Bakınca ruhumuzu okşayan, okşadıkça huzuru nakşeden, biri bin eden, dünyanın giriş kapısına yazılmış “iyiliğinle gel” işaret tabelasına rağmen, güzel yaratılmış ne varsa, insan eliyle, insan diliyle bozulmasından belki de, yalnızlığım ete kemiğe büründü zaman içinde. Kapıyı zorlamak şöyle dursun, anahtarı unutmak istiyordum. Her şeye bir bahane bulmak zordur ama yalnızlığın...
“Zamanla geçer” sözüne inanıyordum ben de. Ve fakat yine zamanla öğrendim ki, zamanın geçiremediği ve hatta derinleştirdiği duygular, düşünceler, hazlar da var bu hayatta. Kalbime tesir eden ne varsa “unutulmaz bellek” kaydetmiş. Ne su alıyor, ne kar ne de fırtına. Bir taşla bile ezip yok edilecek şeyler değil. Bu bazen...