Efendim, EYT’den sonra bu da teklif mi şimdi, dediğinizi duyar gibi oluyorum. Elbette size hak veriyorum. Lâkin özellikle maarifte çağı ve hızı yakalayabilmek için bu durum bana daha da lüzumlu gibi geliyor. Elbette, öğretmenin emekliliği olmaz. Öğretmen, her zaman ve her yerde öğretmendir. Ve dahi bize bir harf öğretenin kırk...
Geçen haftadan devam: Kitap okumakla övünen, okumayanları cahillikle suçlayan, son çıkan kitapları ilgiyle takip eden insanlar vardır. Yığınlarca da kitap okumuşlardır. Bunların çoğu seküler kesimden insanlardır. Bunlara uzaktan gıptayla bakılır. Ben bunların bir kısmına müsaade ederseniz tırnak içinde “kitap budalası” diyorum. Okudukça kendi ideolojisinden başkasına hayat hakkı tanımayan, kendi yaşam...
Fonksiyonları, Misyonları, Sorunları ve Öneriler 2. Misyonları Özel okullarla ilgili bir önceki yazımda bu okullarımızın ülke ekonomisine ve eğitimine olan katkılarından bahsetmiş, ama “Hangi özel okullar?” diyerek bitirmiştik. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Öncelikle bu kadar aşırı rekabetin olduğu, devletin bedava eğitim verdiği bir sistemde özel okulculuğu devam ettirmek isteyen...
KALİTELİ ÖĞRETMEN VE EĞİTİMİN SEMERESİ -1- Kaliteli Öğretmen Bilindiği gibi tarihin beyaz, gri ve siyah sayfaları vardır. Bu dünyada hoş bir sada bırakmak isteyenler, tarihin beyaz sayfalarını örnek almaya, gri sayfalarını tahlil etmeye, kara sayfalarından ise ibretler çıkarmaya çalışırlar. Eğitim ve öğretim konusunda da tarihimizde bunların tümü yaşanmıştır. Tarihimizde yaşanmış...
Milli Eğitim Bakanlığının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla oluşturduğu taslak müfredat çalışmasını yayınlandı. Bu taslağı üç bölüm olarak anlamak gerekiyor. Bakana sunulan ilk bölümde kuvvetli bir milli manevi değerler vurgusu yapılmakta. Türkçe de atıf olarak yükseltilmiş durumda. İkinci bölüm ise müfredatın kendisi. Bu kısım ise kullanılan dil olarak Eğitim...
Müfredat ne derse desin, öğretmenler ne öğretirse öğretsin, kim ne telkin ederse etsin… Başka öğretmenler de vardır hayatımızda… “Yanlış” mesela, iyi bir öğretmendir. “Düşmek” de öyle. “Mağlup olmak” da. Bir kitapta “kötünün iyi bir öğretmen olduğunu” okumuştum yıllar önce. “İyinin de iyi bir öğretmen” olduğunu söyleyebiliriz. Yeter ki talebe olalım....
İnsan böyledir; isyanı da itaati de ruhunda taşır. İsyanıyla varlığını, itaatiyle yokluğunu haykırır. Umulur ki isyanı da itaati de hakikatten neşet etsin. Ne var ki “cihan, şu veya bu kıymetin değil de, bizzat kıymet hükümlerinin çivili bulunduğu can evinden, ruhundan hasta” olduğundan ve değerin bir kıymeti harbiyesi kalmadığından her şey...
Bir okul ziyaretimin ardından sosyal medyada paylaştığım fotoğrafın altına genç takipçilerimden birisi fotoğraftaki okul müdürümüzü kastederek “Remzi Hoca’m, Kız Meslek Lisesinde müdür yardımcımızdı. Hiç unutmam, bir keresinde Sakarya Türküsü’nü okuyarak dersimize girmişti.” diye not düşmüş, yıllardır görmediği öğretmenini görmenin sevinciyle selam ve saygılarını ifade etmişti. Düşülen bu nottan anladım ki...
Onu bilgiye susamışlığıyla, ilme doymayan tarafıyla tanıdım ilkin. Ders okurduk bir grup arkadaşımızla. Hocamızdı ama bizden daha meraklı daha heyecanlıydı. Derslerde bir şey öğreteyim derdinden çok, bir şey öğreneyim heyecanını yaşardı. Bu hali bize de bulaştı, bir daha da çıkmadı. Derse otururduk da zamanın nasıl geçtiğini bilmez, mekânın keyfiyetini sezmezdik....
Allah’ın yeryüzünde yaratılmışlara canlılara en büyük hediyesi merhamettir. Merhamet; kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Irkı, rengi, ne olursa olsun “yaratılanı hoş gördük yaratandan ötürü” anlayışıyla can taşıyan her varlığa kalp inceliği gönül yumuşaklığı ve muhabbet nazarıyla bakmaktır. Merhameti olmayın adaleti, adaleti olmayanın da merhameti olmaz. Adalet ve...
Malûm olduğu üzere müfredât, “tek, yalnız” mânâsına gelen Arapça “müfred” kelimesine çoğul eki -ât eklenmesiyle oluşmuştur. Kubbealtı Lugatı’na baktığımızda ise ilk olarak “basit şeyler, mürekkep olmayan şeyler” mânâsına gelir. Ergun Göze’nin de belirttiği üzere “Talebe hocasından ders alır (…) Önce harfler, sonra müfredât, daha sonra da mürekkebât öğrenilir.” Dolayısıyla müfredâtın...