Dost, ahbab, yaran-ı Aziz, arkadaş, yoldaş, şimdilerde kanka, hatta pampa…Bütün bunların hakkını vererek insanın en çok hikâye oluşturduğu yer yatılı okuldur. Bizim bu arkadaşlık hikâyelerine hayat veren mekanımız Pazarören Mimar Sinan Öğretmen Lisesi. Arkadaşlığın her cephesiyle yudum yudum içildiği, ilmek ilmek işlendiği, tuğla tuğla örüldüğü yer bizim için Pazaören’den miras...
Fransa ile İngiltere-Prusya ittifakı arasında geçen ve tarihte Waterloo Savaşı veya Muharebesi olarak bilinen (16-18 Haziran 1815) savaş sırasında İmparator Napolyon, savaşın kaybedilmek üzere olduğunu anlayınca cephe komutanı generali huzuruna çağırır ve sorar; “General! Söyler misin, savaşı neden kaybediyoruz?” General, bu soruya “Onlarca neden var efendim!” diye cevap vererek saymaya...
Evlenince müthiş şeyler olacak, ölene dek mutlu olacağız zanneder insanlar. Bunların, evlendikten sonra epeyce yukarı çıkardığı çıta kafasına düşünce aklı başına hâlâ gelmez. Gelmez, çünkü evliliğin mantığı anlaşılabilmiş değil insanlar arasında. Hiç tanımadığın ya da flört ederek tanıdığını zannettiğin bir insanla ömrünün geri kalanını devam ettireceksin evlenince. Çay bahçesinde çay...
Yatılı Okul Günlüğü: Pazarören Mimar Sinan Öğretmen Lisesi Hatıraları İlk gün derslere girip çıktık, her şey çok normaldi. Okul heyecanı, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler, derken akşam oldu. Hani hastalikta da böyledir ya: Gündüz azdır ağrılar, koşuşturmacadan fark etmezsin ağrılarını, gece artar, çoğaldıkça çoğalır ağrıların, sabahı zor edersin. Bizimki de öyle...
Yıllar evvel dönemin Millî Eğitim Bakanı, bir ilimizin Millî Eğitim Müdürünü dört kez telefonla arıyor. Gelen dördüncü aramadan sonra telefona bakan müdür, önceki aramalara bakmama veya geri dönmeme gerekçesini arayan numaranın rehberinde kayıtlı olmamasına bağlıyor, hatta “İşletildiğimi zannettim.” diyor. Bakan Bey de “Eğer bir Bakan olarak ben sana ulaşamıyorsam, öğretmen...
Sivil toplum kuruluşları kanunların belirttiği meşru dairede faaliyetlerini gerçekleştiren kurumlardır. Yasaların dışına asla çıkamazlar, çıktıkları zaman yasal müeyyidelerle karşılaşırlar. Bütçesi de şeffaf olmalıdır, faaliyetleri de şeffaf olmalıdır. Ve sivil toplum kuruluşları milletin ihtiyaçlarından doğan kurumlardır. Ülkemizde her kesimden insan bir sivil toplum kuruluşuna üye de olabilir, kendi vakıf veya derneğini...
İlkokul birinci sınıfta derse giren öğretmene çocukların ilk sorusu? Öğretmeniiim, hangi takımı tutuyorsun? Öğretmen bu soruya ne cevap verirse versin, öğrencilerin bir kısmı tarafından sevilecek, bir kısmı tarafından sevilmeyecek. Sonraki yapıp ettikleriyle ya hepsinin kalbine girer ya da giremez orasını bilemeyiz. Bir beldenin, bir ilçenin, bir şehrin ileri gelenleri her...
“Ben çocuğumla arkadaş gibiyim.” “Çocuğum en özel şeylerini bile benimle paylaşır.” “Çocuğumla ilgili alacağım kararlarda mutlaka çocuğumun fikrini alırım, onun istemediği bir şeyi ona dayatmam.” Yukarıdaki sözleri söyleyen aileler entelektüel ailelerdir. Çoğu mürekkep yalamış, eli kalem tutan insanlardır. Kimisi de çok değerli, çokbilmiş, çok fazla kendinden emin psikologlardan, pedagoglardan, kişisel...
Hiç unutmam bugün bir arkadaşım kızını nişanlayacakmış, normalde mutluluktan eteklerinin zil çalması lâzım. Tebrik edeyim falan derken araya girdi. Bu tür güzellikleri paylaşacak kimsen yoksa bu tür güzelliklerin bir anlamı yok, dedi. Dur hele demeye kalmadı. Annen yok, baban yok, kardeşlerin yok… Bu tür güzellikler ağır geliyor bana, taşıyamıyorum, dedi....
Kimlerle dost olunur diye sordum ustaya… Mecburen bir araya geldiği insanlarla gönül köprüleri kurabiliyor da bu köprüleri uzun süre sağından solundan tamir ederek ayakta tutabiliyorsa ve zamanla mecburen uzak kaldığı insanlarla da bağını koparmadan hayatına devam edebiliyorsa… Bu tür insanlarla dost olunur, dedi usta. Peki, kimlerle dost olunmaz deyince… Hani...
Lisede okuduğum yıllarda özenli defterler tutardım. Kitaplarımı ve defterlerimi sene başında alır almaz ilk işim onları güzelce kaplamak, üzerine isim, sınıf ve numaramı yazmak olurdu. Kitapların tüm sayfasına bakar, fotoğraflarını incelerdim. İlk zamanlarda defterlerimdeki yazılar güzel olsun, güzel kalsın diye okula karalama defteri götürür, eve gelince de yazdıklarımı temize çekerdim....