İlimle uğraşmanın insana kazandırdığı en değerli şey yeni bilgiler edinmekten ziyade bakıştır. Çünkü insan, dünyayı olduğu gibi görmez. Dünyaya sahip olduğu bakış kadar nüfuz edebilir. Aynı olaya bakan iki insanın farklı şeyler görmesi, biraz da bundandır. Marangoz bir ağaca baktığında keresteyi görür. Çiftçi meyvesini düşünür. Yorgun insan, onun gölgesini fark eder. Hikmet sahibi ise...
Son çeyrek asrın en trajik ve paradoksal manzaralarından biri, geleneksel olarak irfanı, hikmeti ve kültürel kökleri aktarmakla yükümlü olduğunu iddia eden eğitimcilerin, Batı’nın en seküler ve araçsal ürünü olan teknoloji karşısındaki derin boyun eğişi ve eleştirisiz hayranlığıdır. Bu, basit bir uyum meselesi değil, ileri sürülen “milli eğitim” düşüncesinin epistemolojik iflası...
Bir Maarif Davasının Ardından: Tevfik İleri’nin İzinde Rize’de Doğan Gönül İklimi Bazı isimler vardır; yaşadıkları çağla sınırlı kalmaz, geleceğe ışık olur, zamana ruh verir, nesillere yol gösterici olur. Tevfik İleri işte böyle bir isimdir. Ömrünü fazilet mücadelesine adamış bir devlet adamıdır. O, öldükten sonra hakikate ve Hakka giden yolda bıraktığı...
Tarihin her döneminde bilgi, insanı yüceltici bir güce sahip olduğu kadar, onu alçaltıcı bir iktidar aracına dönüştürebilecek potansiyele de sahip olmuştur. Gazâlî’nin dediği gibi: “İlim, sahibine edep kazandırmıyorsa, o bilgi değil, yük olur.” Çünkü bilgi, kalbi terbiye ettiğinde hikmete, yani irfana yükselir; nefsin hizmetine girdiğinde ise bir gösteriye, bir iktidar...
Her medeniyetin kendini hatırlatan kavramları vardır. Medeniyetler, özelliklerini bu kavramlara yükler; onlarla yayılır ve hükümranlıklarını bu şekilde sürdürürler. Kavramlar, Ömer Lütfi Barkan’ın ifadesiyle “kolonizatör dervişler” gibidir. Önce kavramlar gelir, ardından dil ve kültür yerleşir. Böylece güç sahibi uygarlığın etki alanı genişler. Bu sürecin hakikate, yani varoluş sürecine uygun olanı fetih;...
Kuşkusuz bugünün toplumları, insanları ve hatta diğer canlılar, hayatlarını Sanayi Devrimi’nin etkisiyle şekillenen Batı ve Amerikan merkezli ekonomik sistem içinde sürdürmek zorunda bırakıldılar. Bu sömürü sistemi yalnızca üretim biçimlerini değil; insana, hayata ve değer dünyasına dair ne varsa hepsini dönüştürdü, sahteleştirdi. Mesela Batılı insan, eski Roma’da borcunu ödeyemeyen kişinin köle...
Derler ki, bir işin sonucu genellikle işe başlarkenki hâlet-i ruhiyeye bağlıdır. Mesela, “öğrenciyi sınavdan bırakmak” niyetiyle sınav kâğıdı okumakla “öğrenciyi sınavdan geçirmek” niyetiyle okumak arasında büyük bir fark vardır. Birincisinde sınıfın en az yarısı kalırken, ikincisinde sınıfın dörtte üçü geçer. Yine derler ki, bir insana iyi, güzel ve olumlu sözler...
Doğuluların (elbette Müslümanların da) Batılılar karşısında hissettiği yetersizlik duygusu, özellikle modernleşme, sömürgecilik ve küreselleşme süreçleriyle yakından ilişkili tarihsel bir olgudur. Bunun dramatik yansımaları mimariden kentleşmeye, tıptan mühendisliğe, teolojiden pedagojiye hemen hemen her alanda görüldüğü gibi bir şemsiye alan olan akademide de bariz bir şekilde görülmektedir. Doğu ve İslam ülkelerindeki birçok...