Mesleksizlik zor zanaat (!) Dünyanın her yanında zor. Bir işi bilmeli, kişi…Türkiye’nin sancılarından biri mesleksizlik. “Ne iş olursa yaparım abi” rahatlığından, “Üniversite diplomalı işsizler” denizine yelken açalı çok oldu. İş bulmak zordu, şimdi daha zor oldu. Mesleksizlik mi, işsizlik mi? Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan benzetmesine uymuyor. Bu deyim...
“Dokunma kalbime zira çok incedir kırılır.O tıpkı mabede benzer ki orda hıçkırılır.Gülersen aşkıma gönlüm harap olur yıkılır.” Güfte ve bestesi Gavsi Baykara’ya ait suzinak şarkı, “Altın Üçgen” gezimde yine yoldaşım oldu. Kalbimi kırılıverecek gibi ince ve hassas hissettiren, hıçkıra hıçkıra ağlanılacak harap bir mabete benzeten şarkı, Altın Üçgen’e adım attığım...
Tekirdağ’a geldiğim gün dolunay karşıladı. Hafif esinti var, hava nemli ama bunaltıcı değil. Balkondayım, Marmara Denizi karşımda parıl parıl parlıyor. Yakamoz bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı gönül çeler. Koyu lacivert denizin üstüne çarşaf serilmiş sanki. Kırık beyaz, gümüşi bir renk. Gözlerimi alamıyorum. Radyoda, Türk Sanat Müziği’nin değerli...
Henüz adı konulmayan bir salgın, gelişmiş ülkelerden başlayıp, gelişmekte olan ülkeleri de kıskacına aldı. Salgınlar yoksul ülkelerden çıkar, varsıl ülkelere ulaşırdı. Şimdiki salgın farklı. Uzmanlar, hızla yayılan salgının belirtilerinin her evre için değişken özellikler gösterdiğine dikkati çekiyor. Riskli ülkeler arasında Türkiye de var. Uluslararası PISA sonucuna göre, “Türkiye’de ilköğretim ve...
Ankara’da öyle çoklar ki, üstelik sayıları sürekli artıyor. Hem çoğalıyor hem şişmanlıyorlar. Besili ve yağlılar. Kanatları bile tombul; boğazlı kazak giydirilmiş balonlara benziyorlar. Ne ürkeklikleri var ne de telaşları. Yavaş mı yavaşlar. Bunca ses, bunca kalabalık arasında bunca sakinlik… Hayret ki ne hayret! Bizim kuşak çocukken, güvercinler yüz metreden bizi...
“Ey İsrailoğulları! Hani biz vaktiyle sizin için denizi yarmış ve böylece sizi düşmandan kurtarmış, Firavun ve adamlarını ise gözünüzün önünde sulara gömmüştük.”(Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 2/50 Mustafa Öztürk Meali) Hangi ağaç, hangi bitki bilir, kara kıştan çiçeklenerek çıkacağını ve ilkbaharın müjdecisi olacağını? Sonra meyveye duracağını… Yüreğim oda oda, uçsuz bucaksız....
Ezan sesinin bizi içimizde yolculuğa çıkaran, Samanyolu’na götüren evrensel ve ilahi bir telkin olduğunu Karaman’ın Morcalı Köyü’nde idrak ettim. Öyle bir yatsı ezanı dinledim ki, kanıma işledi, ezgi ezgi ruhuma doldu. Tarifsiz, ne olduğunu anlayamadığım bir hal. Oturduğum yere yığılıp kaldım. Bedenim su başında mıhlı, baştan ayağa kulak kesildim. Dinledim,...
Haziran, tabiatın kokusunun en yoğun olduğu, çiçeklerin maratona çıktığı aydır. Tabiatın en güzel kokusu nedir sorusuna verecek cevabım yoktur ama hazirana en yakışan kokuyu sorsalar “iğde çiçeği” derim. Karaman, Türk dilinin başkenti diye bilinir. Benim memleketimdir. Yıllardır gidemediğim bir güzel şehirdir. Ankara, sağanak yağmurlarla boğuşurken, bir anda karar verdim, hızlı...
O, ölünceye kadar her gün yedi zeytinle yaşamaya razı bir bilge. O, bir aydın; gerçeğin ve hayatın ışığını arayan dertli adam. O, karanlıklar içinde harf harf biriktirdiği körpe fidan hükmündeki kelimeleri fikir potasında şekillendirip asırlık çınarlara dönüştüren üstat. O, sessiz, derin ve birikimli adam 36 yıl önce, 13 Haziran’da beden...
Boya, hafızamın muhafaza altına aldığı çocukluk dönemi renk ve koku kaynağım. Zihnime sinen, rengi ve kokusuyla tanıştığım ilk boya, kabarık revani dilimine benzettiğim süngeri, küçük teneke kutusuna bandırdığım siyah ayakkabı boyasına aittir. Şimdilerde olduğu gibi, o vakitler nerede ayakkabı bolluğu! Bir çift ayakkabıyı bir yıl kullandığımız idareli (!) yıllar. Büyüklerimiz...
Kitaplara ve kitaplığıma bağımlılığımın sebebini öğrendim. Şükürler olsun, korkulacak bir durum yokmuş. Kitaplığımdaki koku, cennet kokusu olmasa bile yalancı dünyanın en sahici kokusuymuş. Kitaplığımın düzenlenmeye ihtiyacı vardı. Raflardan bazı kitap ve dergileri indirip, yenilerine yer açmam gerekiyordu. Tembellik ediyordum. Bir türlü elim varmıyor, sürekli erteliyordum. Kitap okumaktan başka her şeye...