“Hadi gel köyümüze geri dönelim / Fadime’nin düğününde halay çekelim…” sözleriyle başlayan meşhur bir şarkısı vardı Ferdi Tayfur’un. Doksanlı yıllarda otobüslerde, minibüslerde, kahvehanelerde ve neredeyse her köşe başında bu özlem yüklü şarkıyı duymak mümkündü. Özellikle çocukluğunu veya hayatının belli bir dönemini köyünde geçirdikten sonra envaiçeşit gerekçelerle göçünü sarıp yolunu tuttuğu...
Geçen haftadan devam: Kitap okumakla övünen, okumayanları cahillikle suçlayan, son çıkan kitapları ilgiyle takip eden insanlar vardır. Yığınlarca da kitap okumuşlardır. Bunların çoğu seküler kesimden insanlardır. Bunlara uzaktan gıptayla bakılır. Ben bunların bir kısmına müsaade ederseniz tırnak içinde “kitap budalası” diyorum. Okudukça kendi ideolojisinden başkasına hayat hakkı tanımayan, kendi yaşam...
Halı ilk olarak Anadolu, İran ve Türkmenistan’da dokunmuştur. Bu coğrafya, halı kuşağı olarak anılır. Halının yüzlerce yıllık geçmişi vardır. Ortak hafıza ürünüdür. Renk ve süs zenginliğinin yanı sıra kültürel çeşitliliği barındıran bir hüviyet taşır. Yün, ustalıkla döndürülen kirmenle eğrilerek ip hâline getirilir. Eğirme işi bittikten sonra evlerde halı dokuma telaşı...
Okumak insanı hayata bağlayan en önemli davranış şekillerinden birisidir. İlk emirdir.İki günden fazla “okumayan” insanın sohbeti çekilmez olur derler.Burada “kitap okumayan” demişler de ben kitap kısmını çıkardım özellikle.Okumayan… Yani okumayı bilmeyen insanın kitap okumasının pek bir ehemmiyeti yoktur.Okumayı bilmektir esas olan.Okumak insanı vezir de edebilir rezil de edebilir.Önce bunu bilmemiz...
Bugün ülkemizde eğitimden söz edildiğinde söylenen/söylenecek onca söz, yazılan/yazılacak onca yazı olduğu/olacağı, bu söz ve yazılarda dile getirilen/getirilecek görüşlerin de yine hiç sona ermeyeceği ortadadır. Çünkü söylenenler/yazılanlar eğitimin temel sorunu ile değil, eğitimin süresi, sınav sistemi, ders kitaplarının müfredatı, öğretmenlerin yetiştirilmesi gibi görünen sorunlarıyla ilgilidir. Bu sebeple temelde yatan probleme...
Üslup, sözlükte “izlenen yol, benimsenen tarz” anlamına gelir. Dil ve edebiyatta üslup kişinin kendi duygu, düşünce ve heyecanlarını dile getirme şekli, dili kullanma biçimidir. Yazarın kelimeleri konuya uygun biçimde seçme ve kullanma tarzıdır. Kelimeler manaya giydirilmiş kıyafetlerdir. Bu kıyafetleri güzel, anlamlı gösteren ise usul ve üsluptur. Usul ve üslup, bir şeyi aslına...
Mutlu çocukların şiirleri yoktur! Zemheri soğuğu yemeden bir yürek, Kalemle hasbihal eylemez. Ondandır şairlerin suskunluğu… Bakışlarındaki mana ondandır. Mutlu çocukların şiirleri yoktur. Hisli yüreklerin, yarası pas tutmayan namelerin iniltisidir şiir. Anlatamadıklarıdır, aktaramadıklarıdır. Yürekte yaşadıkları, ya da yaşayamadıklarıdır. Duygusuz çocukların şiirleri yoktur. Çocukluğu çileli, gençliği çileli, yaşı yaşanmışlığı çileli kişiler şairdir...
Günlük hayatta anlamı birbirine yakın olup farklı bilinç düzeylerine işaret eden bazı kavramlar var. Söz gelimi “izlemek” ile “seyretmek” arasında epeyce fark var. “Bakmak” ile “görmek” birbirinin aynı değil. “Görmek” ile “yaşayarak tecrübe etmek” de hakeza böyle. İnanç geleneğimizde bireylerin farkındalık seviyelerini izah edebilmek için “bilme” kavramının üç çeşidinden söz...
SUNUŞ: Bu haftaki röportajımızı yazar, araştırmacı, sivil toplum gönüllüsü bir isim Abdullah Yıldız Hoca(*) ile yaptık. Kendisi tecrübeli bir yazar. Çok sayıda yayınlanmış kitabı var. Konferanslar vermekte. Eskilerin tabiri ile bir mümeyyiz(ayırıcı) vasfı namaz gönüllüsü olması. Bir grup arkadaşı ile birlikte organize ettikleri namaz platformunda görev yapmakta. Maneviyatı yok sayılarak,...
Zaman zaman pek çok konuda birden fikir beyan edenlere rastlamaktayız. Bilmediğimiz, fikir yürütmediğimiz hatta proje üretmediğimiz konu nerede ise kalmadı. Daha ilginci ise bu insanlar pek çok konuda artık fikir yürütüp, proje üretebiliyor. Tornacının eğitime, mimarın sosyolojiye, ilahiyatçının Hava sanayine, esnafın ülke yönetmeye dair görüşlerine çok sık rastlar olduk bu...
Biz, yüzyıllardır canhıraş boğuştuğumuz Batı’yı da bilmiyoruz. Batı’yı batı yapan değer, haslet bilinmiyor. Onun bilimi, bilimde ve teknolojide neler yaptığı, nelerin peşinde olduğu da bilinmiyor. Çağdaş fiziğin araştırma alanlarının nerelere kadar vardığına dair birkaç misalle bu dünya hakkındaki bilgimizi muhasebe edebiliriz. Bu alanda carî mantık şu: İnsanı, onunla ilgili herşey...