Öğretmenlik Mesleği Kanunu Meclis’te kabul edilerek yasalaştı. Bu alanda yapılan düzenlemeden hareketle Türkiye’nin nitelikli öğretmen ihtiyacına karşılık verecek anlamlı bir yol haritasını çizdiğini belirtmek mümkün mü? Bu meslek kanunu ile eğitim çalışanlarının yaşadığı sıkıntıların giderildiğini, anlamlı bir çözüme kavuşturulduğunu dolayısıyla Türkiye’de eğitim bahsinde sorunları giderecek önemli bir adımın atıldığını söyleyebilir...
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) gibi tartışmalarımız nedeniyle bir kez daha kanaat getirdim ki biz “sahte etkinlikler” içinde olmayı bilinçli bir tercih olarak seçiyoruz. Gerçeğimizle yüzleşmemek için, gerçeğimizle yüzleşmeye götürecek kanalların açılmaması için son derece stratejik adımlar atıyoruz. Bir şey yokmuş gibi davranıyoruz, önemli olanı ele almamak için önemsiz olanda vaveyla...
Öğretmenler odasında en çok konuşulan konuların başında ücretler gelmektedir. Özellikle de son zamanlarda Öğretmen “Meslek Kanunu” ve akabinde “Öğretmen Kariyer Basamakları”. Bunların özelinde de öğretmenlere katkı sağlayacak özlük hakları. Özetle öğretmenlerin maaşlarına ne kadar katkı sağlayacağı konusu. Şahsen her ne kadar ücretlerden çok daha önce müfredat, kazanımlar, öğrenci başarıları daha...
(Dördüncü Bölüm) Hizmet yılımdan dolayı müracaat edemedim diyen 28 katılımcının genel katılımcılara oranı %7 dir. Bu grubu da dâhil ederek yorumladığımızda; “EVET” katkıda bulunacağını düşünüyorum diyen 33 katılımcı olup genel katılanlara göre oranı % 8,3 tür. Hizmet yılından dolayı müracaat edemeyenleri çıkardığımız da % 9 oranına ulaşılmaktadır. “HAYIR” kariyerime katkıda...
Konfüçyüs’ün “hiçbir şey karanlık bir odada; siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa…” sözü bana Öğretmenlik Meslek Kanunu adındaki düzenlememizi ve tartışmamızı çağrıştırıyor. Herkes ÖMK üzerinden konuşuyor, tartışıyor görünüyor ancak ortada odada bir siyah kedinin bulunmayışı gibi bir meslek kanunu da yok. Hala bir...
Abdulbaki Değer Klişeler çağındayız. Hazır kalıplar, paket programlar, bilindik ezberler üzere seyreden bir hayat mahkumuyuz adeta. İnsanın ruhunu kaybettiği söylenir genellikle ancak görülüyor ki akıl da kaybedilmiş. Üstelik ‘akıl çağı’ denilen bir çağda. Akla vurgunun yapıldığı, akıl adına herşeyin sıgaya çekildiği, akıllı olduğumuzun olur olmaz şekilde dillendirildiği yoğun bir ilişkideyiz....