eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
27°C
Ankara
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C

Adem Karafilik: Okumak çok yönlü bir eylemdir

Adem Karafilik: Okumak çok yönlü bir eylemdir
24.07.2021 13:00
0
A+
A-

SUNUŞ:

Adem Karafilik, 1963 Çorum, Sungurlu’da doğdu. İlk, Orta ve Lise eğitimini Kırıkkale’de tamamladı. 1989 yılında Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Makina Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. 1997 yılında Sakarya üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans yaptı.

Okumanın, anlamanın, anlayarak hızlı okumanın kitabını yazan isim. Kendisini yıllardan beri bu alana adamış bir eğitim adamı, maarifçi. Onun için okumanın ve okutturmanın sanatını icra eden isim diyebiliriz. Bu alandaki çalışmalarını Seminer Programları, Konferanslar, Bireysel Danışmanlık Çalışmaları, Televizyon programları şeklinde sürdürmekte. Kendisini aynı zamanda bir öğrenme stratejileri uzmanı olarak tanımlıyor. Yaptığı işi ‘öğrenmeyle ilgili, her yaş seviyesinden insana, nitelikli bir çalışma rehberi yani, çalışma sistematiği sunarak, bireylerin hayat başarılarını artırmayı hedeflemek” şeklinde açıklamakta. Kamuoyunun tanıdığı bir isme biz, okuma ve anlamlandırmayı sorduk. O bize cevaplarını yazılı olarak verdi. Biz de Adem Karafilik’in görüşlerini sizlerin istifadesine sunuyoruz.

HERKES OKU DİYOR

.Bedenin gıdasını nasıl ki seçerek, gıdanın türüne göre yiyorsak,

kitap okumayı da zihnin gıdası olarak görmeliyiz.

Her gıda aynı şekilde tüketilmediğine göre,

her yazıyı da aynı şekilde okumamalıyız. 

OKUMAK ÇOK YÖNLÜ BİR EYLEMDİR

Okulla sınırlandırılamayacak kadar hayatın her yerinde olan, doğmadan başlayıp, hayatımızın her alanında ve anında etkili olan, uzun ve keyifli bir yolculuktur okumak.

Okumak, görerek veya dokunma yoluyla harflerin, kelimelerin, sayı, şekil, şema, tablo vb. kısaca sembollerin anlamını almak, basılı materyalden anlam çıkarmaktır. Okuma süreci olarak baktığımızda, sembolik çözümleme, harf, hece, kelime tanıma, okuma, ses bilgisi, fonetik farkındalık, kelime dağarcığı, okunanı anlama, akıcılık ve motivasyon gibi alanları içeren çok yönlü bir kavramdır. Öğrenmenin en temel basamaklarındandır okumak.

Okumak, salt harflerin, sembollerin mekanik olarak çözümlenmesi olarak değerlendirilmemelidir. Harf, rakam, şekil vb. sembolik olarak çözümlemek, okuma eyleminin sadece bir bölümünü oluşturur. Zira okumak hayatın her alanındandır. Mesela bir ağaç gördüğümüzde, bir çiçek gördüğümüzde o ağacın ne olduğunu bilmek, gördüğümüz çiçeğin hangi çiçek olduğunu bilmek ya da diğer çiçeklerden farklı olduğunu bilmek/fark etmek de doğayı okumaktır aslında. Bir ortamda bir kişinin mimiklerinden, beden duruşundan gergin mi, mutlu mu olduğunu anlamak da bir okumadır. Bu sebeple okumak sadece basılı materyal ve okul ile sınırlandırılmamalı. Ancak şu da unutulmamalı ki en sağlam ve güvenilir öğrenme yollarından biridir basılı materyal üzerinden okumak. Çünkü başkalarının belki yıllarca araştırıp, tecrübe edindiklerini siz bir kitapla öğrenebilirsiniz.

Okumak, öğretimi zorunluluk, not almak, sınıf geçmek değil; bir ihtiyaç olarak görülmeli. Okumayı, yazmayı öğreniyoruz, okuyoruz da okumadaki asıl amaç nedir? Niçin okumalıyız? Okursak ne olacak? Okumak neden bir ihtiyaç olarak görülmeli?

Okumak salt sembolleri çözümlemek, her şeyi okumak, çok okumak değildir. Okumaktan asıl maksat, bilgiyi seçmek, anlamak, anlamlandırmak ve yorumlamaktır, kendimizi bulmaktır. Kendimiz olarak kedimizce bakış açısı oluşturarak, mesajı doğru anlamak, doğru değerlendirmek, kendimizce düşünmek, yorumlamak ve bilgiyi doğru kullanmaktır. Okumak amaç değil, bilgiyi alma yolunda bir araçtır. Bu gerçeği asla unutmamamız gerekir.

Okumak bir araçtır, okuma amacı ise bir bilgiye ulaşmaktır. Bu ikisi karıştırılmamalıdır. Bir örnekle pekiştirecek olursak. Okumak göz ile beyin arasında bilgi iletimini sağlayan bir araçtır. Göz, görme sinirleri, beyine ileten sinir hücreleri okuma aracının elemanlarıdır. Dışımızda olan bir bilgiyi okuma eylemi ile alır, göz ile beyine iletilmesini sağlarız. (Burada önemli bir husus daha var ki dinlemek kulağın okumasıdır, dokunmak da tenin okumasıdır.). Hızlı okuma çalışmalarında okuma aracının elemanları güçlendirilir.

