Çocukluğumda koyunlarımızı ve keçilerimizi sağım için ağıla götürürken ürkütüp sıkıştırmamamız, korkutmamamız, koşturup yormamamız büyüklerimiz tarafından sıkı sıkı tembih edilirdi. Aynı uyarı, kuzu ve oğlaklarımızın satım zamanında da yapılırdı. Üstelik “Sakın ha!” denilerek. Büyüklerimiz, “ürkütme, sıkıştırma, korkutma, koşturma, yorma” diyerek tembihte bulunurken aslında şunu söylemek istiyorlardı: Bu tür muamelelerle koyunları, keçileri,...
(Bizim köyde anneye; ana, nene veya anne deniyordu. Ben ana diyordum) Haziran ayı, anamın adlandırması ile “Kirez” ayı. Gün bitmiş, akşam geçmiş, gece vaktindeyiz. Yemek pişirilen ocağın sönmeye yüz tutan ateşi duvarda gölgeler çizerken, anamın ertesi güne bir şeyler hazırlık tıkırtıları arasında uyumuşum. Neden sonra horoz sesleri ile karışık Dedemin...
Sadi Şirazi, Bostan ve Gülistan adlı muhteşem eserinde anlatır: “Tilkinin biri düşe kalka kaçıyor. Birisi ona sormuş: Ne âfet, ne felâket var ki bu kadar korkuya sebep oldun? Tilki demiş ki: Develeri angaryaya (hiçbir ücret ödemeksizin ve zorla, baskı ile yaptırılan iş) tutuyorlarmış diye işittim. Tilkiye demişler.- Ahmak! Senin deve...
Kurt ile Tilki Dünyada çoğu insan kendi nasibine, rızkına kanaat etmez ve başkasının nasibine tamah eder. Oysa herkesin hareketi görüşü makamına göre olduğu gibi, nasibi ve rızkı da Allah’ın takdirine göredir. Mevlânâ bu durumu, aslanın kurt ve tilkiyle birlikte avladıkları hayvanları paylaşmaları örneğiyle vurgular. Aslında hikâye geçmiş ümmetlerin hatalarından ibret...