Ra Ma zaN: Başı Rahmet, ortası Mağfiret, sonu Nihaî kurtuluş Din ve kültürün birleşerek Toplumumuzda büyük ve önemli bir gelenek oluşturduğu Ramazan ayı, hangi yönden bakılırsa bakılsın toplum için bir “heyecan” ayıdır. Karşılanması, gelmesi, ilk günleri, ibadetleri, yemekleri, davetleri, yardımları ve bayram müjdesi ile Ramazan “bereket”dir. Daha gelmeden vakitler onunla...
Yaklaşık dört buçuk asır evvel, zamanın Bursa kadılarından birisi; feyzalmak ve mana âleminde sefere çıkmak arzusuyla gittiği kapıda “Yanlış yapıyorsun kadı efendi! Bizim kapımız yokluk kapısıdır, oysa sen varlık kapsının adamısın. Senin ilmin var, makamın var, şöhretin var, malın mülkün var. Senin dünyalıklarına karşılık bizim hiçbir şeyimiz yok. Sende Allah’tan...
Herhangi bir dargınlık sebebiyle görüşüp konuşmadığı, gıyabında sövüp saydığı, fırsat bulsa bir kaşık suda boğmak istediği yakınının (kardeş bile olabilir) öldüğünü duyan adam; koşar adım gidip cenaze namazına iştirak ediyor. “Nasıl bilirdiniz?” sorusunu “İyi bilirdik.” diye cevaplıyor. Tabuta omuz veriyor. Hatta hızını alamayıp mezara indiriyor. Geride kalanların hâlini hatırını sorup...