Konya’da 1978 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini babasının mesleği dolayısıyla yurdun çeşitli yerlerinde tamamladı. Üniversite eğitimini Türk Dili ve Edebiyatı üzerine yaptı.
Konya mahalli gazetelerinde aylık ve haftalık yazılar da yazmakta. Fatma Tutak’ın on bir farklı öyküden oluşan ilk kitabı “Tavan Arası Öyküleri” adını taşımakta. Çocuklara öykülerle hayatı anlatmayı hedeflediği ikinci eseri ise “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu.” Konya’da edebiyat öğretmenliği görevini sürdüren Tutak, 2019 yılında üçüncü kitabı olan “İkizim Günlük” ü okuyucuları ile buluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor.
Nerede o eski ramazanlar diye başlamayı düşünmüyorum. Endişeye mahal yok. Ramazan ayı üzerine düşününce aklıma ilk gelen şeyi sizinle paylaşacağım. Efendim malum Konyalıyız. İlk çocukluğum diye niteleyebileceğim beş altı yaşlarında iken Kovanağzı semtinde ikamet ediyordu bizimkiler bittabi ben de. Orada...
Bir kitabın sonuna geldiğinizde bir arkadaşla vedalaşırken olduğu gibi küçük veya üzerinizde bıraktığı tesire göre büyük bir burukluk yaşarsınız. Kitabı kapatır, arkanıza yaslanır kapağını evirip çevirirken onun handiyse ağzınızda bıraktığı tada odaklanır, dalarsınız. Bu normal olandır. Ah ki şimdilerde korkarım...
İnsanlığın gidişatından, ve gelecekten umudunu kesen insan yüzünü geçmişe döner. Sırtını geçmişe yaslar, başını geçmişin omzuna koyar; önüm arkam sağım solum sobe! Burası onun mağarasıdır; gizli geçidi, harikalar diyarı, efsunlu zamanlar mekânı aynı zamanda kadim öğretilerin güvenli kucağı… Adına ne...
Mitoloji insanlığın başlangıcıyla sahneye çıkan ve izleri günümüze kadar ulaşan büyük bir hazinedir. Bu hazine insanla ilgili her şeyi içine alır. O insanı ve anlama çabasını insana anlatan en eski söylencedir. İnsan, bilmek ve anlamak ister. Bunun için kendisiyle ve...
Yalnızsın biliyorum… Yalnız geldin dünyaya, yalnız yaşadın; yine yalnız gideceksin âlemi bekâya… Annenin karnında başka bir âlemde idin; o daracık uçsuz bucaksız yerin tek hâkimi, kralı idin… Dilediğince yaşar, yalnızlığınla rahatça hem dem olabilirdin. Gün geldi ayrıldın oradan istemeyerek. Zira...
Edebiyatımızda çoğu yazar eserlerini kendi ismiyle değil, önceleri mahlas sonra müstear olarak adlandırılan takma isim kullanarak neşretmiştir. Peki, ama neden? İnsan neden bunca zahmet ve meşakkatle meydana getirdiği eserinin altına belki de en fazla keyif veren ve gurur kaynağı olan...
Günler son sürat geçiyor. Saatlerin, dakikaların ardından yetişmek neredeyse imkânsız; aylar birbiri ardınca dizilmiş boncuk taneleri gibi uygun adım; yıllarsa dere misali akıp geçmede… Akarsuların dur durak bilmeden biteviye akıp büyük bir ummana yol alması gibi ömürlerimiz farkına varmadan tükeniyor....
Bir kitabın sonuna geldiğinizde bir arkadaşla vedalaşırken olduğu gibi küçük ya da üzerinizde bıraktığı tesire göre büyük bir burukluk yaşarsınız. Kitabı kapatır, arkanıza yaslanır kapağını evirip çevirirken onun handiyse ağzınızda bıraktığı tada odaklanır, dalarsınız. Bu normal olandır. Ah ki şimdilerde...
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı Bir dakika araba yerinde durakladı… “Hey Allah’ım sen sabır ver!” Sen misin emekli olan? Al bakalım karının maskarası olduk iyi mi? Telefona bak Ulvi, iki ekmek al Ulvi, çöpü çıkarmayı unutma Ulvi, çamaşırları balkondan...
Yozlaşmak: 1.Kişi, toplum vb. özündeki iyi niteliklerini, değer yargılarını, birtakım dış etkenlerle yitirerek bozulmak, kötüye gitmek; dejenereleşmek, dejenere olmak, tereddi etmek. 2.Dönüşen, bir halden başka bir hale geçen. Evet, işte tam da bu… Toplumun şu an içinde bulunduğu durumu açıklayan...
Yüzyıllardır insanoğlunun gündemini meşgul eden kadim konulardan biridir sanat. Sanat nedir? Sanatçı kime denir? Bir yapıtın sanat olarak adlandırılması için gerekli kıstaslar nelerdir? Filozoflar, eleştirmenler, bilim insanları yıllarca üzerinde düşünerek kendilerince yorumlayıp cevaplandırmaya çalışmışlar. Söz gelimi bir kısmı, “Sanat güzeli...