Millet iradesine, insan haklarına, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, özellikle milletimizin inanç değerlerine yapılan en alçak saldırılardan birisi olan 28 Şubat Post modern darbesinin üzerinden tam 28 yıl geçmesine rağmen milletimizin bünyesinde açtığı maddi ve manevi tahribatı darbe öncesinde ve sonrasında yapılanların darbelerin şahidi olarak; unutmama, unutturmama, hafızalara kazıma, genç nesillere hatırlatma...
Modernizm hayata dair bütün disiplinlerden (bilim, sanat, eğitim vs) dini dışladığı için bu alanlara laiklik hakim oldu. Disiplinler, kendi gerekllik ve gerçeklikleri dışında herhangi bir bağlayıcı ilkeye yer vermez. Bunu kendi alanına tecavüz sayar. Disiplinler uygulama sahasında sadece hukukla (insan hakları evrensel hukuku, yerel yasalar, kurumsal ilkeler) sınırlıdır. Bunlar da...
Devlet memurları bir çeşit sözleşmeli kişilerdir. Memurlar, görev tanımı içinde yer alan işleri kamu adına yapmakla sorumludur. Görev sınırları, yetkileri anayasa, kanunlar, teşkilat kanunu, yönetmelik ve yönergeler ile belirlenmiştir. İdare amirleri bu işleyişin yine yetkileri doğrultusunda yürütür. Şeffaf bir yönetimde denetimler de şeffaf yapılır. Kimsenin o görevi severek mi yoksa...
Eslaf ‘kelin merhemi olsa başına sürer’ demiştir. Çoğu siyasi değerlendirmeler sadet dışı olabiliyor. İslam aleminin sömürgeciliğin pençesine düştüğü sıralarda Osmanlı da can çekişmektedir. Şartlarını değerlendiremeyen kimi safdiller kurtuluşu ondan beklemişlerdir. Fas’ta İspanyol işgali öncesinde bazıları Osmanlı’dan himmet beklemişlerdir. Halbuki ondan çok evvel Osmanlılar havlu atmıştır ve komşu Cezayir’i de kaybetmişlerdir. Faslı...
Meclis yine Kenan Paşa’nın “yemin”i ile açıldı. Hani şu âhir ömründe darbecilikten mahkûm olan, yaş haddinden cezaevine girmekten kurtulan, ismi cadde, meydan vs. yerlerden kaldırılan 12 Eylül’ün diktatörünün icad ettiği yemin. Bu yemin baştan sona bir saçmalıklar dizisi. Uzun ve kakafonik! Milletvekili yemin metninin Anayasa’da yer alması birinci saçmalık. Atatürk...
Şu gerçeği görmek zorundayız: Türkiye’de ideoloji “din”in yerine konuldu. Bunun en açık delili, 1928’de “Türkiye devletinin dini İslâmdır” ibaresinin 1924 Anayasa’nın 2. Maddesinden çıkarılması ve 1937’de ise “Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık” ilkelerinin aynı maddeye konulmasıdır. Bu ilkeler daha önce CHP’nin “umde”leri olarak benimsenmişti. CHP’nin bu ilkeleri benimsemesi 1928...
Türkiye cumhuriyetin 100. Yılına giriyor. Bir yüzyıl nasıl geçti? Nasıl bâdireler atlattık? Hangi gücümüzle zorlukları aştık? Bunlar üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Fakat düşünmek hürriyetle olur. Veya hürriyet yoksa, düşünmek sözkonusu olamaz. Dışa vurulmayan (sözlü veya yazılı) düşünceye düşünce denilemez. Türkiye’da Anayasa’nın ve kanunların tanıdığı hürriyetlerin çeşitli şekillerde kullanıldırılmadığı biliniyor. İkinci yüzyıla...