Okuyarak, gelişmek, düşünmeyi düşünmek, düşünmeyi geliştirmek, yorumlamak ve düşünce üretimi yoksa okumak olmaz. Bir tohum düşünün ki toprak ve su ile buluştuğunda buğday oluyor, çiçek oluyor, meyve ağacı oluyor. Peki, o halde okuduğumuzda zihin tarlamıza bir tohum atıldığını benzetecek olursak, o bilgi tohumundan da bir düşünce ağacı/meyvesi gelmesi gerekmez mi? İşte o misal, bizler de okuyarak yeni meyveler verebilmeli, üretebilmeliyiz.

Okumak gerçek bir sanattır. Okumayı öğrenirken, sanat öğreniyormuş, öğretirken de bir sanatkâr yetiştiriyormuş hassasiyeti ile hareket etmeliyiz. Burada şu gerçeği unutmayalım. Gerçek bir sanatkâr, alanında özgün olmalıdır ve her insan şahsına münhasırdır. Öyle ki herkes her kitabı okumaz, okumayı sevmez. Tıpkı her tohumun her toprakta yetişmeyeceği gibi, her bilgi de her kişide aynı ilgiyi görmez. Kişinin zihin tarlasını işlemesi burada önemli bir husustur. Edison’un öğrenme güçlüğü sebebiyle okula devam edemeyeceğini belirten okul idaresine rağmen annesinin verdiği mücadele ile Edison’un zihin tarlasının bir icatlar tarlasına dönüşmesi buna verilebilecek en güzel örnektir. 

OKUMAYI BİLMEK YETERLİ DEĞİLDİR

Okumayı öğrenmek, okuyor, yazıyor olmakla okur-yazarlık da eşdeğer tutulmamalıdır. Okumayı öğrenmek sadece başlangıçtır. Okumayı bilmek, okur olduğumuz anlamına gelmez.

Kitabı/yazıyı okuyan, bilgiyi öğrenen kişi, okuduktan sonra, bilgisinde küçük bir düzeyde de olsa bir değişim oluyorsa, daha sonrasında, öğrendiği bilginin kullanılması gereken yerde, analizini yaparak yorumlayabiliyorsa ve daha bilinçli, bilgili hareket ediyorsa okuma amaçlarına ulaşmıştır demektir. Bu amaç olumlu olduğu gibi, olumsuz yönde de olabilir.

Okurken; amaçlı, sakin, bilinçli olarak okumak, öğrenilen bilgileri zihne doğru kodlamak, zihinde ve bakış açısında, yorumlama ve kullanmadaki beceriler okuma veriminin olmazsa olmazlarındandır. Öğrenmenin sonunda düşünme eyleminde aktif bir hareketlilik olmuyorsa, bu öğrenme eksik ve yetersizdir.

Okurken zamanı öldürmeden verimli bir okumayı nasıl gerçekleştirebiliriz? Bunun için okuma eylemini ciddiye almalıyız. Her tarlada aynı mahsulü yetiştiremediğimiz gibi her zihin tarlasında da bir kitap aynı etkiyi oluşturmayabilir. Bu sebeple kendimizi tanımak, zihin tarlamızı nasıl işleyeceğimizi bilmek, kendimizi, yeteneklerimizi, potansiyelimizi tanımak ve geliştirmek açısından okumak ciddi bir eylemdir. Bu eylemi sağlama almanın bir yolu vardır, o da işi uzmanından öğrenmek. Nasıl ki ziraat mühendisleri tarımdan anlıyorsa, okumanın da mühendisleri vardır, okumanın, zihin tarlasını en verimli şekilde işlemenin yöntem stratejilerini öğreten. Ve elbette uzun, zahmetli bir diğer yol da kendi kendine, deneme yanılma yoluyla öğrenmeye çalışmaktır. 

Bedenin gıdasını nasıl ki seçerek, gıdanın türüne göre yiyorsak, kitap okumayı da zihnin gıdası olarak görmeliyiz. Her gıda aynı şekilde tüketilmediğine göre, her yazıyı da aynı şekilde okumamalıyız.  

Bilge bir insanı nasıl can kulağı ile dinliyorsak, kitabı da aynı dikkatle okumalıyız. Neden mi? Çünkü yazar kitabını yazarken rastgele ve bir çırpıda yazmaz. Yazarlar; bir kitap yazmak için yıllarını hatta ömürlerini harcarlar. Bir ömrün tecrübesini, bilgi ve deneyimini okurken daha dikkatli olmak okuma verimini artıracaktır. Okurken tanımları, açıklamaları, örnekleri, mesajları, ana fikrini nasıl yakalayabilirim düşüncesi ile okumalıyız.

Kitaplar, okuyan kişilerin düşünce ufkunu açar, kişilik yapılarına kadar kişiyi etkiler. Bu yüzdendir ki; yemek seçiminde, temizlik, hijyen, sunum vb nasıl dikkat ediyorsak, okunan kitapların seçiminde de titiz ve dikkatli olmalıyız. 

Ayrıca okumayı sadece bir göz ve beyin diyaloğu olarak da düşünmemek gerekir. Fiziksel, zihinsel, psikolojik ve duygu boyutlarını da daima göz önünde bulundurmalıyız.

Adem KARAFİLİK

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.