kaptan’a yol hatıralarından anlattırdık. Sohbet yolcu dolmuşçu ilişkilerine geldi. Sözün orasında “Yolcularla fiili sürtüşme anları oldu mu?’’ Diye sual ettik. ‘’Hocam az da olsa oluyor.’’ Deyip bir örnek anlatmaya başladı. ‘’Bir gün yanında hanımı da olan özel taksi ile geçtin, geçmedin tartışması yaşamaya başladım. Adam önce geldi hakaret etti. Sesimi çıkarmadım, sabrettim. Ancak adam gittikçe coşuyordu. Gitti arabasından bıçak çekti geldi. Karşımda saydırıyor. Araya girenler oldu ama adam gittikçe ses ve hakaretlerini yükseltmeye başladı. Susmakla geçiştirilecek gibi değil. Ben bu arada dolmuştan aşağıya indim. O arada araya girenler falan oldu. Araya girenlere ‘’Bırakın gelsin!’’ Dedim. Bıraktılar ve karşıma geldi. ‘’Delikanlıysan, bıçağı bırak. Yek yeke kavga edelim.’’ Dedim. Adam bıçağı yere attı. Birbirimize yumruk yumruğa girişmeye başladık. Yere düştük ve yer de kavgaya devam ediyoruz. Bu arada adamın hanımı da geldi ben yerdeyken elindeki çantayla kafama vurmaya başladı. Çantada sert cisim ne ise o kafamı çok ağrıtıyordu.” Dedi. “Hiç olmasa kalkıp kadını bir kenara savurmadın mı?’’ Dedim. Okan Kaptan ‘’Hocam elin kadınına el mi kalkar? Nasıl dokunabilirim ki kadına? Racona ters.’’ Diye mukabele etti. Okan Kaptan canı yanma pahasına racon haline gelen bir töreye uymayı göze almıştı. Bunu da anlattıklarıyla bize öğretti.
Bu bir töre bilgisi olarak kayıtlarımıza girdi.
Bir başka hayat bilgisi hikâyemiz ise Denizciler Caddesinde geçti. Denizciler’de muhtelif kereler uğradığım halde yerinde bulamadığım Hacı Bayram Mahallesi Muhtarı’nı kime sorayım diye oracıkta bir an düşündüm. Hemen yakında bir taksici gözüme ilişti. Sordum kendisine. Genç, otuz yaşın altındaki taksici ‘’abi, ne tanıyoruym, ne biliyorum, ne de gördüm.’’ Dedi. Şimdi bu muhtarı bulamayacak mıyız, bir iletişim falanda mı yok? diye ısrar ettim. Taksici, başını arabanın içinden dışına çıkararak, sağa sola çevirdi. Karşıdaki Marmara Oteli gösterip, ‘’oraya uğra sana kendini de, iletişimini de bulurlar.’’ Dedi. Taksicinin dediğini yapıp o otele girdim. On beşten fazla merdiveni çıkarak resepsiyona ulaştım. Meramımı görevliye anlatıp muhtarı sordum. Orada kanepede yatan birine seslendi. ‘’Abi, bu abi muhtarı soruyor.’’ Dedi. Kanepede biraz da Ramazan mahmurluğu ile uyumakta olan şahıs gözlerini açıp bana baktı. “Muhtarı karşıdaki yazıhanede bulamadım, nasıl ulaşırım kendisine.” Dedim. Gözleri yarı açık halde o meçhul görevli, yattığı yerden ‘’Muhtarlığın altındaki yoldan dümdüz git. Karşına çıkar.’’ Dedi. Sonra da battaniyesini üzerine biraz daha çekip uykusuna devam etti. Ben de dediği yolu izleyerek tarife uygun yerde, ikinci adresinde, muhtarı elimle koymuş gibi buldum.
Taksicinin, muhtarı nasıl bulacağıma dair olan hayat bilgisi yüklü muhakemesi bana ders verici bir tecrübe olmuştu doğrusu. Böylelikle, hem hayat hem de bilgi yüklü taksici profili, o gün ders veren pervane olarak nasibime düşmüş oldu.
Hayatın kendisini ve hayatın bilgisini ders verici olarak bize öğreten Ankara hikâyelerinden iki örnek sunduk.
Sağlıcakla kalın.
Şehir ve Kültür:130