Bundan bir gün önce sosyal medyada Konya Eğitim Fakültesi’nden kıymetli hocam Prof.Dr. Kemal Kahramanoğlu’nun “Millî Eğitim ve Bakanlık” başlıklı bir paylaşımına denk geldim. Sevgili hocamın paylaşımı, Türk eğitim bürokrasisinin kısa bir genel çerçevesini de ortaya koyduğu için aynen alıntılamak istiyorum: “Baktım; 1923’ten 2023 yılına kadar tam 65 Millî Eğitim bakanımız...
Sömürgeciliğin her türünün işlendiği son asırda ve yaşadığımız yeni asrın ilk çeyreğinde devletler, toplumlar, sistemler ve insanlar sıkışmışlık hali yaşıyor. Bir bunalım haline gelen hayatta ekonomi, siyaset, hukuk, eğitim gibi toplumun ana arterleri artık insanların hayrına çalışmıyor. Özellikle Batılılar, ürettikleri kavramları/uygulamaları güzelleştirerek ve tek çözüm haline getirerek ülkelere uygulattırıyor, lakin...
Giderek yoğunlaşan liderlik araştırmaları nihayetinde yöneticiliğin sonunu getirmiş, artık eğitim yöneticiliği ya da okul yöneticiliği demode olmuştur. YÖKTEZ’deki sayılara bakılırsa Türkiye’de sadece başlığında lider kelimesi geçen 3 binden fazla tez yazılmıştır. Bunların binden fazlası eğitim-öğretim alanındadır. Eğitimi ya da okulu yönetenlerin yönetici değil lider olmaları beklenmektedir. Ancak küçük bir sorun...
Yıllardır denildi ki, Millî Eğitim Bakanı öğretmen kökenli olsun. Eğitimin sorunlarından en iyi öğretmen anlar… Tebeşir tozu yutmuş (önceden), öğretmenler odasında öğrencilerin kimini göklere çıkarmış, kimini yerle bir etmiş, idarecileri çekiştirmiş ya da bu duruma şahit olmuş, bakanlık nasıl yapılır, eğitim nasıl yönetilir gibi konularda fikir beyan etmiş birinin bakan...
Bir insanın sağlığı, güvenliği, eğitimiyle ilgili hizmetlerin ve adalet hizmetlerinin sosyal devlet tarafından sağlanması gerekir. Günümüzde ise sağlık kuruluşlarını, eğitim kurumlarını ve özel güvenlik teşkilatlarını bir tarafa bırakın, neredeyse ordular bile özelleşecek şekle geldi. Bu hizmetlerin tamamı özel sektör tarafından karşılanacak olsa kesinlikle vahim sonuçlarıyla karşı karşıya kalırdık diye düşünüyorum....
Töreli Eğitim anlayışı olarak kavramsallaştırdığımız ve insanlığın yeryüzündeki serüveninin ezeli gayesine ve birikimine dayalı insan yetiştirme düzeni önerisi esasen güncel eğitim sorunlarına çözüm sunmamaktadır. Güncel modanın ve küresel eğilimlerin aksine bir verimlilik projesi değildir. Bütünüyle farklı bir boyutta farklı, özgün ve töre olarak adlandırdığımız ilksel ilkeler kümesine dayalı bir eğitim...