Tikveş yakınlarında bulunan Kavadar, K.Makedonya’nın orta-güney kısmında kalır ve Osmanlı tarihî coğrafyası açısından da mühim bir bölgedir. 1390’lardaki fetih günlerinden 1912 yılına kadar 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Osmanlı döneminden kalan eserler, Müslüman nüfusun da azalmaya başlamasıyla büyük oranda yok olmuştur. Kavadar sokaklarında 500 yılın hatırına sizi...
“Ve gâle-l-insânu mâ lehâ” “Ve insan, “Ne oluyor buna!” dediğinde…” Zilzâl-3 Bir deprem sahnesi: Zelzele anından “iki buçuk gün sonra” enkazdan çıkarılan, 3-4 yaşlarında, gül benizli, gül yüzlü, gül bakışlı bir kız çocuğu; kendisini o enkazdan çıkaran ağabeylerine, henüz oradan kurtarılamayan ağabeyinin yerini tarif ediyor: -İşte şurada, üzerinde yıldız resmi...
BALKAN’DAN ÇANAKKALE’YE-10: (Çocuklarımızın, hayatını çok iyi bilip fedakârlıklarından ders çıkarması gereken o kadar çok Çanakkale kahramanı var ki… Yüz yılı aşkın süredir adı anılmayan… Unutulan… Ders ve okuma kitaplarından uzak tutulan… “Ana konu” olmaları gerekirken…) Şarktan garba, 22 milyon kilometrekare alanı İslâm’ın hükmüne açmış bir devlet olan Osmanlı cihanşümûl Devleti’nin...
BALKAN’DAN ÇANAKKALE’YE-9: Bir ayağı Çanakkale’de, vücudu Üsküp-Batinca’da, yüreği Türkiye’de: “Aşağı Koliçan”lı Gazi Şerif Aga… Mehmet Âkif, Çanakkale’nin destanını yazdığı muhteşem şiirinde, dünyadaki habisliğin bombalara dönüştüğü ikiyüzlü 20. asrı şöyle nitelendirir: “Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl, Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl” Şanlı 14. asrın başından...
Nuri Pakdil… Şiire, mektuba, denemeye, seyahatnameye, tiyatroya, hülâsa kelâm ile kaleme tefekkür ettiren adam… Hâzâ mütefekkir yani… Hayrete düşüren “tesirli kalemi”yle birlikte “Birbirimize yaklaşacağımıza, ıssızlığa iteliyoruz birbirimizi!” diyerek kendisini de dışarıda bırakmadığı “acı zaaflarımıza yönelik uyku kaçıran tespitleri”yle de büyük bir mütefekkir… Nuri Pakdil’in tiyatro eserleri: Korku, Umut, Put Yapımevleri,...
ORTAKÖY’DEN, KARAKUZ’DAN CEBEL’E: KEHRİBAR YAPRAKLARIN ÇAĞRISI…1 “Mekân Balkan”, “zaman hazan”, “şahıslar da tarih” olunca, dünyanın en alımlı romanlarından birisi çıkıverir ortaya: Rumeli… Hazan vaktinde sarısı bir başkadır; Kırcali’nin, Koşukavak’ın, Cebel’in… Kehribar rengine bürünmüş kavaklar, altınvarî bir çekicilikle davet eder seni… İş güç durduramaz seni… Koşarsın… Ortaköy’e, Hambardere’ye, Dutlu’ya… Hele bu...
BALKAN’DAN ÇANAKKALE’YE-7: Hanımefendi romancı ve mütefekkirlerimizden Safiye Erol’un da belirttiği gibi Balkanlar’da medeniyet zirvesine ulaşan Osmanlı, cihan devletinin şanlı günlerine ulaşmak için çaba harcadığı bir zamanda, 1892 yılında Manastır’a yakın Budaklar köyünde doğdu Hamza… Yahya Kemâl’in de o güzel şiirinde; “Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün...
BALKAN’DAN ÇANAKKALE’YE-5: (SUSKUN GAZİ) Susardı… Haykırır gibi susardı… “Çok, çok, çok acılar çektik…” derdi, ve, susardı… Haykırır gibi susardı… Anadolu’nun acılarla dolu hafızasını dillendiren “Mihriban” şairi Abdurrahim Karakoç’un; “Gitmişti makama arz-ı hâl için ‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. ‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.”...
(Duyar Mısın Akıncı Cetlerinin İhtirasını?) “Tuna boylarında sıra serviler, Tan yeli estikçe sessiz ağlarmış, Gül bahçelerinde baykuşlar öter, Şu viranelikler eski bağlarmış…” M.Fuat KÖPRÜLÜ Otuz yıldır Kapıkule Sınır Kapı’sından geçerek Avrupa yollarına düşen bir gurbetçi yakınıma, Kapıkule’den Bulgaristan yollarına geçince neler hissettiğini sormuştum. Derin bir iç çekip elindeki bardağı ahşap...
Drama köprüsü bre Hasan dardır geçilmez Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez Anadan geçilir bre Hasan yardan geçilmez At martini Debreli Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda bre Hasan dostlar dinlesin (Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez At martinini de bre Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda...