Musikimize hizmetlerini saygıyla andığımız büyük musiki âlimi Hüseyin Sadettin Arel (1880-1955) müziğimizin kökeninin Sümerlere kadar gittiğini, altmış asırdan bugüne dipdiri gelmesinin ondaki hayatiyetin en büyük delillerinden olduğunu söyler. Bu derin ve büyük ummanda emeği geçenleri tanımaya devam ediyoruz. Bu köklü...
Tarihimizde çok önemli bir yere sahip olan müziğimiz hayatın her alanında karşımıza çıkar. Günlük hayatta düğün, asker uğurlama, önemli gün kutlamaları, cenazeler, bando, dini musiki; geçmişte taht törenlerinde, sancak değişiminde hep müzik vardır. Mütevazılığımızdan mı, ihmalkârlığımızdan mı bilinmez bizde icraat...
Birkaç gündür evde hummalı bir faaliyet vardı. Arife Hanım, halayıklara, aşçılara, kapıda bekleyen ayvazlara sürekli yeni talimatlar veriyor; hiçbir şeyin eksik olmaması için evden bahçeye, mutfaktan sofaya koşturuyordu. Konak dip bucak temizlendi, merdiven tahtaları sabunlu sularla ovuldu, ikramlıklar, hocaya ve...
Cahit Zarifoğlu bu acıyla örülü dünyadan göç etmeden önce“Ne çok acı var” demişti. Yaşasa eminim düşüncesi değişmezdi. Acı katmerlenerek devam ediyor. Yemen’de, Afrika’da, Filistin’de çocuklar açlık çekiyor, çocuklar acı çekiyor, çocuklar ölüyor. İnsanlığımız da onlarla birlikte yok oluyor. Bunca kederle kuşatılan günümüz insanı acılar karşısında...
“Şairim Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir halk türküsü duysam şairliğimden utanırım” Şairim Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm” Kaynağı Gönül olan Irmak: Türkü Henüz bu coğrafyaya gelmediğimiz...
Boğaziçi’nin ışıltılı, hülyalı dönemleriydi. Dantelalı yalıların altındaki neşeli sularda sandalların oynaştığı, yükselen ezan seslerinin göğe nağme nağme yükseldiği on dokuzuncu asırda musikinin her türlüsü zirvedeydi. Konaklarda, sarayda, mahallede okunan mevlitlerde hafızlardan birinin en tiz perdede bırakıp diğerinin aynı perde ve...
Bismillahirrahmanirrahim. “Hayırlı işler, bol kazançlar, bereketli pazarlar olsun. Allah, alışverişimizi hayırlı ve bereketli kılsın. Bizlerden ve rızkımıza vesile olan tüm müşterilerimizden razı olsun. İyilikte buluştursun, kötülükten uzak tutsun. Ya Rabbi, emeğimizin karşılığını almayı, helalinden kazanmayı nasip et. Dualarımızı kabul eyle....
Bir önceki yazımızda ağırlıklı olarak tarihi gelişiminden söz ettiğimiz, geleneğimizde önemli bir yeri olan, hayatın her alanında coşkulu sesiyle milli duyguları harekete geçiren mehteri ne kadar anlatsak az kalır. Davula vurmak demek olan, mehterin başladığını duyuran “nevbet vurmak” tabiri...
MEHTER dosta coşku, halka huşû veren; düşmana korku salan, dehşet uyandıran eski çağ tiyatroları gibi etkili bir haykırış, saşalı gösteri, Türk’ün milli sazı. Hükümdarın haşmetini ve gücünü musikiyle dile getiren, törenlerin ve savaşların olmazsa olmazı. Geçit alayında törene giden sultana...
Esseyyid Mustafa İzzet Efendi, 19. Yüzyılın hattat, bestekâr, hanende, neyzenlerinden ayrıca musahip, ser müezzin, kazasker, nakib’ül eşraf olan çok yönlü bir insandır. Kazaskerlik vazifesi gereği gün boyu birçok davaya bakıp vakıfları teftiş eden, tayinler yapan, aynı zamanda döneminin noteri olan...
“Çok insan anlayamaz eski musikimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden” Yahya Kemal Beyatlı Türk toplumunda müzik her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Orta Asya’da şölenlerde kopuz eşliğinde söylenen “ır”lar İslamiyet’in kabulünden sonra Anadolu coğrafyasında gelişerek varlığını devam...
”Darüssade ağası İdris Ağa, seher vaktinde Sultan Selim’in kalmakta olduğu daireye gidip amcası Sultan Abdülhamit’in can emanetini teslim ettiğini, saltanat nöbetinin kendilerine geldiğini arz ettiğinde takvimler miladi 1789 yılını gösteriyordu. III. Mustafa ve Mihrişah Sultan’ın oğlu olan III. Selim,...
( Elveda ey ramazan, merhaba ey bayram) “Topa beş dakika var. Ortalık kararıyor. Mahalleden saka geçti, arkasında su tulumu ile ciğerci geçti, arkasında mahallenin bütün Sarman ve Mestanları ile turşucu geçti, en gür sesi ile: Lahana, biber turşusuuuu … Bir...
“İman edip iyi işler yapanlara gelince onlar cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.” Rum 30-15 Bu ayeti kerimedeki nimetleri müfessirler “güzel nağme, hoş ses” olarak tefsir edip Cennet ehlinin orada hoş nağmeler dinleyeceği şeklinde yorumlamışlardır. Müziği oluşturan iki unsur ses...
Müzik, ölçülü ve düzenli seslerin ritimli veya ritimsiz olarak bir araya gelmesidir. Müziğin temelini oluşturan ses ve ölçü yani usûl ve ritim en önemli organımız olan kalbimizin atışına benzer. Kudümdeki “düm- tek”ler bir güçlü bir zayıf kalp atışı gibi vurulur....
8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesindeki bu yazıda Osmanlı’da kadın müzisyenler ve onlara verilen değerden bahsedeceğiz. 1857 yılında New York’ta zor şartlarda çalışan fabrika işçilerinin daha iyi çalışma koşulları isteğiyle başlattığı grev sonucu çıkan yangın 129 kadının hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı....
“Büyük Itrî’ye eskiler derler, Bizim öz musikimizin piri; O kadar halkı sevk edip yer yer, O şafak vaktinin cihangiri, Nice bayramların sabah erken, Göğü, top sesleriyle gürlerken, Söylemiş saltanatlı Tekbir’i.” Yahya Kemal Beyatlı, yukarıda ilk bendini yazdığımız şiirinde büyük bestekârımız...
Meşk, geleneğimizde önemli bir yer tutan, asırlarca kullandığımız bir eğitim yöntemidir. Kelimenin sözlükte ilk anlamı “yazı alıştırması” olarak geçse de musiki eğitiminde neredeyse düne kadar (yüz yıl öncesine kadar) kullanılagelen bir yöntem olmuştur. Hattattın öğrencisine yaptırdığı yazı alıştırması meşkin ilk...
Osmanlı toplum hayatı içinde musiki her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Siyasi, askerî, coğrafi eğitimlerinin yanında kültür sanat alanlarında da çok iyi bir eğitimden geçen padişahların birçoğu bestekâr, hattat, şairdi ve en az bir enstrüman çalıyorlardı. Sanatı ve sanatçıları...
II. Mahmut’un vefatından sonra tahta geçen Sultan Abdülmecid, Batı müziğine daha fazla önem verince Hammamizâde İsmail Dede Efendi, Türk musikisinin eski itibarını yitirdiğini düşünerek “Bu oyunun artık tadı kalmadı” deyip saraydan ayrılmış, sonra da hac vazifesi için gittiği Mekke’de sırlanmıştır....
Bir önceki yazımızda Hammamizade İsmail Dede Efendi gibi bir dehayı tanıtmaya başlamıştık, bu yazımızda devam ediyoruz. 1804 yılında önce şeyhini, ardından oğlunu kaybederek perişan olan Dede Efendi, ızdırabını “ Bir gonca femin yaresi var ciğerimde” diye başlayan beyâti besteyle dile...
Pek çoğumuzun severek dinlediği “Yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü” adlı rast şarkının yanında pek çok muhteşem eser bestelemiş olan Hammamizade İsmail Dede Efendi 9 Ocak 1778’de Kurban Bayramı’nın ilk günü İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya gelmiştir. Doğduğu günden dolayı kendisine “İsmail”...