Kitabı sevdiğimi, kitaplarla haşır neşir olduğumu ve okuduğumu fark edenler, zaman zaman “Şimdiye kadar kaç kitap okudunuz?” diye sorabiliyor. Kütüphanemi gören misafirlerin sorusu ise genelde şöyle: “Bu kitapların hepsini okudunuz mu?” Çoğunluk okunmuş olsa bile kütüphanemdeki bütün kitapları okumuş olmam elbette mümkün değil. Bu aşikâr. Lakin soran olmasa da ara...
Mezuniyet törenleri önemlidir. Mezuniyetten önce de okuma bayramı, dört işlemi öğrenme bayramı, eldeli toplama işlemini çözme bayramı yapılmalıdır. Her Türk çocuğu anasınıfından başlayarak emekli olana kadar her diploma aldığında törenlere katılmak, kep, şapka kafasında ne varsa göğe doğru fırlatmak zorundadır. Kafada olanları, kafaya takılanları göğe doğru fırlatmazsa Türk gençliği, Türk...
KALİTELİ ÖĞRETMEN VE EĞİTİMİN SEMERESİ -1- Kaliteli Öğretmen Bilindiği gibi tarihin beyaz, gri ve siyah sayfaları vardır. Bu dünyada hoş bir sada bırakmak isteyenler, tarihin beyaz sayfalarını örnek almaya, gri sayfalarını tahlil etmeye, kara sayfalarından ise ibretler çıkarmaya çalışırlar. Eğitim ve öğretim konusunda da tarihimizde bunların tümü yaşanmıştır. Tarihimizde yaşanmış...
Öğretmen Okulları, öğretmen yetiştirmek üzere bir eğitim kurumu olarak ilk defa 16 Mart 1848’de Darülmuallimin adıyla kuruldu… Darülmuallimin’in ilk Genel Müdürlerinden biri de Ahmet Cevdet Paşa’dır… İlk önce sadece Rüşdiyelere(ortaokul) muallim yetiştirirken daha sonra Darulmuallimin-i Aliye adını almış ve 1891’den itibaren İptidai, Rüştiye ve İdadi’lere öğretmen yetiştiren, yüksek nitelikli öğretmen okullarına dönüştürülmüşlerdir… 1915 yılında Cumhuriyet dönemindeki son...
Kendinizi bir öğretmen veya okul yöneticisi yerine koyup bir ilkokulda eğitim vermeye çalıştığınızı düşünün. Kısıtlı imkanlara sahip 800 den fazla öğrencinin kayıtlı olduğu ve 50 den fazla öğretmenin çalıştığı bir devlet okulunda verilen idari ve akademik çalışmaların kalitesinin nasıl olabileceği konusundaki değerlendirmenizi az çok tahmin edebiliyorum. Her yöneticinin okulu için...
Filistin’in eğitim tarihinde Osmanlı Devleti’nin, İngiltere’nin, Mısır’ın, Ürdün’ün, İsrail’in ve 1993 yılında sonra ise Oslo Anlaşması aracılığıyla Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)’nün etkili olduğu görülmektedir. Osmanlı devleti döneminde (1516-1917) Filistin’de eğitim, kuşkusuz, Osmanlı eğitiminin özelliğini taşıyordu. Bu dönemde Filistin’de Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler kendi eğitimlerini yönetiyorlardı. Öte yandan Osmanlı’da olduğu gibi...
Üç yıl önce ünlü otomobil markalarından birinin servisinde çok sayıda mühendis ve teknik personele liderlik eden bir yöneticiyle tanıştım. Kahvelerimizi yudumlarken “Hoca’m, ben ilkokul mezunuyum.” dedi. Şaşırdım. Kısaca hikâyesini anlattı: “İlkokulu bitirdikten sonra çırak olarak bir tamirhanede çalıştım. Askere gittim. Döndüğümde bu servise girdim. Kademe kademe ilerledim. Usta, ustabaşı, şef...
Okullar açıldı. Ülkemizde yaklaşık 20 milyon öğrenci ders başı yaptı. Pek çok ülkeyi kıskandıran bir rakam bu. Zira birçok ülkenin nüfusundan fazlasına tekabül ediyor. Ekim ayında üniversitelerin de eğitim-öğretime başlamasıyla yaklaşık 7 milyon öğrenci daha sırayla buluşacak. Eğitim camiasının diğer fertleri de hesaba katıldığında ülke nüfusunun yaklaşık üçte birinin bu...
DERSAÂDET YAZILARI- 32 Gelir düzeyi yüksek bir semtte faaliyet yürüten özel bir okulu ziyaret ediyoruz. Ortak dostumuz olan okul müdürüyle hasbihal edebilmek amacıyla bir eğitimci arkadaşımla birlikte okula vardığımızda standartları çok yüksek bir okulla karşılaşıyoruz. Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan kampüsün bahçe girişinden itibaren sıra dışı bir eğitim kurumuna...
Hiç unutmam, çocuktum, ilkokul yıllarımdı. Yerde bir kâğıt görmüştüm, boş bir kâğıttı, ayağıma takıldı, basıp geçmiştim. Dedem vardı yanımda, al o kâğıdı yüksek bir yere koy dedi. Üzerinde herhangi bir şey yazmıyor ki, hani ayet hadis yazan kâğıtlar çok eskiyse, yerlere atılmışsa onları yakmamızı öğütlerlerdi, bu kâğıt bomboştu… O vurucu...
Karl Marx ve Friedrich Engels 19. yy sonlarında, vahşi kapitalizmin çarkları altında ezilen insanlara bir ümit vermek üzere, belki de eskatolojik ve iyimser, bir kehanette bulunmuşlardı, Avrupa’da dolaşan bir hayaletten bahsederek. Şimdilerde ise yekten farklı bir “şey” dolaşıyor her yerde. Kötümser ve ümit kırıcı, üstelik bir kehanet değil açık seçik...