“Ya kahraman olacaktım ya da çamurlarda; bu ikisinin ortası yoktu ve beni kahreden de zaten buydu!” Fyodor Dostoyevski / Yeraltından Notlar, s. 54 Dostoyevski ve Tolstoy, bir dağ zirvesine çıkıp on dokuzuncu yüzyıl Rusya’sının iki zıt yüzünü kelimelerin füsunuyla çizdiler. İhtişam ve sefâletin üryan tablolarıdır onların romanları. Tolstoy şaşaa, debdebe,...
“Cumhuriyet düşünürü, mütefekkiri, feylosofu” var mıdır? Bu baştan mantıksız bir laf. Cumhuriyet bir rejimdir. Cumhuriyetle ilgili düşünenler olabilir, fakat bir “rejim düşünürü” olmaz! Olursa da rejim şaklabanı olur. Nitekim, bu şahıs da başlangıçta “cumhuriyet düşünürü” filan olmak iddiasında değildi. Karl Marks’dan, Fransız Komünist düşünürü Althusser’den tercümeler yapardı, kendini marksizme, sosyalizme, yani “evrensel” ideolojilere yakın...
İşte böyle bir düşünür, bilim adamı Türkiye’de bir bilim üssü kurmak istenmektedir. Pekçok bilim adamı getirilip (İngiliz, Fransız, Alman vs) gerçek manada bilim istihsal edilecektir. Hoca’nın bütün çabaları boşa gider. Bir türlü merkez kurulamaz. Halbuki kurulabilse, bilime, bilimsel çalışmalara, üretime üstün bir seviye kazandırılacak, standartları hayli düşük üniversitelerimiz için de...