Yangın dağılmaya başladı. Mukaddes bir coğrafyada başlayıp diğer kutsal yerleri kavurarak devam ediyor. Her gün yeni bir yıkım her gün daha garip bir sessiz çığlıkla filler tepişiyor… Kim daha haklı ya da haklı kimse var mı bilmiyordu. İnsanı yaşatmayanın haklılığını ispatı ne kadar mümkün olabilirdi? Hangi mazlumun kanına girmek meşru...
“Eşek hoşaftan ne anlar!” meşhur atasözlerimizden birisidir. Atasözünün devamı “Suyunu içer, tanesini bırakır.” şeklinde olsa da genellikle birinci cümle daha çok bilinmekte ve kullanılmaktadır. Bu atasözü genel olarak “karşı tarafın herhangi bir konuda kıymet bilmemesini” ya da “ince, güzel, kıymetli şeylerin değerini bilmeyen kaba, bilgisiz, görgüsüz kimseleri eleştirmek ve onlardan...
Dr. Seda Artuç BEKTEŞ “Koça boynuzu yük değil oğlum” dedi. Yeter ki sağlık olsun, çoluk çocuk huzurla büyüsün. Baktığını göremeyen, gördüğünü dinlemeyen kişiden ne hayır gelir. Kader deyip geçersin, diyar diyar gezersin de derde çare bulamazsın. İnsanoğlu ya bu, mahana bulmaya; kalbi ziyan etmeye zoru var. Yoksa nasıl ömrünü heba...
Babam benden ne isterdi? Bunu bilmiyorum. Şimdiye kadar bunu düşünmek bile aklıma gelmedi. Gelmiş olsaydı mutlaka sorardım. Bazen kaldığım odanın kapısını açar dik dik bakardı. Ne yaptığımı sorgulatırdı kendi içimde. Korkutur, tedirgin eder, sinirlendirirdi. Bunu neden yapardı, aklına ne gelir ne düşünürdü bilmek isterdim ama soramazdım. Çok sonraları ne oldu...
Dağların karı erirken tabiat yeşermeye başladı. İklim desenleri her geçen gün değişmekteydi. Almaçatı Yaylası’nda kış, öfkesini bahara terk ediyordu. Kevenlitapur’un dolambaçlı oyuklarından süzülerek derme çatma evlerin arasına doğru inen içme suyu da her geçen gün azalmaktaydı. Toros Dağları’nın kuytularına saklanmış yayla evlerinin kenarındaki bir haydanda dünyaya geldi. On dört çocuklu...
Belirlemeye çalıştığımız bu çerçeveden sonra Ahilikteki iş ahlakının en temel ilkesinin, eğitime ve bilgiye dayandığını söyleyebiliriz. Fütüvvetnamelerde, önemine işaret edilerek kişiye her şeyden önce bilginin gerekli olduğundan bahsedilmekte ve bilginin önceliği olduğu ve dini bakımdan da farz, vacip, sünnet hükmünde olduğu belirtilmektedir. Çünkü bilge olmanın yolu, önemli bir güç olan...
Eğitime dair düşüncelerimizin geldiği bir kök yok. Bu nedenle “niçin eğitim yapıyoruz”, “eğitimde amacımız nedir”, “nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz” gibi soruların bizim pedagoji tarihimizde bir karşılığı yok. Dolayısıyla köksüz, gövdesiz, dalsız, yapraksız bir meyve yetiştirmeye gayret ediyoruz. Böyle olunca geriye pratik hayatın gerekliliklerine sahip olmak kalıyor. Buna beceri kazandırma...
Ya Vedudum!, Ya Vedudum!, Ya Vedudum!… Ya Perverdigârım!… Ya Refik-i âlâ! Nasıl varılır vuslata? Hikâye bu ya diye başlanır söze. İyi ki hikâyeler var hayatımızda. İsmini bilmediğimiz bir Allah’ın sevgili kulu, ıssız bir adaya çıkmış. Veya az sayıda insanın varlığını sürdürdüğü bir adaya. Veya ada değilmiş de bir deniz kenarıymış....
Hepimiz tutulmuştuk oysakiKimimiz belki biraz erkenKimimiz daha geç de olsaHayatın ayartıcı oltasına…Yanaklarımızda tuhaf bir acıBoğazımıza kan dolarcasına… Hızla çekilmiştik yukarılaraSakin, güvenli kuytulardan…Sonra aydınlık kamaştırdıSade bir loşluğa alışkınMahmur gözlerimizi yakarcasınaSükûnete meftun ruhumuzuDelice dalga sesleri,Ve sarhoş kahkahalar,Hoyratça yaralarcasına… Oysa daha mutlu olacaktıkAçlık sandığımız garip duyguyuSanki bir an için unuttuğumuzdaUfacık bir lezzet için,...
Prof. Dr. Mehmet Kaplan, son yüzyılda Türk Dili ve Edebiyatı alanında yetişen profesörlerimizden biridir. Fakat, onu önemli kılan ve bu yazının yazılmasına sebep olan durum, onun her üniversite hocası gibi eserler vermesi ve yüzlerce öğrenci yetiştirmiş olmasının ötesinde bir özellik taşır. Bu özelliği şimdilik onun “Türkoloji’ye getirdiği yenilik” ve “müstesna...