Geçen günlerin birinde kadim bir dost içlenerek anlattı. Anlatmadı; yüreğindeki hüznü, kederi, derdi, tasayı, kaygıyı, endişeyi, hayal kırıklıklarını, kırgınlığı, yılgınlığı, yıkılmışlığı, çaresizliği, yalnızlığı boşalttı. Hikâye kısaca şöyleydi: Dört kız evladın ardından yıllar sonra bir oğlu olmuş. Çok istediği oğlunun doğumunu sevinçle karşılamış. Bu, öyle böyle bir sevinç değil. Çifte kurbanlar...