Sevgili öğretmenim, en derin kalbi duygularımla selam ediyor, hasret ve muhabbetle ellerinizden öpüyorum. En kısa zamanda hiç kaybolmayan mütebessim yüzünüzü görmeyi umduğumu beyan ederek mektubuma başlıyorum. Ah öğretmenim, siz gidince kuytularda tırnaklarını kemiren, sahipsiz sümüklü çocuklara döndük. Yakıtına su karışmış otomobil gibi tekliyoruz. Bizi terk edip ansızın gidişinize hiç mi...
O kutlu savaşın şahidi yalnızca Süphandağı mıydı? Bütün yer ve gök, gündüz güneş, gece ay ve yıldızlar, kehkeşanlar şahid olmamış mıydı? Malazgirt ovasında tarihin akışını değiştirecek bir rüzgâr esecek ve bu topraklar kutlu müjdeye mazhar olacaktı…Yüksek rakımlı ova bağrına takdir edilenin kanla yazılmasını bekliyordu. İklim-i Rum’un fethi, dahası Kostantiniye’nin alınması...