Hayattan ve okuduklarımdan hareketle öğrenmiş bulunuyorum ki bir hırsız ilk icraatında yakalanınca o işten el çekiyor. Yine bunun gibi ilk fahiş yanlış hareketinden sonra gerekli ağır cezayı görenler o işi tekrar yapmaktan vazgeçiyorlar. İlk hırsızlığında yakalanmayan, yakalansa da ceza almayan kişiler daha önce yaptım, yakalanmadım, ceza almadım deyip o kötü...
Günümüzde teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar derken artık her yaştan insan, ekranlarla çevrili bir dünyada yaşıyor. Ancak bu ekran bağımlılığı, özellikle çocuklar üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor. Çoğu ebeveyn, çocuğunun sessiz kalması veya oyalandığını görmek için bir tableti eline tutuşturuyor. Ama bu “kolaylık”, aslında...
Türkün bin yıllık İslamî şahsiyetini ve tarihini paranteze alan “Kemalist-Türkçü”lerle kripto gayr-ı İslamî çevreler BinbirHatimi iki şekilde itibarsızlaştırma gayretindeler. Bu konuda malûmat sahibi olmayan bazı saftirikler de bunların laklakınıtekrarlayıp durmaktadır: 1) Beş asırdır Binbir Hatim okunan Erzurum neden zelzele ve işgaller yaşadı? Demek ki Hatim okumanın bir faydası yok! 2) Anlamadıktan sonra Kur’an okumaya ne gerek var? Son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: ...
Gerek ülkemizde gerekse diğer İslâm ülkelerinde hac ibadetinin kura şartına bağlanmasıyla başlayan ve günümüzde katılım olarak milyonların akın ettiği Kâbe-i Muazzama’yı hac mevsimi dışında yapılan ibadet amaçlı ziyarete verilen ad olanUmre, biz Hanefîlere göre Müekked Sünnet iken bazı mezheplerin ömürde bir defa gitmek farzdır şeklindeki içtihatlarıyla dinî ödevlerimiz arasında yer almaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı...
Türkiye’nin yakın dönem düşünce tarihine bakıldığında, bazı isimler eserleri kadar, duruşları ve memleket tasavvurları ile hatırlanır. Dr. Mustafa Çalık bu ender isimlerden biridir. Mütefekkir/düşünür, yazar ve Cedid Mahfili karargâhı Türkiye Günlüğü dergisinin yayın yönetmeni olarak hem fikrin hem de medeniyetin muhasebesini yapan ve hükmünce amel eden fikir mimarıdır. Mustafa Abinin düşünce serüveni, Türkiye’nin modernleşme macerasını mercek...
13. asırdaki Moğol istilasından sonra birbirinden farklı beyliklerin ve devletlerin hakimiyetine giren ve esasında büyük bir fetret yaşayan Erzurum, 1514’te Yavuz Sultan Selim’in bugünkü İran hududunda, Çaldıran Ovası’nda yapılan muharebede Safevi hükümdarı Şah İsmail’i yenmesiyle Osmanlı devletine katılmıştır. Yavuz Sultan Selim kazandığı zaferle Tebriz’e girmiş, ancak ordunun huzursuz olmasından dolayı kışı geçirmek üzere...
Arkadaş, dost, yoldaş… Kelimeler yetmez yarenliğin manasını taşımaya. Çankırı’da “yaren”, dost hanesinin ötesine geçerek gönüllere uzanan toplumsal var oluş şenliğine dönüşmüş durumda. 1074’de Emir Karatekin’in Çankırı’yı fethiyle başlayıp Anadolu coğrafyasında insanı insana, insanı millete bağlayan köklü bir terbiye ekolünün adı olmuştur. Oğuz Kağan’ın 24 boy beyini toplayarak zaman zaman cemiyet...
İnsanlık, her çağda kendini yenilemek zorundadır. Eskiden öyle olduğu gibi bugün de bu böyledir. Bilgi çoğaldı, teknoloji gelişti, şehirler büyüdü; fakat insanın iç dünyası aynı hızla derinleşmedi. Bugün insanoğlu çokça bilgi sahibi olmasına rağmen maalesef mutlu ve huzurlu değildir. Aslında olmayan şey bilgi değil, bilginin özünü oluşturan irfan veya marifet bilgisinin eksikliğidir. Eksik olan Allah’ın rahmeti,...
Vuslatının 752. Sene-i devriyesinde Hz. Mevlana’yı rahmetle anıyorum. Dünya Milletleri arasında hoşgörü simgesi; İslam dünyasında, alim, arif, şair, mütefekkir, mütedeyyin ve mutasavvıf gibi pek çok ünvanla anılan Hz. Mevlana’nın asıl adı Muhammed Celaleddin’dir. 30 Eylül 1207’de Afganistan sınırları içerisinde yer alan Türk boylarının yaşadığı; Horasan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Babası...
İnsan bazen hiç kazanmadığı bir savaşın galibiyetini kutlarken gömülür. Bu bir ecel değil, bir çöküştür. Kimsenin fark etmediği, kimsenin durdurmadığı bir çöküş. Kaybetseydim yaşardım diyorum şimdi. Çünkü bazı yenilgiler insanı hayatta tutar. Kazanmak ise çoğu zaman yanlış bir ısrarın, gereksiz bir direnişin madalyasıdır. Bizi toprağın değil, zihnin gömdüğünü çok geç...
Şortla Hazret Ziyareti “HUZURDA” HUZURSUZLUK Geçen günlerde, yaşı otuzlarda olan bir kardeşimiz, müftülüğümüzde kısa bir zaman misafirimiz oldu. Kendisine bir bardak çayımızı nasip oldu. Misafirimizin, beyefendi bir kişiliği ve görüntüsü vardı. Hoşbeşten sonra misafirimize, sebeb-i ziyaretlerini sordum. Kendisi, “Hiç de hoş olmayan bir sebeple burada bulunuyorum.” deyiverdi. Çok yadırgamadım çünkü...