Modern zamanların insan zihnini şekillendiren en güçlü aygıtı olan eğitim, kendi ruhunu endüstriyel çağın şafağında bir yerlerde yitirdi. Bilgiyi paketleyip seri üretim bandından geçirme, insanı ise bu bandın sonunda belirli vasıflarla donatılmış bir ürüne dönüştürme gayesi, eğitimin bütünsel dokusunu parçaladı. Zihnin bir bütün olarak değil, birbirinden bağımsız kompartımanlar şeklinde çalıştığı...
Modern şehir ve toplum tasarımları insanları din, gelenek ve aile gibi kadim aidiyetlerinden ve bu aidiyetlere ait değer pratiklerinden hızlı bir şekilde uzaklaştırdı. Böylece insanlar ibadetleri yanında nice etik, estetik ve incelik içeren ahlak ve alışkanlıklarını terk etmeye, bir başka deyişle kaybederek “erdem fakiri” haline gelmeye başladı. Kaçınılmaz olarak onların...
Toplumları ve kurumları yönetmek, insanları belirli bir ülküye inandırmak ve ortak bir amaca yönlendirmek için öncelikle zihinleri şekillendirmek gerekir. Kurumlar açısından bu süreç daha kolaydır, çünkü kurumsal hedefler önceden belirlenmiştir. Çalışanlar, kuruma neden geldiklerini, amaçlarını ve üstlenecekleri görevleri bilirler. Ancak toplumlarda süreç bu şekilde işlemez. Toplum, belirli geleneklere ve kültürel...
İnsanlık tarihinin sayfalarında, “sömürgecilik” kelimesi genellikle toprakların işgali, askeri güç ve halkların fiziksel olarak boyun eğdirilmesi imajlarını akıllara getirir. Ancak, sınırları ve savaş alanlarını aşan, doğrudan kültür, düşünce ve duygu dünyasına sızan daha da sinsi bir sömürgecilik biçimi vardır. Bu, “zihin ve kalplerin sömürgeciliğidir.” Bu sömürgecilik türünde egemen küresel güçlerin...
19. yüzyılda sloganlaşan bir tartışma başlığı vardı: Sanat sanat içindir, sanat toplum içindir. Bu dönemde ilimlere adlandırılma ve sınıflandırılma kalıpları üzerinden yeni elbiseler giydirilmeye çalışılıyor; edebiyatı da içine alan sanatın estetik mi yoksa kullanışlı (fonksiyonel) mi olması gerektiği tartışılarak sanki biri diğerinin zıddı imiş gibi konu bir tenakuz çerçevesinde ileri...
Devlet memurları bir çeşit sözleşmeli kişilerdir. Memurlar, görev tanımı içinde yer alan işleri kamu adına yapmakla sorumludur. Görev sınırları, yetkileri anayasa, kanunlar, teşkilat kanunu, yönetmelik ve yönergeler ile belirlenmiştir. İdare amirleri bu işleyişin yine yetkileri doğrultusunda yürütür. Şeffaf bir yönetimde denetimler de şeffaf yapılır. Kimsenin o görevi severek mi yoksa...
İnsan, küfesinde taşıdığı yükün mesulüdür. Bu dünyada bizi biz yapan şeyler üzerimizde taşıdığımız yüklerdir. Benliğimiz çoğunlukla üzerimizde taşıdıklarımızdan müteşekkildir aslında. Bu yüklerin bir kısmını bedenimizle, bir kısmını da ruhumuzla, zihnimizle, kalbimizle taşırız. Üzerimizdeki elbiseyi, ellerimizdeki ve ceplerimizdeki nesneleri taşıdığımız gibi; kalbimizdeki duyguları, zihnimizdeki düşünceleri, hafızamıza işlediğimiz olayları, ruhumuza yerleşmiş huyları...
Eşitlik, “ölçü ve değer bakımından eşit olma, iki şey arasındaki denklik” ve “kişilerin mevcut durumlarına bakılmaksızın herkese aynı davranış ve aynı hukuki kuralların uygulanması” şeklinde tanımlanabilir. Eşitlik kavramı özdeşlik ya da aynılık anlamlarında da kullanılmakla birlikte, herhangi bir şeyin bireyler arasında dengeli biçimde bölüştürülmesi olarak da tanımlanır. Bireyler arasında neyin...
Tüketim adına insanın değerlerini ihmal eden kapitalist dünya, geldiği Endüstri 5.0 çağında onu imha anlamına gelecek bir yola girdi. Robotik aletlerle yürütülen teknoloji çağında; insanın zihni, kalbi, cinsiyeti, duyguları, kadim ve fıtrî değerleri silinmeye başlandı. Toplumla teknolojinin kusursuz uyumunu esas alan bu çağ, çeşitli alanlarda ürettiği insansız araçlar ve yapay...
Zihinlerimizi sömürenler, kendilerine özgü bilincimizi oluşturanlar, yarılmış düşünme biçimimizi inşa edenler bizim eğitimimizin içinde bulunduğu hal üzere kalmasından yarar sağlıyorlar. Çünkü burada yetişen insanlar, tam da çağın istediği türden. Zira biz ancak bu hal içre kaldığımız müddetçe Kudüs için en büyük eylemimiz starbucks boykotundan öteye gidemeyecektir. İnsanın bu türden boykota...
“Tren uzun bir tünelden çıkıp karlar ülkesine girdi.” Yasunari Kavabata / Karlar Ülkesi Kar ey! “Kardır yağan üstümüze geceden” … Dıranas’ın “saf rü’yâ’sıdır kar, Yahya Kemal’in “bin yıldan uzun bir gecenin bestesi”. “Lambayı yakma, bırak” diyor Nâzım. Yakma! “Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta” … Canlanıp duran hâtıralar değil...