Yatılı okuldan sınıf arkadaşım Memiş Okuyucu, Tevfik İleri merhumun “Demek ki dün milletimiz için hayırlı bir iş yapmamışız Vasfiye Hanım!” sözünden yola çıkarak bendenize bir görev verdi: Milli Eğitim Bakanlığı dönemlerinde hakkında çıkan gazete haberlerini derleyip toparlamak. Başım gözüm üstüne de nasıl olacak bu iş? 70-75 sene evvelinin gazetelerini nereden...
Modern Batı’nın pozitivist düşüncesinin zirveye çıkardığı, evreni anlama ve ona hükmetme biçimi olan bilim, metodolojik olarak kendini duyu organlarıyla algılanana, ölçülebilene ve tekrarlanabilene hapseder. Bu, bilimin en büyük gücü olduğu kadar, en büyük kısıtlamasıdır da. Zira bilim, beş duyu organı dışında kalan her şeyi; mesela metafizik olanı, aşkın olanı ve kişisel deneyimin derinliğini bilgi alanı dışına iter. Sadece “olanı” kabul...
İlkokuldan beri öğretilen bir genellemeye göre bilim insanlığın ortak malıdır. Önermeyi böyle kuranların kastı, üretim yetkisi yasal olarak devredilmiş olmayan, anonim hale gelmiş teknoloji ve bilim açıklamaları olmalıdır. Yeryüzünde hiçbir millet, şirket, fabrika vs, tekerleğin üretim hakkı bizdedir dolayısıyla bizden başka millet, şirket, fabrika tekerlek üretemez demiyor, diyemiyor. Her ülke...
Günün tarihi 9 Ekim 2025’ti, sonbaharın içe kapanan, ama kalpleri muhabbetle ısıtan bir perşembe günü oldu bizim için. Sabah erken saatlerde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nin taş duvarlarının arasından başlayan bir yolculuktu bu. Yol arkadaşları Memiş Okuyucu, Murat Aktepe ve Dursun Yararsoy. Hedefleri ise Kırşehir’in kadim ilim ocağı Ahi Evran Üniversitesi...
Modern dünya, bilim ve teknolojinin kendinden emin ritmiyle ilerler; bu ritim, büyük ölçüde pozitivizmin bestesiyle düzenlenmiştir. Aydınlanma’dan doğan ve Auguste Comte gibi düşünürlerle sistemleşen bu anlayış, gerçek bilginin yalnızca gözlem ve deneyle doğrulanabileceğini ileri sürer. Metafizik, teoloji, öznel deneyim ve vahiy, “batıl inanç” ya da “anlamsız spekülasyon” olarak dışlanır. Pozitivist...
Vahiyle ve kâinattan süzülüp gelen bilimlerle insana akan bilgi, akıl ve kalp kapılarından kabul edilir. Vahiy ve fenlerden gelen bilgiye beyan, akıl şubesinin beyanı yorumlamasına burhan, kalp tarafının beyanı işlemesine irfan deriz. Beyan, burhan ve irfan hep birlikte gerçeği/hakikati/hidayeti ortaya koyarlar. Eğitim yolunda insan, bir kuşun kanat çırpması gibi akıl...
Geçmiştekiler varlıkla, yoklukla ve darlıkla imtihan edildiler ve elenmeden sıralarını savdılar. Günümüzde evren ve devran değişti. Şimdi eskilerin maruz kalmadıkları imtihan çeşitleriyle karşı karşıya bulunuyoruz. Onların çoğu darlık imtihanını geçtiler ve yüz akıyla atlattılar. Lakin yine de yoklukla imtihan olmak çetin bir haldir, söylemesi kadar kolay olmasa gerek. Kur’an ve...
Efendim, genç ve Töreli bir akademisyensiniz, sabah kalkmışsınız, sosyal medyada alanınızla ilgili hem de yurt dışında bir “Avrupa Türkoloji Sempozyumu” duyurusu görüyorsunuz ve hemen büyük bir heyecanla siteye giriyorsunuz; fakat icrasına bir ay kalmasına rağmen site hâlâ hazırlık aşamasında ve size “Web sitemiz güncelleniyor” diyor, ne hissedersiniz? Sözünü ettiğim sempozyumu,...
“Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım!” Yaşayanların tarihe telmihte bulunduklarını görürüz: Türklerin Ergenekon Destanı’na… wikipedia.org internet sitesinde Ergenekon Destanı ile ilgili şu bilgilere yer verilir: 14. yüzyılda Reşidüddin Hamedanî‘nin kaleme aldığı Cami’üt-Tevarih adlı eserinin “Mujallad-i Awwal” (Birinci Kitabı: Moğol tarihi) in “Bāb-i Awwal” (Birinci Bölüm: Türk ve Moğol kabilelerinin tarihi) inde Moğolların yaratılış destanı olarak...
İnsanoğlu fıtratında yenilik ve değişim arzusu ile yaratılmıştır. O nedenle yaşadığı dünyayı sürekli yenilemek ister. Bu yenilenme düşüncesi hayvanlarda bulunmaz. Hayvanlar binlerce yıldır aynı yerlerde, benzeri yuvaları yaparlar. Yaşama alanlarına müdahale edilmediği sürece ve iklim değişmedikçe genellikle aynı şartlarda yaşarlar. Ancak insan, zamana, şartlara ve teknolojiye göre değişen, şekillenen, bilime...
Efendim, en sonda söyleyeceğimi, en başta da söyleyerek sözlerime başlayayım: İlimcilik mi, yoksa bilimcilik mi oynayacağız? Bizim öncelikle buna bir karar vermemiz lâzım… Lugatimiz Kubbealtı’nda ilim, “bir şeyin hakikat ve mahiyetini kavrayıp idrak etmek” demektir. İlâhî bir sıfat olarak “Allah’ın gerek duyular âlemine gerekse duyu ötesine ait bütün nesne ve olayları bilmesi”...