Dost, ahbab, yaran-ı Aziz, arkadaş, yoldaş, şimdilerde kanka, hatta pampa…Bütün bunların hakkını vererek insanın en çok hikâye oluşturduğu yer yatılı okuldur. Bizim bu arkadaşlık hikâyelerine hayat veren mekanımız Pazarören Mimar Sinan Öğretmen Lisesi. Arkadaşlığın her cephesiyle yudum yudum içildiği, ilmek ilmek işlendiği, tuğla tuğla örüldüğü yer bizim için Pazaören’den miras...
Haberleşmenin mazisi insanlık tarihi kadar eskidir. Geçmişte insanlar, birbirlerine karşı duygu ve dileklerini göze, kulağa hitap eden işaretleşme yöntemlerini kullanarak gerçekleştirmişler; ilerleyen süreçte bu ihtiyaçların büyük bir kısmı mektupla karşılanır hâle gelmiştir. Mektup, gideceği yere posta ile taşınır. Posta, ilk kez Orta Asya’da, iç denizin kurumasıyla baş gösteren göçlerin düzenli...
İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri olan çerçilik ve bugünkü modern alışveriş merkezlerinin atası olan çerçiler, vaktiyle üretim ve imalat sektörünün sevkiyat halkası olarak faaliyet göstermişlerdir. Çerçi; Farsçada “carcı, haberci”; Moğolcada bir yerden bir yere haber götüren, buyruk ulaştıran, parça, kırıntı anlamlarına gelen “çertçi”; Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde “esnaf-ı attaran-ı seyyaren” olarak...
Sunuş: İhsan Yalçınkaya bir kültür tarihçisi. Yitik kültürün izini süren yazılarıyla dikkat çekiyor. Geniş kesimler tarafından da çokça ilgi görüyor. Yaşanmış ama bitmemiş bir hikâyenin tamamlayıcı parçalarını tarihin dehlizlerinden keşfedip tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Kültür tarihçisi Melek Karadeniz’in kendisiyle yaptığı harikulade röportajı okurlarımızın istifadesine sunuyoruz. M. Karadeniz: —Him, keşikçi, siftinenler,...
Mimar Sinan Öğretmen Liseli Arkadaşlarımız Kimlerdir? Arkadaşlıkların derecesi ve samimiyeti zamanla değişebilmekte. Ancak Pazarören’de başlayan arkadaşlıkların temeli en geniş hikâyelerle örüldüğü için ne kadar zaman sonra başlasınız kaldığı yerden devam etmekte. Bu bakımdan on binlerce mezunun her birisiyle nerede karşılaşsak nereden başlasak daha dün ayrılmış gibi arkadaşlıklar kaldığı yerden devam...
Halı ilk olarak Anadolu, İran ve Türkmenistan’da dokunmuştur. Bu coğrafya, halı kuşağı olarak anılır. Halının yüzlerce yıllık geçmişi vardır. Ortak hafıza ürünüdür. Renk ve süs zenginliğinin yanı sıra kültürel çeşitliliği barındıran bir hüviyet taşır. Yün, ustalıkla döndürülen kirmenle eğrilerek ip hâline getirilir. Eğirme işi bittikten sonra evlerde halı dokuma telaşı...
Anadolu’nun mümbit topraklarının yanında çorak, kıraç ve meşakkatli toprakları da vardır. İnsanın tabiat ile mücadelesi Anadolu’da hiç bitmez. Yükselen yoksulluk nidaları yüreklere taşınır. Bakmaya, görmeye, söz dinlemeye gerek yoktur. Bozkırda yaşamanın usulü hep aynıdır. Soğuğu soldurur, sıcağı kavurur. Geçim derdi için alın teri dökenler, yedi kuşak geçse de hep aynı...
Dağların karı erirken tabiat yeşermeye başladı. İklim desenleri her geçen gün değişmekteydi. Almaçatı Yaylası’nda kış, öfkesini bahara terk ediyordu. Kevenlitapur’un dolambaçlı oyuklarından süzülerek derme çatma evlerin arasına doğru inen içme suyu da her geçen gün azalmaktaydı. Toros Dağları’nın kuytularına saklanmış yayla evlerinin kenarındaki bir haydanda dünyaya geldi. On dört çocuklu...
Pazarören mezunları, suyunu içip havasını teneffüs ettikleri, hayatlarının şekillendiği Pazarören’de bir araya geldiler. Pazarören’den mezun olan her öğrencinin ayrı bir anısı vardı bu okulda. Okulu ziyaret eden mezunların aklına gelen ilk hatıra; idare binasının önüne asılan “Kazandı” listesi oldu. Mezunlar, sınav sonucunu öğrendiklerinde sevdiklerine bu müjdeli haberi vermek için koşarken...
“Doğan Büyük Türkçe Sözlük” te çeşmeler; “İçme veya kullanma suyu akıtılmak maksadıyla yapılan hazneli, borulu musluklu yer. İlahi feyz kaynağı. Hakk’ı bulan kâmil kimsenin kalbi. Kaynak, su kaynağı, pınar ve göz.” olarak tarif edilmiştir. Özgün yapısı ve süslemeleriyle ülkemizde su mimarisinin seçkin örnekleri arasında yer alan çeşmeler, bir arada olma...
Babasına Apı derlerdi. Topal Abdullahlardandı. Anne tarafı Keltepe’de Daylaklar sülalesi olarak anılırdı. Hacı Dede Varol’un eski evinin yerinde küçük bir mahzende kalırlardı. Bizim oralarda sitemli sözlerin başında “boyu devrilesice”, “kara vurgundan gidesice”, “töremeyesice” çokça kullanılırdı. Törek, daha yeni dillenirken anasının sıkça kullandığı töremeyesice kelimesini telaffuz edemez; kısaca “törek” derdi. Köylüler,...