Osmanlı Devleti, kurulduğundan itibaren Rumeli adını verdiği Avrupa kıtasındaki topraklarda kalıcı bir yurt edinme vizyonuna sahipti. Millet sistemi ile İslam dininden olmayan ve soy itibarıyla da Türk olmayan Balkan ve Doğu Avrupa halklarının dini kolektif kimliklerini tanıdı ve bu halkları, kurduğu devlet düzeni içine dahil etti. Osmanlı yönetim felsefesinin temellerini...
Ey vacibül vücut!( Ey zorunlu varlık!) Ey sebebül esbab!( Ey sebeplerin sebebi!) Ezeli ve ebedi olan Allah’ım beni yanılgılardan korumanı, Bana senin hoşnut olacağın eylemi emel yapmanı istiyorum. Ey bütün alemlerin Rabbi olan Allah’ım! Bana bütün iyi hasletleri bahşet! İşlerimde güzel neticeler ver. Gayelerimde ve isteklerimde beni başarılı kıl. Evrende...
Felsefe geleneğinde “düşünen canlı” olarak tanımlanan insan, akıl sahibi olmakla öteki canlılardan ayrılmaktadır. Fârâbî, düşünmeyi bir “iç konuşma” olarak tanımlamış, bu sebeple gramerin lisanın mantığı, mantığın da düşünmenin grameri olduğunu ima etmiştir (İḥṣâʾü’l-ʿulûm). Sözlüklerde düşünmek eylemi “Zihninde bir şey canlandırmak, elde edilen bilgilere zihnî faaliyet uygulayarak düşünce meydana getirmek, fikretmek; tefekkür...
“Güzel ahlâkı meydana getirecek olan davranışın altındaki psikolojik ve sosyal şartlar konusunda insan zihnini tetkike sevk etmeliyiz” diyen Fârâbî, bu noktada eğitimi devreye sokmaktadır. Mademki insan en üstün olgunluğu elde etmek için yaratılmış ve kendisine tayin edilen bu hedefe ulaşmak için gerekli başarıyı gösterecek yeteneğe sahiptir, öyleyse, onu hedefe götürecek...
Fârâbî’nin eğitimin nasıl yapılacağına ilişkin bir eseri bulunmamakla birlikte eğitimle bilimlerin tasnifi ile alakalı olan İhsâu’l-Ulûm adlı önemli bir eseri bulunmaktadır. O, bu eserinde eğitim yöntemleri vs üzerinde herhangi bir görüş ileri sürmemiş, yaşadığı dönemdeki bilimleri sıralayarak günümüzdeki en önemli yöntemlerden biri olan disiplinler arası işbirliğini sadece teklif etmekle kalmamış...