Mehmet Akif’in seciyesini en çok şu üç şey inşa etti der Mithat Cemal Kuntay: Kur’anlı ev, pehlivanlı mahalle, müspet ilimli mektep. Bu üç dayanağı anlamak, Türkiye’nin ve şiirin zeminine dair iyi bir fikir verecektir. Akif’te tarih kültürel bir miras değil. O bunu çok erken zamanda anlıyor ve Namık Kemal’in korktuğu...
Akif, 20. Asır Türkiye’sinin ilim, fikir, tefekkür ve tecdit hayatına büyük hizmetleri olmuş dava adamı bir şahsiyettir. Ülkenin, devletin ve milletin en zor zamanlarında büyük bir dirayetle ülkesini kalemi ve ilimi ile müdafaa etmiş. Dava adamlığının yanında bir mücadele adamı olmuştur. Klasik dönemi de iyi bilen, yeni usule de hakim bir münevver...
Kavâid-i Edebiyye adlı sadece bir forması basılabilmiş eserinde Âkif’in bir edebiyat öğretmeni olarak önem verdiği konuları ve bu konulara yaklaşımını açıkça görebiliriz. Ne yazık ki basımı yarım kalmış bu eserin ikinci ve sonraki formaları basılamamıştır. Eseri, ilk formadaki gidişata uygun yazılarını bir araya getirerek yayına hazırlamıştık. Kavâid-i Edebiyyeʼnin tekmil edilmiş...
Yahut 1940’larda Türkiye’nin tam bağımsızlığını sorgulamak. 1933’te Kapatılan Darülfünun İlahiyat Fakültesi hocalarından M. Şerefeddin Yaltkaya, ilk Diyanet Reisi Rifat Börekçi’nin vefatından neredeyse bir yıl sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na tayin edilir (Ocak 1942). Bu tayinde onu tanıyan ve bilgisine, görüşlerine değer veren Hasan Âli Yücel’in tesiri olduğu bilinmektedir. Millî Mücadele dönemindeki rolü ile...
Bilinir ki şiir, insanların ruhuna hitap eder, duygularını galeyana getirir. Bazen ağlatır insanları bazen coşturur. Kahramanlık şiirleriyle gazaya koşar insanlarımız. Mâşuka seslenirken şiiri aracı ederler. Kitleleri şiirlerle coşturarak hitabetini konuşturur hatipler. Şiir bir eğitim aracıdır aynı zamanda… Çocukları terbiye ederken de şiire başvurduğumuz olur. Sadece çocukları değil, büyükleri terbiye ederken...
İstiklal Marşı ve Safahat şairi. Baba (Tahir Efendi) tarafı Arnavutluk, anne (Emine Şerife Hanım) tarafı Buhara’ya uzanan; Doğu’yla Batı’nın müstesna bir terkibi. İlk ismi Ragîf. Tahir Efendi’nin ezanla kulağına fısıldadığı bu isim, ebcet hesabıyla doğduğu seneye, yani Hicri 1290’a (M 1873) tekabül eder. Babasının dışında herkesin kullandığı isim Akif’tir....
Âkif hayatı boyunca maarifin/eğitim hayatının içinde olmuştur. Hayatına sadece şöyle bir göz attığımızda bile bunu görmek hiç de zor değildir. Safahat’taki mısralarının dışında Darülfünun ve Halkalı Ziraat Mektebindeki hocalık dönemleri ve konuyla ilgili yazıları, maarifçi olarak Âkif portresini ortaya koymaya yetecektir diyebiliriz. Bizzat deruhte ettiği öğretmenlik görevinin ayrıntıları hakkında epeyce...
Köklü bir kültür ve medeniyetten beslenen Âkif, bir kısım araştırmacıların iddia ettikleri gibi, mazisinden utanmamaktadır. Yeri geldiğinde ne kadar zengin bir ilim geleneğine sahip olduğunu hatırlatır. Zaman içerisinde yapılan yanlışlıkları ve hataları söylerken Mehmet Âkif’i, geçmişle ve gelenekle hesaplaşma içerisine girdiğini düşünmek makul bir tespit gibi görünmemektedir. O, mazisi olmayan...
Âkif, yeni nesil Müslüman gençliğe seslenir. Bu çığlığında Şairimiz, İslâm’ın nesline, ‘emir’ ile ‘yalvarma’ arasında bir dille konuşur. İlim ve tahsillerini bir an önce tamamlamaları gerektiğini bildirir. Ona göre bilgi ve erdem, mutluluğu getirecektir. Mehmet Âkif’in acelesi vardır adeta. Belki de devlete yönelik dış tehlikeleri âkil bir adam olarak sezmektedir....
Mehmet Kurtoğlu, velud bir yazar. Pek çok farklı alanlardan esere imza attı. İlim irfan hayatımızda faydalanılacak bir çok eser yayınladı. Kültürümüze, şehir tarihimize, milli aidiyetlerimize dair bir çok eserin vücut bulmasına, Türkiye’nin kültür hayatına sunulmasına artık emektar diyebileceğimiz kalemiyle hayat verdi. Mehmet Kurtoğlu, okuyan, yazan, kritik eden, soran, sorgulayan, analitik...
Mustafa Özcan Savaşta cephe gerisinde tali savaşlar yapılır. Bunlardan birisi de savaş sonuçlarını destan olarak yeni nesillere aktarmaktır. Savaşı anlatan edebi metinler ne kadar güçlü olursa savaş veya zafer o kadar ebedi ve kalıcı olur. Bu nedenle savaşı kazananlar cephe gerisini ve savaşın edebi yönünü ihmal ederlerse bir süre sonra...