Genç terzinin bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir, kıt-kanaat geçinip gidermiş. Çok soğuk bir kış gecesi dükkânındaki sobadan çıkan yangın onun felaketi olmuş.Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını...
Bir önceki yazıda kahramanımız er Feridun’u alıp Payitaht’a gelmiş; Yahudi tüccarı Selanik limanında bırakmıştık hatırlarsanız. Ne dersiniz hazır suyun öte yakasına geçmişken Rumeli coğrafyasında seyahate devam edelim mi? O günün Selanik’inden yola çıkıp bugünün Edirne’sine zaman ve mekânda dikey geçiş yapalım mı? Tabi ki yakamızı bırakmayan gariplik de eşlik edecek...