Peyami Safa, 8 Mart 1956 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan “Gerçek Bir Hikâye” başlıklı yazısında 1938 yılında Casino de Paris (kumarhane sanılmasın) adlı “tiyatro, oyun, gösteri, konser” salonuna giden bir adamın başına gelenleri anlatır. Yazıda anlatıldığına göre, Casino de Paris’te sergilenen oyun bittikten sonra vestiyerdeki bayan görevli, Amerikalı bir müşteriye pardösüsünü...
Bismillahirrahmanirrahim. “Hayırlı işler, bol kazançlar, bereketli pazarlar olsun. Allah, alışverişimizi hayırlı ve bereketli kılsın. Bizlerden ve rızkımıza vesile olan tüm müşterilerimizden razı olsun. İyilikte buluştursun, kötülükten uzak tutsun. Ya Rabbi, emeğimizin karşılığını almayı, helalinden kazanmayı nasip et. Dualarımızı kabul eyle. Amin.” Bu duayı Beypazarı’nda kahvaltı öncesi komşunun bahçesinde karadut yerken...
Biraz da içinde yetiştiğimiz şark kültürünün etkisiyle kolaycılığı seviyoruz. Kolay yükselmeyi, kolay para kazanmayı, kolayca mal, mülk, çevre, servet, şöhret, makam, mevki sahibi olmayı çok ama çok seviyor, her işimizde kolayına bakmaya bayılıyoruz. Oysa “insan için ancak çalıştığı, emeğinin karşılığı kadarı vardı” değil mi? Dünyaya ait işlerde bu böyle iken...