Türkün bin yıllık İslamî şahsiyetini ve tarihini paranteze alan “Kemalist-Türkçü”lerle kripto gayr-ı İslamî çevreler BinbirHatimi iki şekilde itibarsızlaştırma gayretindeler. Bu konuda malûmat sahibi olmayan bazı saftirikler de bunların laklakınıtekrarlayıp durmaktadır: 1) Beş asırdır Binbir Hatim okunan Erzurum neden zelzele ve işgaller yaşadı? Demek ki Hatim okumanın bir faydası yok! 2) Anlamadıktan sonra Kur’an okumaya ne gerek var? Son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: ...
sevgi dolu sözcüklerleHatıra olarak saklamam istenilenbir fotoğraf var bendeKaç kere çöpe atacak oldumKitap sayfalarında kaybolsun istedimBir şekilde tekrar karşıma çıktıBir bilsen nasıl boş bir çabaydı onunkisiHatırımda en ufak izi bile yok halbukiSadece ismini bilsem bir anlamı olurdu. Ne çok insan sevdim sarılınca özlediğim, uzaklaşınca adını unuttuğum ne çok insan.Esmer mavi...
أعوذ بالله، بسم الله… اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ،… “Yer dehşetli bir sarsıntıyla sarsıldığında …” İki tür deprem vardır. Birincisi dünyada cari olan doğal depremler. İkincisi ise kıyamet depremi. Yüce Allah’ın evrene koyduğu âdetullah denilen kanunlar çerçevesinde dünyada birçok doğal olay meydana gelmektedir. Bu olayların bir kısmı insana fayda sağlarken, iyilik...
Bir uluslararası ilişkiler profesörü olarak başımı iki elimin arasına alıp, düşüncelere dalıyorum bazen. Ey kavanoz dipli dünya ne yöne doğru döndürüyorsun bizi? Küresel sistem ısınıyor, suyu kaynıyor? Katılık, kabalık, şiddet, ezcümle münevver bir medineden uzaklaşıyor, nefretolojiye teslim mi oluyoruz? İletişimimiz yoz bir eksende. İyiliktir bizi kemalata seyrettirecek olan. Hakiyre göre...
Bismillah… Ve “yer sallandı”… İnsan da “buna ne oluyor? “ dedi. Azim olan Allah doğru söyledi. Dünyadaki bu sarsıntı kıyamette yaşanacakların öncüsü müydü? Yoksa son saatteki artçılar daha mı şiddetli… Ayet ayet okuduklarımız zihnimizde yol alırken, İlahî her satır kulluğumuza dair tedbir ve tevekkülümüzü artırmalıyken; savrulmuş muyduk?.. Sahi neydi okumak?.....
2023’ün Şubat’ında bir zelzele yaşadık. Konforlu hayallerimiz, evrenin sınırlarını aşan emellerimiz, kabına sığmayan fikirlerimiz darmadağın oldu. Akrabamızdan, eş dosttan bir kısmı şehadete erdi. Elli bin insanımızı ebediyete uğurladık. Yüzbinlerce insanımız yerinden yuvasından oldu. Osmanlı döneminde yaşanmış büyük depremlere “kıyâmet-i suğrâ” yani “küçük kıyamet” demişler. İşte o küçük kıyametlerin en büyüğünü...
Abdulbaki Değer Türkiye’de eğitim kavrayışının en büyük problemi eğitim faaliyetini bütüncül görmedeki zafiyetidir. Bunu belki de derin bir vukufiyetle fark eden kişi “Okulsuz Toplum”un yazarı İllich’tir. Kitap zaten bu tarz mahdut bir eğitim kavrayışı ile malul okul sisteminin özüne, çekirdeğine yönelen sahici bir eleştiri sunuyor. İllich’in “muhayyilenin okullaşması” ifadesi de...
Yine her zaman ki gibi dünya telaşı içinde herkes işinden gelmiş, akşam yemeği, çay, sohbet muhabbet, belki çocukların ödevi ile uğraşıp akşamı, gece etmiştik. Çocuklarımızı yatağa yatırıp hergün yaptığımız gibi yine uykuya dalmıştık. “Uyku yarı ölüm halidir” cümlesini unutarak, belki de hiç hatırlamayarak. Oysa o gün, 6 şubat...
Son yıllarda ani ölümler, pandemi ve artan deprem felaketlerinden dolayı bizim kültürümüzde ve inancımızdaki en önemli ritüel ve âdetlerden olan taziye ziyaretlerinde “Başınız sağ olsun” ifadesini daha çok duymaya başladık. Bu nedenle taziye ile ilgili düşüncelerimle beraber bazı hatırlatmaları yapmak için bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim. Kültürümüzde “taziye” ile...
Uzun medeniyet asırlarımızın en mutena sembol şehri İstanbul oldu. Edebiyatta, kültürde sanatta, mimaride, hasılı pek çok ilim dalında ve yaşayış tarzında İstanbul bir model oluşturdu. Fatih, İstanbul’daki bütün medeniyetlerin birikimini alarak birleştirip pek çok alanda İslam mimarisi ve İslam medeniyeti alanında yeni tarzların oluşmasına ortam hazırladı. Zaman içinde bu gelişmeler...
Ya İlahi, kulların Hevesinde pulların… Ya nisa derdindeler Ya boy boy oğulların… Özenle çoğaltılıp İstiflenen malların… Esiri olmuş herkes Mevki ve makamların… Evler, arabaların Çulların, çaputların… Kalplerde yer edinmiş Yeni düzen putların… Ya Erhamerrahimin Bizlere hidayet ver Ya döndür kalbimizi Yahut bir nedamet ver… Öte yanda garibler Yetim ve mahrumların, Arş-ı Alâ’yı sarsar ‘Ah’ları mazlumların… Ya Müntakim, Ya Kahhar Yitip giden canların, İmdatlarına yetiş Feryat eden kulların… Ya...