İlimler, düşüncenin gelişmesiyle birlikte inkişaf etmiştir. İlmi inkişafların temelinde düşünce yatar. Lakin bazen düşünce tecrübeye eşlik etmediğinde gelişmeyi sekteye uğratmıştır. Elbette gelişmenin zemininde sınırlı da olsa felsefe de vardır. Felsefenin katkısı başlangıç seviyesindedir. Bazı altı boş nazariyelere tutulup kalmanın insanlığa bedeli ise büyük olmuştur. Şahısları perestiş ve yüceltme üzerinden efsaneleştirmek...
Düşünme faaliyeti esasında karşılaştığımız ikircikli durumlarda açığa çıkan bir faaliyettir. Düşünmek en temelde bir yol ayrımıdır. Nasıl düşünüleceğine dair pek çok yaklaşım söz konusu olsa da birinin diğerine üstünlüğünü kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ancak bu düşünme yöntemleri betimlenebilir ve diğerlerine göre neden üstün olduklarını ortaya koymaya dair çabalara girilebilir....
Şüphesiz Dewey üzerine, eğitimi-eğitim felsefesi üzerine söylenecekler ifade edilenlerden ibaret değil. Ne var ki farklı söylenebileceklerin neticeyi değiştireceğini de sanmıyorum. Çünkü Dewey ve çoğu batılı düşünür, felsefeci batılı medeniyetin ve o medeniyetin dayandığı dünya görüşünün, felsefenin mensubu ve müdafiidir. Bu mânada 1924’te Mustafa Kemal’in ricası üzerine Amerikalı iş adamı Crane,...
“İngiltere’de hangi konsere gitseniz, klasik müziği gerçekten sevdikleri için değil, sevmeleri gerektiğini düşündükleri için orada bulunan bezgin insanlara rastlarsınız.” Bernard Shaw’ın dile getirdiği bu tespit sadece İngilizlere ait tuhaf bir durumu dile getirmiyor. Bugün yerküre ölçeğinde neredeyse sınır tanımaz şekilde insanlık, benzeri bir performansın sürdürücüsü. Herkes barıştan, adaletten, ahlaktan, özgürlükten...
Ülkemiz eğitim tarihinde ilk toplu müfredat 1893’te uygulanmaya başlandı. Küresel sermaye sisteminin yeryüzünde ağırlığını artırmasıyla, müfredat ve eğitim sistemleri doğrudan sömürü ve tahakküm alanı oluşturmaya başladı. Çünkü ‘’uyum’’ adıyla toplumları kontrol edip, sömürüye elverişli hale getirmenin yolu eğitimden geçmekteydi. Tabi bunu yaparken felsefi ve sosyolojik arka planı da unutmadılar. En...
Kritik bir eşikte olduğumuz tartışma götürmez bir gerçek. Her şeyi yerinden eden ve yeni bir yer edinmesini alabildiğine zorlaştıran güçlü bir devinimin içinde savruluyoruz. Yeni ve güçlü bir adaptasyon çabası içinde olduğumuzu söylemek güç. Ya işlevsiz, kendi içine kapanan rekleksif tutumlar sergileniyor veyahut mevcut akışa pürüzsüz bir eklemlenme gösteriliyor. Kritik...
Düşünce tarihinde özgürlük fikrinin üç ana tanımını görüyoruz. İlk tanıma göre özgürlük, her şeyden önce “kendini gerçekleştirme” anlamına gelmektedir. Bu husus, kişinin kendi iradesiyle eylemlerini başlatmak için doğuştan sahip olduğu ve bir dereceye kadar öncül belirleyici koşullar tarafından şekillenmemiş bir güce işaret eder. İnsanın yapısal bir olanağı olarak karşımıza çıkan...
Aristoteles’ten itibaren ahlaki noksanlık ya da bilme ile eylem arasındaki ilişkinin mahiyeti, kendine hâkim olamama kavramına bağlanmıştır. Tabiatı nedeniyle insanın ahlaki yetkinleşme yolunda kendi başına yüzde yüz başarılı olmasının çok zor olduğunu ifade eden filozof, bir yanda her insan tabiatının ahlaki makulleri elde etmeye yatkın olmaması, diğer yanda makulleri elde...
DERSAÂDET YAZILARI- 38 Geçen yazımızda Dewey’in Türkiye ziyareti kapsamında kaleme almış olduğu raporlardan birincisini henüz Türkiye’den ayrılmadan teslim ettiğini ve bu raporun “Bütçeye Konulması Muktezi Tahsisat Hakkında Rapor” başlıklı olduğunu belirtmiştik. Raporun adından da anlaşılacağı üzere Dewey, getirdiği önerilerin hayata geçirilmesi için öncelikle bütçeye konulması gerekli ödeneği ve nerelere harcama...
Medeniyet kavramının en bariz vasfının tüm insan deneyimlerini tutarlı ilişkiler ağı içerisinde bir araya getirecek bir “bütünlük” ilkesi sunması ya da din, bilim, felsefe estetik gibi insani etkinlik alanlarını tutarlı, kapsamlı ve dengeli bir şekilde bir araya getirilmesi, olduğu söylenebilir. Bu husus medeniyetin esasen insanlığın ideal düzen arayışlarının bir yansıması...